Abidin Uyar Yazdı; “Everybody Knows · Herkes biliyor”

09.05.2026
18
A+
A-
Bu şarkının sözleri beni her zaman heyecanlandırır .
“Herkes biliyor geminin su aldığını”
“Herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini”
 “Yine de güvertede dans ediyorlar”
 “Sanki hiçbir şey olmamış gibi”
 “Müzik çalıyor, insanlar gülüyor”
“Yarın yokmuş gibi yaşıyorlar”
 “Ama gemi batıyor”
 “Ve herkes bunu biliyor”
 (Leonard Cohen / The Captain)
Gerçekten şaşırmamak elde değil .
Türkiye’nin ciddi problemleri olduğunu her kes biliyor ve kabul ediyor .
Başta iktidar ve muhalefet partilerinin  beyanlarından anlıyoruz .
Yabancı sermaye gelmediği için “AK Parti özellikle CB sistemi döneminde yatırım getiremediği için yüksek faizle borçlandı. 2026 bütçesinde faize ayrılan para 2 trilyon 700 milyar liradır! Bu sorunun doğru cevabını, iktidarın 24. yılında Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı verdiler: Hukuki güven sorunu” Taha Akyol
Şimdi nereden çıktı 2 trilyon 700 Milyar faize ayrılan bütçe .
Bunu en iyi fıkıh otoritesi ve üstelik ekonomi biliminde doktora yapmış,
ekonomi yönetimine faizsiz sistemin teorisini yazacak kadar bilgili olarak atanmış o fıkıh hocası  verebilir .
Birde Diyanet mensupları verebilir .
Çünkü bu kadrolar modern iktisadı fıkıh ile uzlaştıracak kadar becerikli…
Fakat nedense iktidara hiç yardımcı olmuyorlar.
 RİBA konusunda hepsinin uzmanlığı var.
Üstelik bu kadroların çoğu hastalık derecesinde iktidar yanlısı .
Faiz konusunda neden yardım etmiyorlar anlamış değilim .
Öyle zannediyorum ki halkımızın çoğu da bir çok şeyi muhtemel biliyor …
Mafyanın nasıl oluştuğunu …
Kamu kaynaklarının nasıl harcandığını  …
Nepotizm, ahbap çavuş(crony )kapitalizmini …
İmar rantının nasıl oluştuğunu, gösterişli tüketimin ne olduğunu, mahkemelerin neden adalet dağıtamadığını çok iyi biliyorlar  …
Hatta bürokratların tamamı  aksaklıkların nereden geldiğini de biliyorlar  .
İşte bu noktada Prof İskender Öksüz hoca  karar gazetesinde ilginç bir yazı yazmış …
Hocanın çıkarımı muhteşem …
Herkesin her şeyi bildiği bir ülkede, herkes herkesin bu şeyleri bildiğinde biliyor …
Özetle;
Ben ülkem hakkında her şeyi biliyorum, komşumda biliyor .
Hasan ,Hüseyin Siyasetçi, yargı bürokratı ,silahlı bürokratta her şeyi biliyor …
Üstelik hepimiz, tüm toplumun bildiğini de biliyoruz  .
İskender hocanın ;meşhur kral çıplak hikayesindeki de ki örnek gibi ;
Hikaye şöyle ;
“Kral, terzilerine; kendisine çok ince, çok zarif, itibarını göklere çıkartacak bir kıyafet dikmelerini emreder.
 Bir süre sonra “Hazır mı?” sorusuna, baş terzi, “Hazır efendimiz.” cevabını verir ve dilediği an kıyafeti sunacaklarını bildirir.
 
Kral getirmelerini söyler.
 Bir terzi ordusu makama gelir, el etek öptükten sonra, o çok ince, inceliğinden gözle görülmeyen kıyafeti krala itinayla giydirirler.
 
 Baştan da ilân ederler: Bu kumaş o kadar hafif, asil ve incedir ki birçok insan onu göremez bile.
 
 Hangi terzinin aklı ise… Terziler soyma ve giydirme hareketleri yaparlar. Aslında ortada elbise falan yoktur.
 
 Fakat kimseden çıt çıkmaz. Hatta övgüler başlar: Aman efendim pek yakıştı! Haşmetlumuza pek uygun, pek asil ve zarif efendim…
 
Hani bizim parti grup toplantılarımız gibi bir hava. O zamanlar alkış âdeti yokmuş, sözle yetinilirmiş. Sonra kral yeni kıyafetiyle saray dışına çıkar ve maiyetiyle ağır ağır, itibarına yakışan ağırlık ve asaletle yürür.
 Çırılçıplak. Kralın çıplak olduğunu maiyetindekiler tek tek görür.
 Halk da tek tek görür. Burada “tek tek” önemli. Çünkü kimse bu tek başına gördüğünü etrafına söylemeye cesaret edemez.
Söyler de kral kızarsa başına neler gelir.
 Daha beteri, herkes o nadide kıyafeti görüyor da kendisi görmüyorsa rezil olmak da var.
Kralın çıplak olduğunu herkes biliyor ama kimse herkesin bunu bildiğinin farkında değil
. O meşhur ve şok gibi gelen ana kadar… Ya kızarsa ya ben eksikliysem gibi endişelerden azade küçük bir çocuk bağırıverir:
 “A aa! Kral çıplak!”
Ve yer yerinden oynar. Bir anda herkes, herkesin bildiğini bilir. Aldatmaca çemberi kırılmıştır. Kral çıplaktır ve bunu sonunda kral bile fark eder.
 İskender hoca bir yazıda ne çok şey anlatmış bu topluma…
Fakat son noktayı bir Rus fıkrası ile koymuş .
  SOVYET POLİSİ HER ŞEYİ BİLİRDİ…
Sovyetlerin o andaki eşsiz büyük lideri ucu bucağı görülmeyen, itibar bahşeden korteji ile Moskova sokaklarında ilerliyormuş. Derken bir adam, alçak sesle, “Eşşeoğlu…” diye fısıldamış ve aynı anda kararlı bir el omzundan yakalamış. “Yürü!”. KGB tabii… Adamcağız, “Efendim”, demiş, “yanlış anladınız. Yanımdaki nasırıma bastı. O yüzden, tepkiyle söyledim.” Memur kararlı, “Yürü.” demiş, “Sovyet polisi kime ‘eşşeoğlu…’ denileceğini bilir!”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.