KESK BURSA’DAN ADALET NÖBETİNE DESTEK

18.07.2026
23
A+
A-
KESK BURSA’DAN ADALET NÖBETİNE DESTEK

KESK Bursa Şubeler Platformu adına bir basın açıklaması yapan Eğitim Sen Bursa Şube Başkanı Derviş Erdem, Ankara’da ihraç edilen meslektaşları için adalet nöbeti tutan öğretmenlere destek verdiklerini açıkladı. Sadece ihraç edilen arkadaşları için değil, hukuk, adalet, demokrasi ve iy güvencesi adına da nöbette olduklarını vurgulayan Derviş Erdem; “Arkadaşlarımız iki gündür Ankara’da, on yıldır katlanarak artan bir hukuksuzluğun, katledilen adaletin nöbetini tutuyor. Arkadaşlarımız iki gündür Ankara’da yalnızca ihraç edilen arkadaşlarımız için değil; hukuk, adalet, demokrasi, iş güvencemiz, çalışma hakkımız ve hepimizin ortak geleceği için nöbette. On yıl önce elimizden alınan adaletin, Gasp edilen çalışma hakkının, Çalınan ekmeğin,

Karartılan geleceğimizin nöbetini tutuyoruz. Çünkü bu ülkede hâlâ binlerce insan işlemediği bir suçun cezasını çekmeye devam ediyor” dedi.

KESK Bursa Şubeler Platformu adına açıklama yapan Derviş Erdem, “İşte iki gündür Ankara’da Adalet Nöbeti tutan arkadaşlarımız dün şiddete, gaza ve orantısız güç kullanılarak gözaltına maruz kaldılar. İçlerinde KESK ve bağlı işkollarının MYK üyeleri çoğunlukta olmak üzere yaklaşık 20 arkadaşımız göz altına alınmıştır. Adalet istemek ne zamandan beri suç olmuştur?

Değerli Basın Emekçileri,

KESK olarak hiçbir zaman “ne söylediler de yapmadık” noktasında olmadık. Mirasını devraldığımız TÖS ve TÖB-DER geleneğinden bugüne kadar askeri ya da sivil tüm darbelere ve darbe girişimlerine karşı açık tutum aldık, bunun bedelini de defalarca ödedik. Nitekim KESK,15 Temmuz darbe girişimi sırasında ve sonrasında da darbe girişimine karşı net tutum almıştır.

15 Temmuz sonrasında AKP iktidarı; “Allah’ın lütfu” diyerek yalnızca darbecileri değil; muhalif toplumsal bütün kesimleri de hedefine koydu.

Emekçiler hedef oldu.

Gazeteciler hedef oldu.

Akademisyenler hedef oldu.

Kadın örgütleri hedef oldu.

Belediyeler hedef oldu.

Sendikalar hedef oldu.

Toplumun nefes aldığı her alan hedef haline getirildi.

OHAL döneminde çıkarılan 36 Kanun Hükmünde Kararname ile kamudan 162 binden fazla kişi ihraç edildi. Binlerce dernek, vakıf, medya kuruluşu ve kurum kapatıldı.

KHK’lerin kapsamı, olağanüstü hâl tedbirlerinin çok ötesine taşındı. OHAL, bir güvenlik tedbiri olmaktan çıkarılarak yeni rejimin inşasının temel araçlarından biri haline getirildi.

Değerli Basın Emekçileri,

İhraç edilenlerin arasında 4 bin 259 KESK üyesi de vardır.

Peki, darbe girişimiyle uzaktan yakından alakası olmayan, dosyalarında böyle bir iddia da olmayan bu arkadaşlarımızın ortak özelliği neydi?

Parasız eğitim istemişlerdi!

Anadilinde eğitim istemişlerdi!

İş güvencesini savunmuşlardı.

Kadınların eşit ve özgür olması için mücadele etmişlerdi.

Çocukların geleceğini savunmuşlardı.

Doğanın talanına karşı çıkmışlardı.

Demokratik bir ülke; adalet, eşitlik, Barış istemişlerdi!

Kısacası temel hak ve özgürlüklerini kullanmışlardı.

Suç olarak tanımlanan etkinliklerin tamamı Anayasa’yla güvence altına alınan sendikal faaliyetlerdir. Aynı zamanda bu haklar Türkiye’nin taraf olduğu başta 87 ve 98 sayılı ILO Sözleşmeleri olmak üzere BM sözleşmeleri, Avrupa Sosyal Şartı ve AİHM içtihadıyla güvence altındadır. Buna rağmen Resmî Gazete’de yayımlanan KHK’lerle bu haklar suç haline getirildi.

Son on yılda anayasa ve uluslararası hukuk fiilen askıya alınmıştır. Seçme ve seçilme hakkı yok sayılmıştır. Parti eş genel başkanlarından milletvekillerine, belediye başkanlarına kadar binlerce muhalif tutuklandı; belediyelere kayyum atandı, son olarak butlan atamasında olduğu gibi CHP’ye yönelik operasyonlar gerçekleştirildi. KESK’li ihraçlar da bu rejimin kurumsallaştırılmasının en önemli araçlarından biri olarak tasarlandı ve hayata geçirildi.

Değerli Arkadaşlar;

İnsanlar yalnızca işlerini kaybetmedi.

Çocukları okul değiştirmek zorunda kaldı.

Aileler dağıldı.

Pek çok kişi sağlık hakkına erişemedi; kanser gibi ağır hastalıkların tedavisi kesintiye uğradı, sosyal güvence ve sağlık kayıtları nedeniyle ciddi mağduriyetler yaşandı. Kimileri ağır psikolojik yıkımın altında ezildi, ne yazık ki yaşamına son verenler oldu.

Kimileri yaşamını sürdürebilmek için güvencesiz ve ağır işlerde çalışırken iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.

Kimileri ülkesini terk etmek zorunda kaldı.

Kimileri evini kaybetti.

Kimileri yıllarca iş bulamadı.

Ve ne acıdır ki…

Bazı arkadaşlarımız neyle suçlandıklarını dahi öğrenemeden görevlerine ancak öldükten sonra iade edildiler.

 Değerli Arkadaşlar,

Hatırlanacağı üzere önce ihraç ettiler, sonra da üyelerini kendilerinin belirlediği OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvurulmasını istediler.

23 Ocak 2017 yılında kurulan OHAL İşlemleri İnceleme Komisyon altı yıl boyunca ihraç kamu emekçilerini oyaladı ve bu komisyon 22 Ocak 2023 yılında ise kapandı. OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvuruda bulunanların arasında sadece 18 bin kamu emekçisi göreve iade edildi. Geriye kalan başvuruların %85’i reddedildi. Dolayısıyla komisyon, hukuksuzluğu kalıcılaştıran bir mekanizmaya dönüştürdü.

Komisyon kapandı ancak hukuksuzluk sona ermedi. Dosyalar bu kez özel kurulan idare mahkemelerine devredildi. Böylece yargı süreçleri etkili bir hak arama yolu olmaktan çıkarıldı.

Aradan tam 10 yıl geçti. Hâlâ KESK’li ihraçların yaklaşık yüzde ellisinin yargı süreci devam ediyor.

Değerli Arkadaşlar,

Suçlar icat edilip, üyelerimiz ihraç edildikten sonra hiç utanmadan dönüp “Gitsinler ağaç kökü yesinler” dediler.

Ağaç kökü yemedik, çünkü ekmeğimizi bölüştük, birbirimizin umudu olduk.

KESK’li ihraçlar dayanışmayla ayakta kaldık. İhraç kamu emekçilerine “ağaç kökü yesinler” diyenler geçen on yıl içinde yolsuzluğun, çürümenin ve hukuksuzluğun simgesi haline geldiler.

Buradan Türkiye Halklarına Sesleniyoruz;

Bu yalnızca ihraç edilen kamu emekçilerinin meselesi değildir.

Hukukun üstün olup olmayacağının meselesidir.

Sendikal hakkın suç sayılıp sayılmayacağının meselesidir.

Çocuklarımızın nasıl bir ülkede yaşayacağının meselesidir.

Biz sadece kendimiz için değil, bizden sonra gelecekler için direniyoruz.

Biliyoruz ki, bugün hukuksuzluğa sessiz kalırsak yarın daha karanlık günlere uyanacağız!

 Değerli Arkadaşlar,

Bugün yeni bir dönemden söz ediliyor. Çatışmasızlık zeminini yaratacak düzenlemelerin konuşulduğu bu dönemde yoğunluklu olarak konfederasyonumuzun barış talepli eylemlerine katıldıkları gerekçelendirilerek ihraç edilen üyelerimizin yaratılan ağır mağduriyetleriyle yüzleşilmesi ve bu mağduriyetlerin giderilmesi gerekmektedir. KHK rejimiyle yaratılan hukuksuzluk sona erdirilmeden demokratikleşmeden söz etmek mümkün değildir.

Buradan iktidara, yargıya ve bütün kamuoyuna bir kez daha sesleniyoruz.

Artık yeter!

On yıllık bu hukuksuzluğu daha fazla uzatmayın.

Mahkemelere yapılan siyasi müdahalelerden vazgeçin.

Bekletilen dosyaları derhal sonuçlandırın.

Haklarında beraat, takipsizlik veya göreve dönüşü gerektiren yargı kararları bulunan bütün kamu emekçilerinin dosyalarını gecikmeksizin karara bağlayın.

Sendikal faaliyetleri, demokratik haklarını kullandıkları ve emek mücadelesi yürüttükleri için hukuksuz biçimde ihraç edilen bütün kamu emekçileri; geriye dönük tüm özlük, sosyal ve ekonomik haklarıyla birlikte derhal görevlerine iade edilmelidir. BİZ KAZANACAĞIZ! GERİ DÖNECEĞİZ! YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ! YAŞASIN EMEK, DEMOKRASİ VE BARIŞ MÜCADELEMİZ!” diye konuştu. 

 

 

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.