Abidin Uyar Yazdı; “İsrail’i kınamak kolay, zor olan kendi mahalleni kınamak…”

18.04.2026
9
A+
A-
Macaristan da çok önemli bir seçim yapıldı,
Viktor Orban seçimi kaybetti. Oysa çok güçlü olduğu ,medyasından ,yargısına ,polisine, hatta Trump,Putin, Netehyanunun  bile desteğini almış biri olduğu yazılıp çiziliyordu.
Seçimi kazanan Peter Magyar ve arkadaşları sahiden sözlerini tutar  Macaristan’ı yolsuzluktan kurtarır mı? Eski yönetimi yargılar mı?
İşte bütün mesela bu .
Macaristan umuda yelken açtı. Belki gerçekten yolsuzlukla ve bağımlı yargı ile hesaplaşacak .
Lakin Orban’ın hezimeti otokratların dünyanın her tarafında aynı hezimeti yaşayacak anlamı taşımaz.
Özelikle milliyetçi ve muhafazakar toplumlarda değişim kolay yaşanmaz inancındayım.
Çünkü lider bir tapınma objesidir.Vede çıkar gruplarına gerekli yatırımı yapmıştır.    
 
Ahmet Taşgetiren   05/04/2026 tarihli
   “Mahşere imanda yalpalamalar başlıklı” yazısında şöyle diyordu;
“Adalet epey bir zamandır sancılı bu ülkede… Adaletin terazisi sağlıklı işlemiyor. O yüzden de insanlar, ne yapsınlar, “Mahşer adaleti” ne sığınıyor. Orada terazi milim sapmaz, buna inanmışlar. “Zerre miktar iyilik varsa da görülecek, kötülük varsa da görülecek.”
İman bu.
Bunun da istisnası yok. İster belediye başkanı olun, ister Cumhurbaşkanı…
İsten baba olun, ister anne, ister evlat. İster amir olun ister memur, ister iş adamı olun, ister çalışan, ister satıcı olun, ister alıcı… Hangi rolün hakkını hak ettiği ölçüde veremiyorsan korkacaksın. Yazar da korkacak… Kalemini kirletmişse korkacak. Kalemini, birisinin hakkına tecavüz için kullanmışsa korkacak. Yalan yazmışsa, iftira atmışsa, korkacak.
Şöyle bir soru var kuşkusuz:
-Her ahirete, mahşerde hesap görüleceğine inandığını söyleyen gerçekten inanıyor mu? Yoksa “mış gibi yapma” alışkanlığı en çok ahiret hassasiyeti söz konusu olduğunda mı devreye giriyor? ”Ahmet Taşgetiren
 
Benim bu soruya vereceğim cevap  tamamen ampirik(gözleme) kanıta dayanıyor. Ve ben hayır diyorum .Bu tanıdığım  bu insanların çoğu “mış” gibi yapıyorlar “
Tanıdığım görünüşte dindar insanlar çok bariz insan hakları konusunda benim ülkemde en ufak tepki vermiyorlar.
En ufak üzüntü duymuyorlar. Utanmıyorlar.
Müslümanların Engizisyonu / Prof. Dr. Mehmet AZİMLİ
Mehmet Azimli hocam bu eseri yazdığında nelerle karşılaşmış .Sonradan öğreniyoruz .
MÜSLÜMANLARIN ENGİZİSYONU
Ölümcül Kovuşturmalar/Mihneler
Azimli hoca şöyle diyor .
Temmuz-2019’da yayınladığımız “Müslümanların Engizisyonu-1” kitabımız, henüz basılmadan önce engizisyona uğramış  bir kitap oldu. Kitapta bu ismin kullanılmamasına yönelik her
taraftan şahsıma ve yayıncıma baskı yapıldı.”
“İkinci kitabımız da yayınlanmadan engizisyona uğradı. İkinci kitap için madde yazan bir ilahiyatçı doktora öğrencisinin hocası, olayı duyunca öğrencisine, “o kitapta bu maddeyi yazarsan
akademisyenlik hayatını yakarım, bitiririm” deyince biz bu maddeyi başka bir isimle yayınlamak zorunda kaldık.”Mehmet Azimli
“Müslümanların Engizisyonu” kavramı, İslam tarihi boyunca hakim fıkhi veya siyasi görüşe uymayan âlim, düşünür ve farklı ekollerin; iktidarlar veya dini otoritelerce baskı, sürgün, hapis ve ölümle cezalandırıldığı tarihsel süreci ifade eder. Prof. Dr. Mehmet Azimli gibi araştırmacılar tarafından kavramsallaştırılan bu süreç, düşünce özgürlüğünün kısıtlanmasını ve tek tipleştirmeyi hedefler.
(Alıntı)İslam düşünce atlası·
     Fikirlerin Cezalandırılması: Temel özellik, kişilerin eylemlerinden ziyade düşünceleri, yorumları veya felsefi görüşleri nedeniyle (örn: Hallac-ı Mansur, Suhreverdi) hedef alınmasıdır.
·         “Zındıklık” ve “Mürtedlik” Suçlaması: Hakim anlayışa uymayanlar, fıkhi yorumlar kullanılarak “dinden dönen” (mürted) veya “zındık” (inançsız) ilan edilerek toplumsal ve hukuki baskıya maruz bırakılmıştır.
·         Siyasi ve Dini İttifak: Çoğu zaman iktidarların, meşruiyetlerini sağlamak veya toplumsal tektiplik oluşturmak amacıyla bu tür “yargılamaları” desteklemesi veya bizzat yapması söz konusudur.
·         Kurumsallaşmamış Baskı: Batı’daki gibi merkezi bir “kilise mahkemesi” olmasa da, farklı coğrafya ve dönemlerde benzer işlevi gören “halk baskısı”, “fetva heyetleri” veya “idari kararlar” işletilmiştir.
·         Tarihsel Süreklilik: Bu durum sadece belirli bir dönemle sınırlı kalmayıp, Abbasiler’den günümüze kadar farklı zamanlarda kendini gösteren bir “ötekileştirme” pratiği olarak tanımlanmaktadır.
·         Düşünce Özgürlüğüne Karşı Tavır: Felsefi, tasavvufi veya farklı fıkhi yorumların, “bid’at” (dine sonradan giren hurafe) sayılarak yasaklanması ve düşünürlerin dışlanması öne çıkar.
 DİNDAR SEÇMEN SOSYOLOJİSİNE BİR ÖRNEK;
Lider tapıcılığı…
Bir gün Hz. Ali’nin taraftarlarının yoğun olduğu
 
Küfe’den, bir Arap, devesiyle Şam’a gelmiş. Şam sokaklarında dolaşırken biri ona yanaşmış:

– Ver o dişi deveyi bana! demiş. Tartışma büyümüş, Küfe’den gelen adam, “Bu deve benimdir, üstelik dişi değil, erkektir” diye itiraz etmişse de anlaşamamışlar.
 
Konu Muaviye’ye yansımış.

Halk meydanda toplanmış… Muaviye, Küfe’den gelenle
 
Şam’da deveye sahip çıkan yerliyi dinledikten sonra, kararını açıklamış:

– Bu dişi deve Şamlınındır!

Sonra toplananlara dönmüş ve sormuş:

– Ey cemaat, bu dişi deve kimindir?

Cemaat hep birlikte bağırmış:

– Şamlınındır!

Küfeli şaşkın bir vaziyette devesinin ardından bakakalırken, Muaviye onu yanına çağırmış:

– Ey Küfeli, dinle! Sen de ben de biliyoruz ki, bu deve senindir ve dişi değil, erkektir. Ama sen Küfe’ye dönünce gördüklerini Ali’ye anlat ve de ki: “Ey Ali, Muaviye’nin, dişi deveyi erkekten ayırt edemeyen, o ne derse evet diyen 10 bin adamı var! Ayağını denk al!”
 
Sonuç yerine: 
Hani haksızlık Karşısında Susan, Dilsiz Şeytan Gibiydi?
Hadis olduğu söylenir.Bildiğim tek şey kapalı kapılar arkasında benim oportünist Müslüman dediğim tipler bu sözü çok kullanırdı.
Sonra ne oldu?
Sonra bir alim fetva verdi .Her doğru her yerde söylenmez türünden…
 Akif BEKİ o tarihte bir yazı yazmıştı.Arşivimde o yazı gözüme çarptı.
O alim ; “Doğrucu Davud Olmak”, 13 Haziran 2019:
…düşmanın, zalimin, kötü niyetli kimselerin işine yarayacak doğruyu söylemek fazilet değildir demiş …
Hadi düşmanı(O muhalefet) anladık peki zalim kim oluyor ?
Önce o alimin böyle şeyler söylediğine inanmadım .
Fakat kendide inkar etmemiş.
Yahu bu mezarlıklar size hiçbir şey hatırlatmıyor mu?

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.