BURSA BAROSU, AVUKATLAR VE TBB YÖNETİCİLERİ; “BIÇAK KEMİĞE DAYANDI, YETER ARTIK!”

30.04.2026
3
A+
A-
BURSA BAROSU, AVUKATLAR VE TBB YÖNETİCİLERİ; “BIÇAK KEMİĞE DAYANDI, YETER ARTIK!”

Baro başkanları, TBB yöneticileri ve avukatlar, Hatice Kocaefe’nin katledilmesi üzerine Bursa’da haykırdı.

“BIÇAK KEMİĞE DAYANDI, YETER ARTIK!”

default

Bursa’nın Gürsu İlçesi’ne bağlı Ağaköy Mahallesi’nde, İstanbul Barosu üyesi Av. Hatice Kocaefe’nin icra takibi yaptığı kişi tarafından silahlı saldırı sonucu katledilmesi savunma camiasını isyan ettirdi. Kocaefe’nin dün Bursa’da toprağa verilmesinin ardından Bursa Barosu, Adalet Sarayı önünde başlayıp Kent Meydanı’nda sona eren eylem gerçekleştirdi. Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun “Bıçak kemiğe dayandı, yeter artık” derken, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Erinç Sağkan da kamu otoritesine seslenerek “Yıllardır savunma makamına yönelik sistematik saldırıların ne noktaya geldiğinin farkına varın” dedi.

default

Bursa Adalet Sarayı önündeki basın açıklamasına Bursa Barosu’nun yanı sıra, TBB Başkanı Erinç Sağkan, İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, Gaziantep Barosu Başkanı Av. Bülent Duran, Manisa Barosu Başkan Yardımcısı Av. Mehmet Tarlabölen, Giresun Barosu Başkanı Av. Soner Karademir, Sakarya Barosu Başkanı Av. Musa Adıyaman, Kocaeli Barosu Başkanı Av. Kadir Caner Karakadılar, Balıkesir Baro Başkanı Av. Hakan Topaloğlu ile yönetim kurulu üyeleri, Bursa Barosu önceki dönem başkanları Av. Asude Şenol, Av. Gürkan Altun ile avukatlar katıldı.

Açıklamaya katılan meslektaşlarına ve kamuoyuna seslenen Bursa Barosu Başkanı Öztosun, “Daha geçen hafta Yalova’da katledilen meslektaşımız Zekeriya Polat’ın davasına katılmış, onun acısını yüreğimizde taşırken; bugün bir başka meslektaşımız olan Av. Hatice Kocaefe’nin katledildiği haberiyle sarsıldık. Adet olduğu üzere yayımlanan başsağlığı mesajları, yapılan basın açıklamaları artık acımızı hafifletmiyor. Açıkça ifade ediyoruz ki; artık ‘başımız sağ olsun’ diyemeyeceğimiz bir noktadayız” dedi.

Her bir avukat cinayetinin bir “toplumsal ders” olmasını beklerken, artan şiddetin savunmadan bir parça daha koparmaya devam ettiğini belirten Öztosun şöyle devam etti:

default

SORUMSUZCA YAKLAŞIMLARIN CAN ALICI SONUCU

“Ülke genelinde giderek yaygınlaşan silahlanma, şiddeti meşrulaştıran ve bundan beslenen anlayış; yalnızca toplumun en savunmasız kesimlerini değil, dün çocuklarımızı, bugün ise meslektaşlarımızı hedef almaktadır.

Meslektaşımız Av. Hatice Kocaefe de avukatı müvekkili ile özdeşleştiren karanlık ve sapkın bir anlayışın sonucu olarak, silahın sağladığı cüretle katledilmiştir.

Meslektaşımızın hayatını kaybetmesine neden olan bu cinayet ülkede artan şiddet ikliminin, hukuk tanımazlığın, adalete olan inancın zayıflatılmasının ve kamu yetkisini kullanan kişiler de dahil olmak üzere avukatı itibarsızlaştırarak şiddete açık hale getiren sorumsuzca yaklaşımların can alıcı bir sonucudur. Bugünkü tablo bir rastlantı değildir.

Artık bildiriler yazmak ve yas tutmaktan bıktık. Her bir avukat ölümünün artık son olmasını beklerken çoğalan ölümler, bizlerin canından bir parça daha koparmaya devam ediyor.  Bıçak kemiğe dayandı artık bıçak kemiğe dayandı. Yeter artık!

Avukat, hiçbir zaman taraf değildir. Avukat, bir suçu savunmaz; adaleti savunur. Avukat, dava ile özdeşleşmez; hak ile özdeşleşir. Avukatız biz avukatız, sadece avukat! Borcunuzun veya davanızın sebebi değiliz biz!

Avukat kalmayınca savunma, savunma kalmayınca hukuk, hukuk kalmayınca adalet ve huzur kalmayacak. Bunu artık bilin farkına varın istiyoruz.

Bizler bu cübbeleri; insan onuru için, hakikatin sesi olmak için, adaletin elbet kazanacağına inanarak giydik ve giymeye devam ediyoruz.

BU ŞİDDETİ ÜRETEN VE BESLEYEN DÜZENİN KENDİSİDİR

O yüzden avukata yönelen her saldırı, yalnızca bir bireye değil; savunma hakkına, adil yargılanma ilkesine ve hukuk devletinin temeline yönelmiş bir saldırıdır. Avukatın, temsil ettiği kişi ya da dava nedeniyle hedef haline getirilmesi kabul edilemez. Bu yaklaşım; savunma makamını susturmaya, yargının kurucu unsurlarından birini ortadan kaldırmaya yöneliktir.

Bizler adaletin tecellisi için bu mesleği yapıyoruz. Biliniz ki ‘Savunma yoksa, adil yargılama yoktur’ ve biz avukatlar güvende değilsek kimse güvende değildir.

default

Meslektaşımızın yaşamını yitirmesine neden olan bu vahşi saldırının fail ya da faillerinin en kısa sürede adalet önüne çıkarılması, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve sorumluların en ağır şekilde cezalandırılması için sürecin takipçisi olacağız, bunun için uğraşacağız. Ancak bu, acımızı dindirmemekte ve sorunun kökenine çözüm üretmemektedir.

Çünkü artık tüm bunlar artık bir meslek meselesi değil, hukukun yaşama meselesi haline gelmiştir. Avukatların sürekli ve sistematik bir biçimde hedef alınması, savunma makamında olan avukatların seslerinin kısılmaya çalışılması, mesleki ve ekonomik sorunlarla baş başa bırakılmasını ve bu mesleğin ölüm tehdidi altında icra edilmesi, bir hukuk devletinde kabul edilemez. Bu bir güvenlik sorunu değil, doğrudan bir hukuk devleti krizidir.

Artık başsağlığı dilemek istemiyoruz. Artık yas tutmak istemiyoruz. Artık ölümlerle sınanmak istemiyoruz!

Tekrar ediyoruz. Sorun yalnızca cezalandırma değil; bu şiddeti üreten ve besleyen düzenin kendisidir!

Sorun sistematiktir. Çünkü hedef savunmadır.

Sözün bittiği yerdeyiz. Ama susmayacağız!

Bu nedenle yıllardır talep ettiğimiz idari önlemlerin ve avukatlık mesleğine dönük şiddete karşı yasal düzenlemelerin bir an evvel hayata geçirilmesini, CMK’da avukata yönelik saldırıların tutuklama nedeni haline getirilmesini, Avukatlık Mesleğinin Korunmasına Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin ivedilikle imzalanmasını talep ediyoruz.

Mesleğimizi can güvenliği içinde icra edene kadar, savunmaya yönelik saldırılar son bulana kadar, mesleki ve ekonomik sorunlarımız çözülene kadar mücadeleyi büyüteceğiz.

Tüm meslektaşlarımızı; sessiz kalmamaya, dayanışmayı büyütmeye ve yapılacak eylemlerde omuz omuza durmaya çağırıyoruz.

Savunma susmadı, susmayacak!”

SİSTEMATİK SALDIRILARIN SOMUT BİR SONUCU

Öztosun, mikrofonu devrettiği İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Kocaefe’nin katlinden ötürü acılı olduklarını belirterek, “Bu sıradan bir cinayet değildir. Savunmaya yönelik kurşun yargıya yönelmiştir. Yargıya doğrultulan kurşun adalete sıkılmıştır. Adalete yöneltilen kurşun ise Cumhuriyetedir. Bu bakımdan bugünkü birlikteliğimiz yalnızca bir meslektaşımızın yasını tutma, protesto etmek için değildir. Bu aynı zamanda ülkemizin, Cumhuriyetimizin barış içerisinde yaşama arzusunun göstergesidir” dedi. Kaboğlu, dayanışma ve eylem açısından barolar olarak ne gerekiyorsa yapmaya hazır olduklarını da ifade etti.

Daha sonra mikrofona gelen TBB Başkanı Erinç Sağkan ise katledilen Hatice Kocaefe’nin çok iyi bir hukuk eğitimi aldığını ve yurtdışında yüksek lisans yaptığını hatırlattı. Gencecik bir kadın avukata haince, alçakça pusu kurduklarını belirten Sağkan, fail ya da failler en ağır cezayı alsalar bile bunun da yeterli olmayacağını ifade etti. Bunun münferit bir olay olmadığını savunan Erinç Sağkan, şöyle devam etti:

“Bir raslantı değil. Tesadüfen oradan geçmiyordu. Önüne pusu kurdular. Bir hukuki uyuşmazlığın tarafı olan borçlu, hukuki işlem gerçekleştirdiği için gencecik savunmasız kadın avukatı kurşun yağmuruna tuttu. Yıllardır tüm barlar ve Türkiye Barolar Birliği olarak bunun uyarılarını yapıyoruz. Bu cinayetlerin arkasında hukuk tanımaz tutumların, adalete olan güvenin zayıflatılmasının, avukatı müvekkili ile özdeşleştiren o çok yanlış tutumun ve her şeyden önce de avukatlık mesleğini itibarsızlaştıran başta kamu görevlileri olmak üzere sorumsuz beyan ve uygulamaların yattığını çok iyi biliyoruz. Bu mesleğe yönelik yıllardır sistematik olarak sürdürülen saldırıların somut bir sonucudur maalesef. Kimse bunu münferit bir vaka olarak göremez.”

Avukatların, vatandaşların özel ve ticari yaşantılarında aldığı kararların, yaptığı işlemlerin, memleketin içinde bulunduğu ağır ekonomik krizin de sorumlusu olmadığını ifade eden Sağkan, kamu otoritesine seslendi ve “Savunma makamına yönelik yıllardır devam eden sistematik saldırıların artık toplumda ne noktaya geldiğinin artık farkına varın” dedi.

Barolar ve TBB’nin avukata ve yargı mensuplarına yönelik saldırıların engellenmesi için sunduğu kanun tekliflerinin hayata geçirilmesini talep eden Sağkan, konuşmasını şöyle bitirdi:

“TBMM’ye 2022’nin 5 Nisanında avukata dönük şiddet olaylarının araştırılması için meclis araştırma komisyonu kurulması talebinde bulunduk. Ret edildi biliyor musunuz? Güya en çok da hukukçular temsil ediyor o çatının altında… Buradan tekrar sesleniyoruz. Artık kimse kafasını kuma gömmesin. Kimse bunlar önlenemez münferit olaylar demesin. Daha ocak ayında Yalova’da kamu avukatı Zekeriya Polat, kamu binasında silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Artık sabrımız kalmadı. Bir meslektaşımızı daha toprağa gömmek istemiyoruz.

Bu çağrımızı bir samimiye olarak görün ama sakın ha bir mağduriyet olarak görmeyin. 210 bin avukat, 81 baro ve Türkiye Barolar Birliği avukata dönük şiddet vakıalarının önlenmesi konusunda tam bir birlik ve bütünlük içerisinde mücadele etme azim ve kararlılığındadır.”

Açıklamaların ardından baro başkanları ve avukatlar, Kıbrıs Şehitleri Caddesi boyunca sloganlar atarak Kent Meydanına yürüdü. Burada Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun, şimdiye kadar katledilen avukatların isimlerini saydı, katılımcılar “burada” diye haykırdı. Eylem, meslek şehitleri için yapılan saygı duruşu ile sona erdi.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.