Abidin Uyar Yazdı; “Matematiksel zeka, ahlak felsefesinin önüne geçebilir mi?”

Abidin Uyar Yazdı; “Matematiksel zeka, ahlak felsefesinin önüne geçebilir mi?”

Ahlak felsefesi ile eğitilmemiş insanın matematiksel zekası ülkeye mutluk getirir mi?
Ben baştan düşüncemi söyleyeyim kesinlikle hayır.
Bir kavrama aşkın anlam yükleyebilirsiniz.
Kendinizi bu kavram ile bir anda korunaklı hale getirip  kitlelerin size güvenmesini isteyebilirsiniz .
Fakat bu mantıksal safsatadır .
Yıllar evvel bir televizyon programında yakasındaki kalpaklı Atatürk rozetini gösteren bir konuşmacı ,”bu rozeti takan adamın yalan söyleyeceğini beklemiyorsunuz herhalde “diyerek seyircileri baştan kendinin Atatürkçü olması nedeniyle yalan söylemeyeceğine inandırmak istiyordu . 
Yine yaşadığım yerde sağ muhafazakar bir arkadaşım kendinin eski ülkücülerden olması sebebi ile karşındaki genç ülkücüye “bu yaptığın ülkücü duruşa yakışmaz “diyerek  baştan ülkücü duruş diye tanımladığı bir kavram  üzerinden  haklılığını kanıtlamak istiyordu .
Ayni şekilde gerçek solculuk bu değil, gerçek Müslümanlık bu değil diyerek baştan idealize ettiği bir kavram üzerinden  o gerçek bende ki solculuk veya Müslümanlık demek istiyordu .
Oysa kavramlar tarih içinde kendini gösterir .
Ve bunlar soyut  yapılardır.
Ve bunlar insan mizacında, karakterinde somutlaşır ete kemiğe bürünür .
Müslümanlık, Solculuk, Atatürkçülük, Ülkücülük vs
Monolitik tek parçalı yapılar değildir .
Bende ,sende, onda bambaşka durur …
                           ***   ***  ***
Ahlak felsefesini çöpe atan,  her şeyi matematiksel zekaya indirgeyen eğitim sistemi ..
Ülkemizde her anne babanın özleminde olan, çocuğuna çok para kazandıracak itibarlı meslek sahibi yapacak fakülteyi kazanma isteğidir .
Bu fakülteleri kazanmak için eğitim sisteminin dayattığı matematiksel zeka gerekir…
İyi  fakülteyi  kazanmak ile matematiksel zeka arasında dikotomik  bir ilişki vardır .
Yani biri olmazsa bir diğeri olmaz .
Bu yüzden eğitim sistemi matematiksel zekaya endekslidir .
Eğitim sistemimiz başarının en tepesine matematiksel zekayı  koyar.
Matematiksel  zeka çok başarılı meslek sahibi yaratır.
 Bunlar devleti de yönetirler .
Merkez bankası yönetiminden, hazine , maliye, bakanlık ve bürokrasi sınıfının  en tepe kadroları iyi eğitim almış  insanlardan oluşur .
 
Fakat buna rağmen çok kötü yasalar çıkar .
2017 referandumunda oylanan  anayasanın  18 maddesinin hazırlanması   matematiksel zekanın işidir .
Bir yandan kentsel dönüşüm öbür yandan imar  affı da matematiksel   zekanın işidir .
Enflasyon %54 iken kamu bankasında %14 ile faizli kredi vermek marangoz Mehmed’in, işportacı Hüsamettin’in işi değildir .
Çiftçi  Davut dayı  bunu hayatta akıl edemez .
Zaten o görevlere gelecek ne tahsili ne diploması nede formasyonu vardır .
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (2023) kur korumalı mevduatların da etkisiyle 2023 yılındaki zarar da matematiksel zekanın işidir .
 
Kasap  Ahmed’in, berber Mustafa’nın yapabileceği iş değildir .
Yargı bürokratı olup çok önemli mevkilere gelmek içinde başarılı olmak ve matematiksel zekaya sahip olmak gerekir inancındayım.
Bunları matematiksel zeka başarır.
Tabi ki  istisnai olarak  torpil  adam kayırma nepotizm gibi Ortadoğu toplumlarına özgü bedevi  davranışlar siyaseten bizde  zaman zaman görülebilir .
Ben matematiksel zekayı küçümsemiyorum …
Fakat  tanık olduğu ,çok önemli görevlere gelmiş  matematiksel zeka sahiplerinin çoğunda  duygusal ve sosyal zekası  hiç gelişmemiştir.
Yani onlarda empati yapma, tevazu ve alçak gönüllü olmak, kibirli olmamak ,herkesin takdirini ve sevgisini kazanmak ,adil olmak ,korkutan olmaktan ziyade seviliyor* olmayı denemek gibi hasletler yoktur . 
Devletin en üst kademesine gelmiş matematiksel zekası üst düzeyde olanlar sürekli korkutan olmuşlardır.
Halk tarafından sevilen olmamışlardır.
  
*Makyavelli  ünlü eseri Makyavelli ünlü şöyle öğüt vermekte .
“eğer tebaasının birlik ve sadakati söz konusu ise bir prens asla kendisine zalim denecek diye çekingen davranmamalıdır”
 
“ Korkulmaktan çok sevilmek mi iyidir, yoksa sevilmekten çok korkulmak mı? Benim yanıtım bunların ikisinin de gerekli olduğudur; ama ikisini bağdaştırmak güç gözüktüğüne göre, birinden biri olmayacaksa sevilmekten çok korkulmak bence çok daha güvenlidir”
PRENS /Makyavelli
 
TAHA AKYOLDAN ÇARPICI ANALİZ …
 Eski Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık’ın kanser hastalığının nüksetme riski, İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hekim raporuyla tespit edildi.
Bundan hiç tereddüt yok.
Buna rağmen Adli Tıbb’a gönderildi. Adli Tıp geri İzmir Şehir Hastanesi’ne sevk etti…
Aslında soruşturma İstanbul’da yapıldığı halde tutukluğunun İzmir Buca’ya gönderilmesi, ardından bu İzmir-İstanbul gelgitleri vicdanın kabul edemeyeceği bir durumdur. Hastalığı yüzünden 20 kilo vermiş, mecalsiz düşmüş bir ‘şüpheli’ye eziyetten başka nedir bu?
Çalık hasta halinde ve eli kelepçeli olarak İstanbul’dan tekrar İzmir, İzmir’den İstanbul’a, İstanbul’dan tekrar İzmir Şehir Hastanesine götürüldü!
Kanserin nüksetmesi riski ve kalp sorunları tıbben sabit olduğu halde, bu oradan oraya sevkler niye?..
Bunu cevabını ben bilmiyorum,
Taha Akyol
 
Tabi ki benimde bilmem mümkün değil .
 
Murat Çalık bu şartlarda kaçabilir miydi?
Kaçma ihtimali  var mıydı?
Elleri neden kelepçeliydi ?
Kaçmaması için bir tedbir miydi?
Yoksa acı çekmesi ızdırap içinde olması ayrı bir tercih miydi ?
Bu soruların cevabını bizlerin bilmesi mümkün değil…
Hukukçu değilim.
Çok cahil bir adamım
Ancak duygusal ve sosyal zeka eğitim sistemimizde itibarlı yerini alsaydı her alanda Batı bizim hukukumuzu ve uygulayıcımızı kıskanırdı…
Tamam kaldırın okullardan felsefeyi, ama yerine koyduğunuz hiç bir şey insana yatırım yapmaz .
Dindar nesiller yetiştirme hayaliniz nasılda etkilemişti dindarları.
“Sloganlar güzle elbise gibidir asıldıkları yerde çok güzel durur .
Sorun giymeye kalktığınızda ortaya çıkar” .(A.U)
Ne oldu sonuç?  

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM