SOMA FACİASININ 12. YILINDA: 301 MADENCİMİZİ UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!

13.05.2026
5
A+
A-
SOMA FACİASININ 12. YILINDA: 301 MADENCİMİZİ UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!

13 Mayıs 2025 günü Soma Maden Faciası’nın 12. Yıldönümünde; BAOB Yerleşkesi Özgürlük Meydanı’nda yitirdiğimiz canları andık. KESK, DİSK, TMMOB ve BTO Bursa Bileşenlerinin ortaklaşa düzenlediği basın açıklamasını TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri ve Makina Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Murat Korkut okudu.

Açıklama şöyle;

“Türkiye tarihinin en büyük işçi katliamı, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. tarafından işletilen Soma/Eynez yeraltı kömür ocağında bundan tam 12 yıl önce yaşandı.

13 Mayıs 2014 tarihinde meydana gelen faciada, aralarında 5 maden mühendisinin de bulunduğu 301 maden emekçisi yaşamını yitirdi. Dönemin Bakanı tarafından “en güvenilir maden” olarak tanımlanan ocakta yaşanan bu facianın üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen acımız hâlâ tazedir.

Soma maden katliamında hayatını kaybedenleri saygıyla anıyor, anılarını mücadelemizde yaşatacağımızı bir kez daha vurguluyoruz.

Değerli basın emekçileri, kıymetli kamuoyu;

Ülkemizde yaşanan pek çok acı deneyimin defalarca gösterdiği gibi Soma’da yaşananlar da ne kaderle ne de tesadüfle açıklanabilir.

Soma Faciası; bilimsel ve teknik gerekliliklerin yok sayılmasının, kamusal denetimin etkisizleştirilmesinin, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin maliyet unsuru olarak görülmesinin sonucudur.

İnsan yaşamı yerine şirketlerin kârını esas alan politikalar, 301 madencimizin yaşamına mal olmuştur.

“Unutmayacağız, unutturmayacağız” dedik.

Çünkü biliyoruz ki Soma’yı unutursak, unutturursak; İliç’ler, Amasra’lar, Ermenek’ler, Siirt’ler, Elbistan’lar, Kozlu’lar, Karadonlar ve sayamadığımız nice facialar yaşanmaya devam edecektir.

Soma’da yaşanan bir kaza değil; yıllar boyunca iktidarın, maden patronlarının ve sarı sendikaların birlikte kurduğu çalışma düzeninin sonucuydu.

Özelleştirme politikalarıyla birlikte işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri alınmadan, fazla mesailerle, düşük ücretlerle ve “dayıbaşılık” adı verilen sömürü düzeniyle madenciler çalıştırıldı.

Ancak bu düzenin bedelini onu kuranlar değil, madenciler ödedi.

Madencilik; bilgi, deneyim, uzmanlık ve sürekli denetim gerektiren en ağır ve en riskli iş kollarından biridir.

Ancak yıllardır uygulanan özelleştirme, taşeronlaştırma ve piyasalaştırma politikaları; kamusal madencilik birikimini tasfiye etmiş, üretimi teknik altyapısı yetersiz, denetimsiz ve kuralsız çalışma koşullarına teslim etmiştir.

Emek sömürüsünün derinleştiği, esnek ve güvencesiz istihdamın yaygınlaştığı, emek örgütlerinin etkisizleştirildiği 24 yıllık AKP iktidarı boyunca toplu işçi ölümleri tarihin en yüksek seviyelerine ulaşmıştır. Son olarak MESEM adı altında çocuk işçiliğine yasal bir kılıf oluşturulmuş olup İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi verilerine göre 2025 itibarı ile işyerlerinde meydana gelen kaza sonucu 81 çocuk hayatını kaybetmiştir.

Soma maden kazasının aradan geçen 12 yıla rağmen iş cinayetlerinde bırakın bir azalmayı; madenlerde, inşaatlarda, fabrikalarda ve işyerlerinde güvencesiz çalışma koşulları altında yaşamını yitiren emekçilerin sayısı artarak devam etmiştir.

Bundan 12 yıl önce Somalı madenciler, acıları henüz tazeyken tekmelendi. Atılan o ilk tekmeyi asla unutmuyoruz. Ancak bu 12 yıl boyunca madencilere başka tekmeler de atıldı.

Soma Katliamı Davası’nda patronlara adeta ödül gibi cezalar verildi. Patronlar, yaşamını yitiren her bir madenci için yalnızca 8 gün hapis cezasıyla cezalandırıldı.

Üretim baskısıyla, kâr hırsıyla, hakaretle ve baskıyla yıllarca kölece çalıştırılan 301 madencinin ölümü ve 162 madencinin yaralanmasına rağmen gerçek sorumlular cezasız bırakıldı.

Aynı mahkemeler, katliamdan yalnızca 47 gün önce madeni denetleyerek “Hiçbir eksik yoktur” raporu veren kamu görevlilerini de yargıladı.

28 kamu görevlisinin yargılandığı davada 16 kişiye 5’er ay, 2 kişiye ise 6 ay 7 gün hapis cezası verilirken, 10 kişi hakkında beraat kararı verildi.

Dava süreci boyunca yaşananlar ve mahkeme kararları, faciada kaybettiğimiz 301 madencinin acısının üzerine adaletsizlik duygusunu daha da büyütmüştür.

Son olarak kamu görevlilerinin yargılandığı davada istinaf mahkemesinin zamanaşımı kararı vererek dosyayı kapatması, Soma’daki büyük iş cinayetinde kamu sorumluluğunun yargı eliyle görünmez kılındığını bir kez daha ortaya koymuştur.

Gerçek sorumluları koruyan ve cezasızlığı esas alan bu anlayış, toplumun vicdanında derin yaralar açmıştır.

Facianın gerçek sorumluları; özelleştirme, taşeronlaştırma, denetimsizleştirme, sendikasızlaştırma ve kölece çalışma düzenini yaratanlar; kamu madenciliğini tasfiye edenler ve yılların birikimi olan madencilik bilgi ve deneyimini yok edenlerdir.

Bugün hâlâ madenciler; düşük ücretlere, güvencesiz çalışma koşullarına ve hak gasplarına karşı mücadele etmek zorunda bırakılmaktadır.

Bunun en yakın örneklerinden biri, Ankara Kurtuluş Parkı’nda ücretleri ve gasp edilen hakları için direnen, açlık greviyle seslerini duyurmaya çalışan Doruk Madencilik işçilerinin mücadelesidir.

Üzerinden kaç yıl geçerse geçsin, Soma’yı unutturmak isteyenlere rağmen; 301 madencimizi, ailelerinin adalet mücadelesini ve bu düzenin yarattığı acıları unutmayacağız.

Bizler; eşit, özgür, demokratik ve emekten yana bir ülke için, insanca çalışma ve yaşam koşullarının sağlanması için mücadelemizi sürdüreceğiz.

İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin kamusal bir anlayışla ele alındığı; taşeronlaştırmanın, kuralsızlaştırmanın ve güvencesiz çalışmanın son bulduğu bir çalışma yaşamı için mücadele etmeye devam edeceğiz.

13 Mayıs 2014 tarihinden gerekli dersler çıkarılmamış olsa da facianın 12. yılında yetkilileri madenlerde iş kazaları ve faciaları önlemek için gerekli adımları atmaya çağırıyor; iş cinayetlerinde yaşamını yitiren maden emekçilerini bir kez daha saygıyla anıyoruz.”

DİSK – KESK – TMMOB – BTO BURSA BİLEŞENLERİ

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.