Abidin Uyar Yazdı; “Muhafazakârlığın Sosyolojisi …”

25.07.2026
19
A+
A-
Milletvekili ve Hukukçu Mustafa Yeneroğlu
Kötülüğü yapanlar kendilerini nasıl ikna ediyor? diye soruyor…
Kötülüğü yapanlar kendilerini çoğu zaman iyi gerekçelerle ikna eder.
Bize düşen, o gerekçelerin altındaki ahlaki çürümeyi görmek ve göstermek olmalıdır.
Çünkü bir toplum, kötülüğün hangi güzel kelimelerin arkasına saklandığını fark edemezse, bir süre sonra kötülüğe değil, kötülüğü ifşa edene öfkelenmeye başlar.
Kötülük çoğu zaman kendisini kötülük olarak takdim etmez.
“Kimi zaman “görev” der. Kimi zaman “emir” der. Kimi zaman “dava”, “devlet”, “güvenlik”, “örgütle mücadele” gibi kelimelerin arkasına saklanır. Bazen de hiçbir şey demez; sadece yapılır, geçilir, unutulur. Fail evine döner, sofrasına oturur, çocuğunun başını okşar ve kendisini kötü biri olarak görmeden başını yastığa koyar, rahatça uyur.
Asıl ürpertici olan da budur.
Kötülüğün en tehlikeli yanı da budur. Çünkü insanlar çoğu zaman kötülüğü nefretle değil, haklı olduklarına inanarak yaparlar. Onu meşrulaştıran bir gerekçe bulduklarında, vicdanın itirazını da susturabileceklerini düşünürler.
Kötülük yapanların çoğu sabah aynaya “ben kötüyüm” diye bakmaz. Tam tersine, kendisine makul cümleler kurar. “Görevimi yaptım.” “Emir böyleydi.” “Devleti korudum.” “Onlar da masum değildi ki.” “Bir şey yapmasalardı, buraya düşmezlerdi.” Böylece vicdan yavaş yavaş susturulur”
KÖTÜLÜK SORUNUNDA MUHAFAZKARLIĞIN ROLÜ
Bizdeki muhafazakarlık daha ziyade kültüreldir …
Yani antropolojik kültür (Prof. Besim Dellaloğlu “içinde doğup büyüdüğünüz kültür /Poetik ve Politika SH/31)…
Fakat bu muhafazakarlık bireyin siyasi tercihlerine, ekonomik düşüncesine de yansıyor …
Türkiye’nin kaderini de bugün bu muhafazakârlık belirlemiştir.
Bu muhafazakarlık milliyetçilik ideolojisini de içinde barındırsa da bu çok farklıdır …
Bu muhafazakarlık ta din de çok önemli olmakla beraber genelde bölgesel ve coğrafidir.
Dindarlık  geleneksel taklidi ritüeller dayanır .
Muhafaza etmek istediği şeyler nesnel ahlaki yargılar  değildir .
Örneğin bizdeki muhafazakara “Kurandan” delil olarak ayet dahi getirseniz ;
Hukuksuzluk ,insan hakları, kıyıların yağmalanması, doğanın tahribatı, adaletsizlik ,yolsuzluk, nepotizm veya özgürlüğün yok edilişi ,mafya düzenine karşı çıkış konusunda zerre kadar Allaha karşı sorumluluk hissetmez.
Ancak muhafazakarlık dendiğinde sadece sağ seçmen veya dindar anlaşılmamalı…
Prof. Besim Dellaloğlu şöyle diyor  …
“Muhafazakarlık bizde genel algı olarak dindarlık şeklinde oluşmakta …
Fakat kitaba bakarsak sosyolojik gelenek bize bunların batılı ideoloji olduğunu söyler.
Sosyalizm ve Milliyetçilik ne kadar batılı ise muhafazakarlıkta o kadar batılıdır.
Bizde muhafazakarlık cumhuriyet modernleşmesine tepki olarak doğduğu için farklıdır .
Batıda Fransız devrimine tepki olarak doğmuştur onun hızına temposuna  tepkidir .
Bu yüzden bizdeki muhafazakarlığın batı muhafazakarlığın batı batıcılığı çok güçlüdür.
Ve batıya göre bizdeki muhafazakarlık çok daha kültüreldir .
Batıda daha sınıfsaldır .
Bizde otomatikman dindarlık ile birleşir ve bu dindarlık ile siyasi tercihe etkiler düşüncesi de hakimdir.
BEKİR BERAT ÖZİPEK…
“Muhafazakârlığı, özellikle Türkiye’de, diğer ideolojilerden belki de bir derece daha fazla incelemeye değer görebiliriz. Çünkü Türkiye, çoğunluğu itibariyle bu fikrî gelenekten beslenmekte ve kendisini de bu ideoloji ile tanımlamaktadır. Fakat muhafazakârlık genelde dindarlıkla karıştırılmakta ve bazıları muhafazakârlığın dindarlıkla aynı anlamda olduğunu düşünerek kullanmaktadır. Oysa gözlemlendiğinde muhafazakâr olduğu addedilen bu kişilerin ideolojik anlamda muhafazakâr olmadığını da görebilmek mümkün. Muhafazakârlık ideolojisiyle dindarlık arasında da zorunlu bir ilişki yoktur. Örneğin ateist muhafazakârlar da mevcuttur.[2] Bu konuda bir eksiklik de bir yöntem ve tutum olarak muhafazakârlık kavramının kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Muhafazakârlık Nedir? – Hür Fikirler/Bekir Berat özipek /Emre Turku
YARDIM DERNEKLERİ ;
Ben hiç birine güvenmiyorum .
Buna rağmen bazen tercihte bulunuyoruz. Hiç unutmam bundan 7-8 yıl evvel çocuklarımın zekat bağışını kendi ellerimle bir derneğe(çalışan arkadaşlarımın samimiyetine güvendiğim için) teslim etmiştim. Onlar da dönemin etkili iktidar siyasetçisine kendi antetli atletlerini giydirip sanki kendi cebinden çıkmış yardım gibi oya tahvil etmişlerdi.
Kesin kural şudur.
Bir yardım derneği sivil toplum örgütü olmak zorundadır.
Hiçbir iktidara ve güç odakları ile inanç grupları ile organik bağ içinde olmamalıdır.
Yani ihtiyaç sahibi Hıristiyan da olsa Yahudi de olsa ateiste olsa dini inanç gözetmeden yardım etmek zorundadır.
Bunlar gönüllü kuruluşlardır.öyle iş ve işçi bulma kurumu gibi ücretli çalışan istihdam etmezler.Hele bir yardım derneği iktidarın şubesi gibi çalışıyorsa orada kesinlikle yolsuzluklara karşı bir koruma kalkanı vardır.
 Yardım dernekleri muhafazakar toplumda daha çok çıkıyor. Çünkü devletin yetişemediği alanlardaki açığı kapatıyorlar .
Tabi yasal bir statüleri ve denetimleri  söz konusu .
Ancak evdeki hesap bazen çarşıya  uymuyor .
Son dönem ciddi iddialara konu olan bir  dernek var .
Ahbap Derneği;Sanatçı Haluk Levent tarafından 2017 yılında kurulan ve Türkiye genelinde sosyal dayanışma, eğitim, sağlık ve afet yardımı gibi alanlarda faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşu olarak tanımlanmakta . Dernek; ihtiyaç sahiplerine ayni ve nakdi destek sağlamak ve toplumda yardımlaşma bilincini güçlendirmek amacıyla kurulmuştur.
Fakat bu gün ortaya çıkan tablo amacından çok uzak olduğu yönünde.
Peki yardım ,ihtiyaç sahiplerinin yanında olmak  gibi ahlaki bir niyet nasıl olurda suça bulaşır?
Aslında insanın olduğu her yerde  kuşku daima olmalıdır .
Devlet soyut kavramdır,devletlerde zaman zaman suça bulaşır .  
Tabi üst düzey yetkililer aracılığı ile genelde olur .
Hiç ummadığınız  bir alanda adı kahramana çıkmış bir savcı Zekeriya Öz  suç örgütü lideri gibi çalıştığı  FETO denen kirli örgütün çıkarları uğruna bir çok çalışma yaptığını bizler çok sonra öğrendik.
Özetle  denetim  dediğimiz kontroller bunun için vardır .
İsterse en ulvi ve kutsal din adına yürütülen dava adına olsun ,ister vatan millet için olduğunu iddia edilen milliyetçilik adına kurulan ve çalışan örgütler olsun her zaman pimi çekilmiş bombaya dönüşebilir.
Bizde görülmese de ,insanlık tarihinde ; yardım parası olarak iyi niyetli insanların yaptıkları yardımların liderlerin şahsi hesaplarında ölümlerinden sonra mirasa konu olduğu ve  mirasçılar aralarında kavga çıktığı da görülmüştür .
Tarih boyunca ve günümüzde, dünyanın çeşitli yerlerinde siyasi liderlerin yolsuzluk, rüşvet veya usulsüzlükler yoluyla devlet fonlarını, dış yardımları veya bağışları kendi özel hesaplarına geçirdiğine dair sayısız vaka tespit edilmiştir. Uluslararası kurumların ve sızıntıların ortaya koyduğu bazı örnekler şu şekildedir:
 
Sızıntılar ve Belgeler
  • Pandora Belgeleri: Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu (ICIJ) tarafından yayımlanan belgeler, dünya genelinde 35 mevcut ve eski liderin gizli off-shore hesaplarını ve servetlerini ortaya çıkarmıştır. Bu hesaplarda devlet fonlarının usulsüz kullanıldığına dair önemli veriler yer almıştır.
Tarihi Diktatörler ve Zimmete Para Geçirme
  • Suharto (Endonezya): Endonezya’yı yönettiği yıllar boyunca devlet fonlarından ve çeşitli yardım/kalkınma fonlarından milyarlarca doları kendi zimmetine geçirdiği kanıtlanmıştır.
  • Sani Abacha (Nijerya): 1990’larda Nijerya Devlet Başkanı olarak görev yaptığı dönemde, milyarlarca dolarlık kamu ve dış yardım fonunu off-shore banka hesaplarına kaçırdığı belgelenmiştir. (AI Bakışı)

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.