CEMAL KIRGIZ YAZDI; “KÖRFEZİN İKİ YAKASI… KIYASLAMA DEĞİL GIPTA YAZISI!”

18.04.2026
46
A+
A-

Yaklaşık bir yıl bir ay önce Merinos Atatürk Kültür Merkezinde dönemin Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Cumhuriyet Halk Partili Belediye Başkanları, Belediye Meclis Üyeleri ve İlçe Başkanları ile birlikte geniş katılımlı bir değerlendirme toplantısı düzenlemişti.

Cumhuriyet Halk Partisinin Cumhurbaşkanı Adayı olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu henüz özgürdü. İktidar kendi güdümüne aldığı yargı ile birlikte siyasi operasyonlar için hazırlık aşamasındayken, Bursa’da; yerel yönetimlerin tüm kurum ve kuruluşlarıyla beraber il ilçe gezerek, miting gibi toplantılar yapan Ekrem İmamoğlu’nu ağırlamayı bekliyordu. O dönemde, bir kısım medya tarafından hakkında “Ak Parti’ye Geçecek!” iddiaları üflenen Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’de hem CHP’li kere CHP’li hem de ve üstelik özgürdü. Halk iradesi gasp edilmemiş, Cumhuriyet Halk Partili Belediyeler, yine iktidarın engellemeye çalıştığı sosyal belediyecilik hamlelerini anlatıyordu. Büyükşehir Belediye Başkanvekilliğine meclisteki Cumhur İttifakı üyelerinin oylarıyla (61 oyla) seçilen Şahin Biba bile o dönemde sadece (Ak Partili) belediye meclis üyesiydi… Gerçekten merak ettiğim bir konudur bu, yaklaşık 13, 14 ay öncesinde ve hatta yaklaşık bir ay öncesinde Sayın Şahin Biba, bir gün gelecek Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili olabileceğini hayal ediyor, düşünüyor muydu? “Oturmaya, yatmaya değil, hizmet etmeye geldiğini” haykıran Şahin Biba bu hizmetler her neyse, daha o günlerden planlıyor muydu?

Yoksa, kura çektiler kendisine mi çıktı?!

Kim bilir?

Söz sırası Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren’e geldiğinde, iflah olmaz bir Gemlik sevdalısı olarak, dikkatle dinlemeye başladım. Sosyal Belediyeciliğin yanı sıra, tüm enerjilerini kentsel dönüşüme yönelttiklerini ifade eden Şükrü Deviren, deprem riski ve deprem gerçeğine vurgu yapıyordu. Deprem Simülasyonunda olası bir yıkıcı depremde Gemlik’te en az 55 bin kayıp olacağının ortaya çıktığını anlatan Şükrü Deviren, ilçenin üçte ikisinin deprem riskli yapı stoku ve kaçak yapıyla çevrili olduğu gerçeğine de dikkat çekiyordu.

Şükrü Deviren, her şeye rağmen Gemlik’in Zeytinin Başkenti olduğunu, huzur kenti olduğunu, gençliğe, spora, üniversiteye ve kadınlara yönelik birçok yatırımı da sağlayacaklarını açıklıyordu. Konuşmasının sonuna geldiği anlaşılan Şükrü Deviren, bombayı da patlattı:

“Bundan 10 yıl öncesinde Gemlik Mudanya’dan 30 yıl öndeydi, şimdi Mudanya Gemlik’ten 30 yıl öne geçti!”

Sadece ben değil, toplantıyı izleyen gazeteciler de şaşkınlık nidalarını sakınmadılar. Öyle ya, Gemlik Mudanya’dan 30 yıl daha geri kalırken, bu on yılın son 6 yılında yine CHP’li Belediyeler yönetmemiş miydi Gemlik’i?

Dikkatler, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç’a çevrilmişti. Dalgıç, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren’e hem teşekkür etti, hem bu konuyu kendi aralarında daha sonra uzun uzun konuşabileceklerini ifade ederek, olası bir polemiği orada sonlandırdı.

Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, iki yıllık çalışmalarını değerlendirdiği detaylı bir basın toplantısı düzenledi. Heykel’de gazeteci ağabeyim Osman Çetin ile buluşmadan önce, her zaman yaptığım gibi Cumhuriyet ve Karar Gazetelerini aldım yanıma. Cumhuriyet Gazetesi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a yönelik saçma sapan soruşturma meselesini manşet yaparken, bir gün önceki Şanlıurfa Siverek okul katliamına da geniş yer ayırmıştı. Karar Gazetesinin manşetini ise “Mansur Yavaş’a Varsayımlı Soruşturma” manşeti oluşturuyordu. 2023’te Karabük’teki seçim mitinginde Belediyeye ait araç kullandırdığı gerekçesiyle soruşturma açılmıştı. Türkiye genelini bırakacağım, böyle bir soruşturma açılırsa, ne Ak Partili ne de bir başka partili belediye kalmaz yerinde. 2016 ve 2017 yılları geliyor hafızama. Örneğin Gemlik’in Narlı Köyündeki Cami yenileme çalışması, örneğin 2017 Haziran ayı başındaki Gemlik Karacaali Köyü Gençlik Kampı açılışı. Dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’nin birçoğu belediyeye ait 70, 80 araçlık hizmet şovu. Her bürokratın, her belediye çalışanının ayrı ayrı kamu araçlarıyla geldiği hizmet şovlar. Vali Şerafettin Harput’ta, görkemli yıllarında Gemlik’e çok sayıda kamu aracıyla gelip gitmiyor muydu?

İtibardan Tasarruf Olmaz diye diye, kamu kaynaklarını en çok kim boş yere savurup duruyordu?

Ya Ak Partili Bakanların yerel seçimlerde bile plaka plaka belirlenen, kiralanan ya da kamuya ait araçları seçim kampanyalarında kullanmaları?

Hepsini geçtik, bir Cuma namazı kılmaya giden Cumhurbaşkanının say say bitmeyen konvoyu da bir şey ifade etmiyor mu?

Hak

Hukuk

Adalet…

Herkese eşit dağıtılan kamu kaynakları…

Sonra, bu gençlere, çocuklarımıza, okullara ne oluyor?

Olmayınca olmayan, iyiliği değil, kötülüğü çoğaltan birçok siyasi ve hukuki, hepsiyle bağlantılı ekonomik ve gelecek kaygılı etken…

Mudanya güzel bir sahil kasabası…

Hayri Türkyılmaz zamanında Kapalı Pazar yeri olarak yapılmış, Deniz Dalgıç tarafından gençlik ve spor tesisleri olarak restore edilmiş, Halitpaşa Mahallesi bölgesindeki çok amaçlı binaya geliyoruz. Çay, simit, peynir, zeytin ikramı var. Mudanya Belediyesi bürokratları, meclis üyeleri, sivil toplum örgütü üyeleri de toplantıya davet edilmiş. Ayrıca, Mudanyalı vatandaşlarda bu toplantıya büyük ilgi gösteriyor.

Gençlik ve Spor Merkezi çok amaçlı yapılmış. Kütüphane var. Spor alanları var. Kantin var. E Spor yapılabilecek, başka branşlarda da aktivite olabilecek odalar oluşturulmuş. Deniz Dalgıç, her branşın ve özellikle kütüphanenin beklediğinden de fazla ilgi gördüğünü söylüyor. Simit, Peynir, Zeytin derken, toplantı başlayana kadar çayları alıp, dışarıya çıkıyoruz. Tepeden Mudanya silueti eşliğinde meslektaşlarla çay sigara molasındayız. Deniz Dalgıç bu konuda da uyarılarda bulunuyor. “Burası spor merkezi, çevresinde sigara içilmemeli”. Çok haklı ancak, o sırada bunları düşünecek ben dâhil basın mensubu yok. Deniz Dalgıç’tan bu uyarıyı aldıktan sonra, yani iki saatlik basın açıklamasının ardından Spor Tesisi önünde sigara içmeye ara verdim diyebilirim.

Gazeteci ağabeyim Can Topaktaş, Olay Gazetesi ve Olay Televizyonundan Haber müdürüm Sevgili Ayhan Işık ağabeyimin de Mudanya’da oturduğunu söylüyor. Birkaç gazeteci arkadaşla birlikte toplu fotoğraf çektirerek, kendisine gönderiyoruz. “Biz buradayız, Ayhan ağabey neredesin?” bağlamında…

MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın da Mudanya’da evinin olduğunu öğreniyorum. E 5 karayolu, Körfez,  Deniz Yolu, Hava Yolu… En çok ta henüz kirlenmemiş, huzurlu ve korunabilen bir şehir Mudanya. Ben de MİT Başkanı olsam, öncelikli tercihlerimden birisi Mudanya olurdu doğrusu…

Deniz Dalgıç, göreve gelişinin ikinci yılında “ Başka Bir Mudanya” sloganıyla basın toplantısını açıyor. Dalgıç, iki yıllık süreci değerlendirirken değişimin tesadüf olmadığını söyleyerek, “Planladık, uyguladık ve sonuç aldık. Şimdi bu dönüşümü büyütme zamanı. İki yıl önce bir hedef koyduk: Daha planlı, daha adil, daha yaşanabilir bir Mudanya. Bugün geldiğimiz noktada bu hedefin somut karşılığını görüyoruz. Bu bir başlangıçtı, şimdi daha güçlü bir devam sürecine giriyoruz. Rastlantılarla değil, kararlılıkla ilerliyoruz” diye konuşuyor…

   Sosyal Belediyecilikte Mudanya’da yapılanlar herkesi tatmin ediyor. Öyle ünlü pop, arabesk sanatçılarıyla falan değil, Caz Festivalleri, Kitap Fuarları, Gençlere yönelik etkinlikler, paneller, konferanslar, seminerlerden bahsediyor Deniz Dalgıç. Lokanta Mudanya, gençlere yönelik kafelerde dikkat çekiyor. Sosyal yardımlar da öyle…

   Sokaktaki dostlarımıza sahip çıkması, tedavilerinin ve sahiplendirilmesinin üstlenilmesi, yeni yaşam alanlarını oluşturacak planlamanın yapılması, hayvan sever gazetecileri çok mutlu ediyor.

   Mudanya halkı da duyarlı. Tam arkamda oturan bir hanımefendi mesela; gazeteciler soru sordukça, net yorumlar yapıyordu. “Bu da gazeteci olacak, sorduğu soruya bak!”… “Allah aşkına, böyle saçma soru sorulur mu?”…. “Ehh, bu soru belki ….”, “Gazeteciyim diye gelmişler ama çoğu soru sormayı bilmiyor!”

   Bu hanımefendiye rağmen, sakınmadım, ben de sordum sorumu… Önünde oturduğum için olsa gerek, bana yorum yapmadı!

   Ve Kentsel Dönüşüm…

   Mudanya’nın da Gemlik gibi yapı stokunun üçte ikisi riskli binalardan oluşuyor. Başkan Deniz Dalgıç, yerinde dönüşümü savunuyor. Bunu da rezerv alan başta olmak üzere, “Yeni imar alanlarımız hiç yok” yanıtıyla pekiştiriyor. 1936 tarihli Zeytinlikleri Koruma Kanununa da atıfta bulunan Deniz Dalgıç, bu kanunun revize edilmesi gerektiğine işaret ederek, “Belediyelerin yeni alanlar yaratması şart. Başka türlü deprem riskine yönelik kentsel dönüşüm çalışması yapılamaz. Zeytinleri Koruma Kanunu sadece Madenciliğe yönelik deliniyorsa, belediyelerin durumuna göre de değerlendirilmelidir” diyor.

   2019 yılı Aralık ayında Gemlik’te yaşanan tartışmalar geliyor aklıma. Dönemin Başbakanı Binali Yıldırım, Ak Parti Edirne Kongresinde Gemlik’i de yukarılara taşıyacağız diyerek, zeytin vasfını yitirmiş alanların rezerv alan olarak hazineye ve belediyeye devredileceğini açıklamıştı. Dönemin Gemlik Belediye Başkanı Refik Yılmaz’da Başbakanın sözlerini tekrarlayınca, kimin neresinden, neyi anladığı belli olmadan, saçma sapan tartışmalar ortaya çıkmıştı. Sonra, taşınmanın ismi nakil olmuş, yine neyi, neresinden, nasıl anladığı belli olmayan insanların gazı alınmıştı. Şimdi o alanların ne tahsisi var, ne belediyeye devri. Gemlik’te Kentsel Dönüşüm için rezerv alan yaratmakta zorlanıyor. Böyle olunca da, deprem riski kapıdayken, o beklenen dönüşüm bir türlü gerçekleşmiyor.

   En son geçtiğimiz Temmuz ayında İMSİAD ile bir protokol imzalanmıştı. O protokolün detayları neler, yaklaşık 9 ayda neler yapıldı, hangi adımlar atıldı bilen de yok. Yani, Gemlik’in de Mudanya’nın da kaderi aynı. Tepelere taşınmak ya da nakledilmek zorunda iki harikulade tarihi ilçe. Bunun için de rezerv alanların oluşturulması şart ve yasal düzenlemeler acilen yapılmalı. İkisi de körfezin iki yakasında birbirine bakar halde, ikisi de özellikle deprem riski konusunda, bu kadar riskli donatı ile çevriliyken, kentsel dönüşümde örnek adımların örnek yasaların örnek çalışmaların neler nasıl olacağını, birbirinden bekler durumda…

   Mudanya’ya son iki yıl içinde üçüncü gelişim. Birisinde Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in düzenlediği “Başkan Bozbey Burada” programıydı. Diğeri de yine Bozbey döneminde açılan BESAŞ Ekmek fabrikasıyla ilgiliydi. Her ikisinde de güzel misafirperverlik gösteren Deniz Dalgıç’ı iki yılını değerlendirme toplantısında daha iyi tanıma fırsatım oldu. Görsel, slayt ve video gösterimlerle gerçekleştirdiği sunumunu, zaman zaman esprilerle süsledi. Zeytine, zeytinciliğe, zeytinyağına yönelik çalışmaları programları da anlattı. Zeytinyağı sıkım merkezi, burada gerçekleştirilen kurslar, Mudanya Zeytini ve Zeytinyağının yapımı için organize edilen etkinlikler, Gemlik’te göremediğim etkili farkındalık çalışmaları olarak dikkatimi çekti.

   Ve espri ile süsleyerek dedi ki Deniz Dalgıç;

   “Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren bugün burada yok. İki de bir diyor ya Zeytinin Başkenti Gemlik diye, yok öyle bir şey Zeytin’in Başkenti Mudanya’dır. 1700’lü yıllardan kalma Trilye Zeytini ile ilgili yazıtlar bulduk. Onları çeviriyoruz. Biz Zeytine önem veren, tarihini de ortaya çıkaran bir kentiz. Zeytinin Başkenti Gemlik değil, Mudanya’dır!”…

   Tarihi yazıtlarla bu iş olur mu bilmem. Ama bin yıllık yaşama süresi olan kadim ağaçların, dinsel özelliği de göz önüne alınırsa (Kuran-ı Kerim Tin Suresi), coğrafi işaret belgeleri de dikkatle incelenirse, yok birbirinden farkı da diyebileceğimiz gibi, Gemlik’in adı Zeytin ile de özdeş olmuş bir kent olarak Mudanya’dan önde diyebilirim… Ama şimdilik!!!

   Mudanya’da Zeytin ve Zeytinyağının sosyolojisi üzerine farkındalık çalışmaları, tarihsel Gemlik Zeytininin çok çok önünde diyebilirim. Mudanya, zeytinini unutturmuyor, bunu hem yatırımlar, hem de tanıtımlarıyla sürekli gündemde tutuyor. Mudanya, Zeytini başlı başına bir kültür haline getirmiş diyebilirim. Gemlik’te olmayan da bu. Zeytin var, adı var, kültürü yok edilmiş bir GemlikZeytini kalmış geride…

   Toplantı bitiyor. Kapı önüne geliyorum. Ayhan Işık ağabeyim gelmiş. Can Topaktaş ağabeyimle bizi bırakmıyor. Mudanya sahiline iniyoruz. Çoğu korunmuş, eski, tarihi, rengârenk ahşap evler. Yine birçoğu hediyelik eşya satan, lokantaya, kafeye, çay bahçesine, birahaneye çevrilen salaş dükkânlar. 1970’lerinortaları, henüz çocukluk memoria’ma kazınmış Gemlik’i geliyor aklıma. Beton yığınına henüz çevrilmemiş güzelim Atatürk Kordonu… Mudanya’yı Gemlik’ten öne çıkaran bir gerçek daha. Tarihini, sahilini koruyan bir kent ile tarihini ve sahilini betona satmış iki sahil kasabası arasındaki fark.

   Ayhan Işık ağabey de, Can Topaktaş ağabey de Olay Gazetesi tedrisatından geçmiş iki deneyimli gazeteci. Ben de öyle. 26,5 yıl Gemlik Temsilciliğini gururla yaptım Olay Gazetesinin. 80’lerin, 90’ların, 2000’lerin gazeteciliğini konuşarak denize bitişik bir restorana oturuyoruz. Mudanyalı bir arkadaşımız birasını yudumluyor. Öğlen saat 13.00… Bize de tavsiye ediyor. Birayı başka zamana bırakarak, çay siparişi veriyoruz.

   “Ben her gün buradayım” diyor Mudanyalı arkadaş. Sonra da ekliyor. “Dün gece sabaha karşı ikiye kadar içtim burada, şimdi de cilasını yapıyorum” diyor. “Afiyet Olsun” dileklerimizi iletiyoruz.

   Mudanya denizi hafif dalgalı o gün. Ayhan Işık ağabey de, Can Topaktaş ağabey de, denizden gelen tatlı dalga mırıltılarına övgüler düzüyorlar.

   “Beni bıraksalar, bütün gün burada gözlerimi kapar, bu sesi dinlerim” diyor Can Ağabey.

   “Ben de bu huzura vuruldum da geldim, buraya yerleştim” diyor Ayhan Ağabey.

   “Beni de bıraksalar, ben de bütün gün bu dalga seslerini dinler, gazet, dergi, kitap okur, bira içerim burada” diyorum ben de. Gülüşüyoruz…

   Oysa Ayhan Ağabey de, Can Ağabey de Gemlik’i de bilirler. 2000’lerin başında mesela, Ayhan Işık Ağabey Olay Televizyonunun Haber Müdürü. Kumla’da köylülerin imar sorunuyla ilgili burada gezerken bir soruna denk gelmiş haber yapmış. Köylüler televizyon da gelsin istemiş. Ben ve bir kameraman arkadaş gittik. Ama tutturdular, “Ayhan Işık” gelsin diye. Ayhan ağabey geldi, çekimleri öyle yaptık. Yani Gemlik’te de tanırlar, bilirler severler kendisini.

   Ama o tercihini Mudanya’dan yana yapmış.

   Zaten, tanıdığım ben yaşlarda veya biraz da büyüğüm bütün gazetecilerin hayali bir kent Mudanya… Benim de aklımı çelmiyor değil. 3,5 yıldır Bursa’da yaşıyorum ama bir gün Gemlik’e geri dönerim diyen birisiyim. Ama denize sıfır huzur dolu bir mekânda, hafif poyraz eşliğinde, dostlarla da sohbet ederken, düşüncelerimde Gemlik’e de ihanet etmiş buluyorum kendimi.

   Birasını yudumlayan arkadaş, “Gemlik’i de çok severim. Orada da çok içtim. ama Mudanya bir başka” diyor. Deniz Dalgıç’ta, “Başka bir Mudanya” demişti. Ben de Gemlik’te çok içmiştim, hep içmiştim. “Mudanya’da da bir gün gelip içeceğiz, söz diyorum”…

   Arkadaş kalkıyor.

   Biz kahvelerle, dalga sesleri eşliğimizde sohbete devam ediyoruz.

   Bira içen arkadaş hesabı ödemiş, Mudanya misafirperverliği. Ona borçlanıyoruz…

   Sohbet güzel. Dostluk muhteşem. Ama yine de her güzel şeyin bir sonu var. Gitme vakti geldi. Körfeze, hafif esen poyraza, dalga seslerine son kez bakıyorum. Bir de Mudanya’dan Gemlik’e…

   Nereden geldi aklıma bilmiyorum, muhalif şarkıcı Atilla Taş’ın yıllar önceki şarkısının sözleri.Kafamın içinde mırıldanıyorum. Kızım Ceyna bebekken çok severdi bu şarkıyı.

Dün gece uzun uzun düşündüm de
Yine kapıldım senin güzelliğine
Bir anı bir resim daha derken
Aramak geldi seni içimden

Tükendi saatler seni düşündükçe
Dizildi satırlar birbiri peşine
Karşıda ışıklar göz kırpar sessizce

Karşı tarafın ışıkları
Seni bana hatırlatır
Ben bilmezdim ki eskiden
Anladım ki aşk ordadır

Hiç kimse senin gibi değil ki

Hiç bir aşk bizimkisi değil ki
Bir anı bir resim daha derken
Aramak geldi seni içimden

Tükendi saatler seni düşündükçe
Dizildi satırlar birbiri peşine
Karşıda ışıklar göz kırpar sessizce

Karşı tarafın ışıkları
Seni bana hatırlatır
Ben bilmezdim ki eskiden
Anladım ki aşk ordadır..

Mudanya sokaklarından yürüyerek durağa geliyoruz. Güzel bir günü geride bırakıyoruz.

Mudanya’da, Gemlik’te güzellikleri hak ediyor. Tatlı rekabeti hoşuma gidiyor.

Deniz Dalgıç’ın da, Şükrü Deviren’in de başarılı olmasını istiyorum gönülden…

CHP’li Belediyelerin başarısının demokrasinin geleceği açısından da önemli olduğunu biliyorum…

Ayhan Işık ağabey ve bu güzel kentle vedalaşıyoruz. Can ağabeyle karar alıyoruz…

Mayıs’ta yeniden görüşmek ümidiyle Mudanya…

Bursa çok şanslı. Hem Gemlik var hem Mudanya…

   

   

   

   

   

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.