Abidin Uyar yazdı; “Analitik sorgulama; Dindar insan ahlaksız olabilir mi?”
Okuduğum yazı güncel bir konu …
Ana hatları itibari ile yazıdaki soruları her aklı başında samimi Müslüman soruyor tabi …
Soru:
Dindar insan ahlaksız olabilir mi? Veya bir insan hem dindar hem nasıl ahlakız olur ?
İnsan hem bir Tanrıya hem hesap gününe (ahirete )inandığı halde bilerek bir çok kötülüğü (Adam öldürmekten, çalmaya ,yalancı tanıklıktan, adaletsiz hüküm vermeye vs )nasıl yapar? …
Zorunlu olarak akıl yürütmede Tanrı inancı ile ahlakı yan yana getirmek durumundayız .
Şunu asla söylemiyorum .
Din ahlak verir, vermek zorundadır.
Veya ;ahlaksız bir adamı ahlaklı yapar, siyasetçiyi doğru iş yapmaya zorlar, yargıcı, savcıyı, polisi, anne babayı ,öğretmeni, karı-kocayı esnafı özetle toplumdaki her kesimi ahlaklı yapar demek istemiyorum .
Dinin yaptığı şey sadece insanda verili bulunan güzele yöneliş, faydalı iş yapmak ,adaletli olmak, çalmamak ,başkasının hukukuna tecavüz etmemek ve bir toplumda herkesin üzerinde uzlaştığı erdemli bir toplumun vicdanında oluşmuş istidatı (yetiyi)açığa çıkarmakta yardımcı olmaktır .
Yani din hatırlatır .
Eğer bir Tanrıya inanıyorsan onun tarafından gözetlendiğini ondan bir şey kaçıramayacağını, sorumlu ve iradeli varlık olarak yaptıklarından mutlaka hesaba çekileceğini aklından çıkarmazsın
Gerçekten eğer bir adam bir günde zahmete girip ibadet yapıyorsa, sünnet inancı ile sakal bırakmışsa o kadar masraf edip hacca gitmiş ise ondan dinin istediği şeyleri yapmasını beklemek diğer insanların hakkıdır .
Yani o adamın olan biten olaylarda adalet peşinde koşmasını beklemek
gayet doğaldır..
EVDEKİ HESAP NEDEN DİNE UYMUYOR ?
Bu sorunun cevabını Nasr Ebu-Zeyd veriyor …
(Mısırlı bir âlim ve düşünürdür. Kur’an’ın “kültürel bir metin” olduğunu savunması üzerine İslam dünyasında büyük tartışmalara yol açmış, eserleri nedeniyle “mürted” (dinden dönmüş) ilan edilerek Hollanda’ya gitmek zorunda kalmıştır.2010 YILINDA VEFAAT ETMİŞTİR)
KUR’AN’DA ‘ÖTEKİLER’: HERMENÖTİK BİR YAKLAŞIM∗ Nasr Ebu-Zeyd Çev. Mesut DÜZCE∗∗
Nasr ebu- zeyde göre İslam nedir?
“Diğer dinlerin tümünde olduğu gibi, İslam da tarihsel olarak büyüyen, gerçek insanların yorum ve tecrübelerinin bir sonucudur.”
Yani özetle İslam; Tarihsel süreç içinde feth ettiği yeni yerlerdeki milletlere İslam’ı tebliğ ederken kendi de o milletin örf ,adet ve alışkanlıkları ile feth edilerek bir sürü farklı yoruma değişime uğramıştır. Bu sebeple bir Türk, bir Malezya, bir Pakistan bir Hindistan, bir Suud, bir İran; İslam’ı çok farklı anlamış onlarca ekol farklı mezhepler çıkmıştır. Onun için ; Nasr Ebu-Zeyd; Kuran(vahiy ) ile İslam’ı ayırmıştır. O şöyle der ; “Kur’an ile İslam arasında da bir ayırım olması gerektiğini savunuyorum. Çünkü İslam, insanların Kur’an’ın öğretilerinden anladıkları ile uyumlu bir şekilde kendi yaşamlarını inşa etmek üzere ortaya koydukları çabalarının bir sonucudur.” Nasr Ebu-Zeyd…
Analitik sorgulama;
Özgür Koca*’nın yazısından alıntılar …
Felsefe, İlahiyat, Karşılaştırmalı Dinler
Dindar Ama Ahlaksız Olmanın Kodla rı
Yazarın tespitlerinden belli maddeleri bu yazıma aldım…
Türkiye ve diğer Müslüman-çoğunluklu ülkelerde neden bir ahlak krizi var?
Dindarlığın ahlak üretememesinin sebepleri neler?
Batılı ülkelerde durum nedir? Ahlaksızlık ile otoriterlik arasında nasıl bir ilişki var?
SEBEPLER ;
___________=
Mutlakçılık:
Bir din yorumu size mutlak doğruyu sunduğunu iddia ediyorsa bir tuzak ile karşı karşıyasınız demektir. Buna inanan bir insan çok kolay kendisini dünyada ilahi iradenin temsilcisi olarak konumlandırabilir. İlahî irade ile şahsın iradesi arasındaki sınır kaybolur. Kişi kendi iradesi ile ilahi iradeyi aynileştirir. İşte tam da burada kişiye yaptığı hastalıklı ve ahlaksız şeyler ilahi iradenin de talebi olarak görülür. Bir militan kendisini siviller arasında patlatırken ya da bir devlet başkanı bir grup insana zulm ederken kendisini aslında ilahi iradenin hizmetkarı ve uygulayıcısı olarak görmektedir. İlahi iradeyi gasp etme çabası da diyebileceğimiz bu tavır müthiş bir kibir ima eder ama bu durumdaki bir insan bu kibri fark edemez bile.
Ütopyacılık:
Eğer din yorumunuz ütopik bir gelecek öneriyorsa gene bir tuzak ile karşı karşıyasınızdır. Bu yalnızca dinî değil sekuler ideolojilerin de problemidir. Troçki Komunist devriminden sonra hayatını kaybeden milyonlar hatırlatıldığında “devrim için ödenmesi gereken küçük bir bedeldir o” demişti. Bir kez ütopik bir gelecek farzederseniz oraya giderken yapacağınız her şeyi meşrulaştırabilirsiniz. Ne de olsa” halkların iyiliği,” “alem-i Islam” yada “apaydınlık ve tertemiz bir bahar” için yapmakdasınızdır herşeyi. Böyle bir hedefe koşulurken ufak tefek arızalara bakılmaz. Burada insan hayatı araçsallaşır ve ahlak terk edilebilir.
Duygu pompalaması:
Bir başka problem dinin yüksek düzeyde duygu pompalanması ile öğretilmesi. Ahlak ise duygudan ziyade aklın konusu. Hayatı rasyonel bir şekilde analiz etmeniz gerekiyor. Aklı öteleyen ve onu “yanıltıcı bir alet” olarak gören din yorumlarının son derece rasyonel bir uğraş olan ahlak konusunda yetersiz kaldıklarını görüyoruz. Samimiyetle işlenmiş hatalar kaplıyor ufkumuzu.
Devlet ve iktidar:
Din ile iktidar arasındaki mesafe kaybolunca da din ahlak üretemiyor. Devlet ile arası azalan din araçsallaşıyor. Devlet güç eksenli düşündüğü için dinin iç mantığı ile çelişiyor. Din zayıfın ve sivil toplumun yanında bir ahlak kaynağı iken gücün yanında durmaya başladığında devletin günahlarının fetvacısı konumuna iniyor. Din ile güç karşılaştığında, bazı istisnalar hariç, kazanan hep güç oluyor. Buradan modern Müslüman toplulukların din ile devlet ilişkisinin hem pratiği hem de teorisine dair ciddiyetle düşünmeleri gerektiği sonucu çıkıyor.
SONUÇ YERİNE ;Neden yazıyorsun diye soran dostlar çoğunlukla haklı.
Yazılarım zaten kerameti kendinden menkul yazılar.
Yazdıklarıma bir değer yüklemiyorum .
Ancak günlük yaşamda ahlak kavramı tanıdığım dindar arkadaşlarda 5-6 aşırılığı kapsıyor hepsi bu.
Deontolojik(ödev)ahlak ile teleolojik(çıkar ,sonuç odaklı (teolojik değil ) ahlak bir çok tanıdığımda bir bilince tekabül etmiyor .
Oysa tartışmak istiyorum.
Nasıl oluyor da doğanın tahribi, makam uğruna politik kayırmacılık ,İmar rantı ,kamu kaynaklarının yok edilmesi, her gün adalet sistemi ile ilgili ortaya çıkan vahim tablo, diyanetin fetvaları ,aşırı pahalılık ve bütçeye konulan 2,7 trilyon faiz gideri bu dindarı hiç rahatsız etmiyor.
Ama hepsi namaz kılıyor .
İçlerindeki hiç okumayan ama çok samimi olan insanları tenzih ederim. Fakat o oportünist dindar yok mu? Hiçbir ahlaki kuralları yok.
Her şeyin farkındalar. Lakin sınıf çıkarları her şeyin önünde…
Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum