Abidin Uyar Yazdı; “Müslüman Ütopyacı ” ‘Allah perest sosyalist Ali Şeriati…’

28.03.2026
7
A+
A-
Prof. Mustafa Öztürk hocam benim için ayrı bir kıymet .
Hissiyatıma  tercüman olacak şu sözlerle son videosuna başlıyor .
Konu odaklı (bilgiye dayalı )açıklamalar dinleyici tarafından  ilgi çekmiyor  diyor …
Dinleyici veya okuyucunun magazinsel ve sansasyonel  konular daha çok ilgisini çekiyor .
                      ***   ***   ***
Bir adam var .İşin garibi İslam’ın savunucusu rolünde…
“Tahammülfersa” bir adam…
Ve saçmalamalarına o malum gazetede devam ediyor .
”Mecbur muydun Müslüman olmaya dediğim tip.
Fakat sayıları o kadar çok ki…
Bu kadar itici bir adamın din adına konuşması  berbat bir durum .
Gerçek bir meczup…
Aynı camianın üyesi bile  bu adamın yaptığı mezhepciliğe isyan etmiş “meczuplaşma” demiş …
Son yazısında Tanrıdan rol çalıyor .
Adam Ehl-i Sünnet dışında ki bütün düşünce akımlarını bir çırpıda kafir ilan ediyor .
Tabi derdi İran savaşında Amerika ve İsraillin galip gelmesi .
Adam bu vahşet karşısında bile mezhepçilik  yapıyor  .
NEYİ KONUŞMALIYIZ ?
Ortada vahşi ve asimetrik bir savaş var…
ABD ve İsrail ırkçı emperyalist emelleri uğruna katliam yapıyor.
İran’a yaptıkları saldırıda İran’ın yanında yer almak asla İran rejimini onaylamak demek  değildir .
İran rejiminin  kendi halkı tarafından demokratik yolla yıkılmasını arzu edenlerdenim .
Ancak  kalbim bu savaşta İran’ın yanında …
Fakat Ortodoks suni paradigma bu durumda bile mezhep fanatikliğini  öne  çıkartıyor …
Ve Şia’yı sapkın gördüğü için İran’ın yok olmasını istiyor (çoluk çocuk dahil tabi  )
Kendilerini,
 “Fırka-i Nâciye” (kurtuluşa eren topluluk) olarak kabul eder…
Görende Allahtan sertifika aldıklarını zannedecek .
Tabi aslında en baba ehli sünnet selefi’lik .İtikatta Mâtürîdî veya Eş’arî denilir ama Eşari’lik  en başta gelir.
Amelde ise dört hak(!)mezhep tabiri kullanılır . Hanefi, Maliki, Şafi, Hanbeli olarak  birine bağlı olanlar, hadislerde belirtilen kurtuluşa eren toplulukmuş.
Hak mezhep !
Hiçbir Müslüman da şu soruyu sormuyor.
Bu hakkı Allahtan mı aldınız? Yoksa eylemlerinizden mi aldınız ?
Lafız olarak  HAK mezhep demek kuru bir iddia. Totoloji .
Eylemlerine, ticaretlerine, arkadaşlıklarına, paraya, servete, makama  olan  düşkünlüklerine, yazıp çizdiklerine hele hele bu günkü adaletsizliği oyları ile desteklemelerine tutukları siyasi oluşuma baktığımız da  ABD ve İsrail’in İran’da bombaladığı ilkokulda hayatını kaybeden 165 çocuk  umurlarında bile değil .
Mafyamız bile Ehl-i sünnet .Tarikatlarımızın tamamı ehli sünnet .
Cüppeli ehli sünnet…
Dediğim gibi öyle bir bölünme ve hizip söz konusu ki ortalık asırlardır toz duman .
Neyse! Konumuz kimin kurtulduğunu kimin kurtulamadığını konuşmak değil.
Zaten Allah’ın bizlere böyle bir yetki vermediği de bilinmekte .
Sadece kuru bir zannımız var .
Konumuz bu ABD –İsrail –İran savaşında bir müptezelin İranlı düşünür merhum Ali Şeriati’ yi hedef göstermesi.
O müptezel yalnız değil.
Yukarıda bahsettiğim yazar da bunlardan biri .
 Ben ismini verip reklamını yapmayacağım  .
Tabi yalnız değiller .
Güç arkalarında…
ABD’YE  ve İSRAİLE Tek kelime etmedikleri gibi  İsrail’i kızdırmamak lazım falan diyen  tarikatçı Ehl-i sünnet  müdafi bir soytarı var  .
Ali Şeriati’yi gündeme getiren ise YouTube de son dönemlerde türeyen ayrı bir soytarı .
Tabi arkasında kapı gibi itikadi güç var. Halkın  büyük çoğunluğun bilgisiz olmasından da istifade eden  korunaklı bir camia ve resmi ağzın meşhur vaazcısı var.
Aslında o vaaz’cı tam rezalet . Ama hiçbir birim dokunmuyor .
Ali Şeriat i kimdir?
Okuyucunun tanıdığını  hakkında bilgi sahibi olduğunu zannetmiyorum .
Bendeniz merhumun eserlerinin büyük çoğunluğunu okumuş biriyim .
Özelikle gençlik yıllarımda…
Tüm fikirlerine katılmasam da beni de etkileyen bir düşünürdü .
Hatta hakkında yazılan bir kitabın ismi  “Müslüman Ütopyacı” Ya da 20. Asrın “Allah’a Tapan Sosyalist Ebu Zer”i” dir
Evet o bir sosyolog Fransa da eğitim gören Allah perest sosyalisttir.Ancak ne İran rejimine ne Ehli Sünnete yaranamamış  samimi bir  Müslüman dır  .Genç yaşta hayata veda etti ve hala ölümü meçhul .
Fakat Seyit  Kutub’dan çok farklıdır.
Seyit Kutup  meşhur yoldaki işaretleri ile  “Sosyal adaleti, toplumsal birliği, Batıya karşı mücadeleyi vs. simgeleyen devlet kurgular .
Seyit Kutub’a göre  devlet anlayışının ancak devrim yoluyla ve seçkinci bir öncü grupla ulaşılabilirdi.
Bu düşünceyi özel olarak İSLAM VE DEMOKRASİ/İSLAMİYAT/NİSAN-HAZİRAN 1999 SAYISI sh/72-73da anlatan Prof Ömer Çaha Seyyid Kutub’un öncü bir devrimci grubun rolü üzerinde duran YOLDAKİ İŞARETLER adlı eseri LENİNİN öncü proleteryasının  Müslüman bir öncü grupla
İKAME ETME ÇABASI OLARAK GÖRÜLMEKTEDİR”der .
 
Ali Şeriatinin ise ütopik düşünceleri  önermeleri ve  çıkarımları soyut tur …
Şeriati ;Kurandan çıkarttığı kavramları Marxsist teori ile buluşturur …
Fakat Ali Şeriti’de tıpkı Marks gibi bir tarihin ve bir kültürün ürünüdür .
Bulundukları yüzyıl da gözlemledikleri olaylar üzerinden analiz  yaparlar….  
Ali Şeraitin o gün kullandığı slogan ve görüşleri gerçekten İslamın SOL yorumunda etkili olmuştur .
Ali Şeriati merhum,; sınıflı toplumu açıklarken 3 boyutlu egemenler sistemi olarak ortaya koyar ve Kuran’i kavramlar la açıklar. Buna göre militarizm, klerizm ve kapitalizm(Firavni, Bel’ami, Karuni) kavramları ile açıklar ve bunların 3 başlı yılan olarak topluma düştüğünü söyler.Ona göre İslam Peygamberinin 1400 yıl önce kurmaya çalıştığı sınıfsız toplumdur.
Çünkü sınıflı toplumlarda zorunlu olarak efendi-köle
(Mustaz’af- Müstekbir)ilişkisi kaçınılmazdır.
Bu salt slogan olarak kulağa hoş gelen sosyalist edebiyattır.Lakin çağcıl devlet ve siyaset felsefesi içinde ve özellikle iktisat teorisi içinde hiç bir yere tekabül etmeyen  ham çıkarımdır …
Fakat dindar vicdan bu sloganı tutar ancak dediğim gibi bu TOTOLOJİ’DİR
Müslüman’ın ham hayalidir ..
Marxs;İnsanlık tarihini sınıflar arası ekonomik çıkar amaçlı savaşlar tarihi olarak anlamıştır ve iddiasını bu yönde sürdürür …
Marxs’a göre bu tarihsel yasaydı (tarihsel determinizm /tarihsicilik).Ve bu yasa mutlaktı …
Ve ona göre emekçi ve kapitalist arasındaki (sadece iki sınıf) bu sınıf savaşı sonunda mutlak devrimi getirecekti(lakin devrim işçi sınıfını olmadığı Rusya da gerçekleşti) …
Bunun içinde Silahlı mücadele ve şiddet olmalıydı ...
İslamın sol yorumu da bu savaşın hak ve batıl arasında olduğunu ve temel dayanağın iman ve küfür arasında geçtiğini savunur .
Fakat inancım  o ki Ali Şeriati bu gün yaşasaydı düşünceleri değişirdi .
Kendimden biliyorum. Ne ideolojik(solculuğum ) ne din hakkındaki o klasik görüşlerimin hiç biri kalmadı. İnsanın doğası değişim sosyolojisine tabi olmasıdır .
Ali Şeriati hakkındaki inancım hocası ile yaptığı bir diyalog tan kaynaklanmaktadır . Hayatımı etkileyen en önemli diyaloglardan biridir.
 Yıl 1961.Bu tarihte henüz 28 yaşında olan genç Şeriati ile meşhur Prof. Gurvitch’in, o hoş ve bir o kadar öğretici diyalogunu  sürekli okuyucuya aktarırım .
Bu hikayenin ibretlik tarafı benim ülkemdeki insan için de geçerlidir .
Çünkü o kadar çok solcu ,ülkücü ,milliyetçi ve dindar Müslüman  genç tanıdım ki bu gün inanılmaz bir değişim sosyolojisinde yeni bir kimlik inşa ettiler.
İslam’ı bile çok farklı algılıyorlar.
Artabistan’dan gelen ay görüldü haberi üzerine oruca başlayanlardan tutun da, fakihlerin bir çok görüşüne rahatlıkla karşı çıkabiliyorlar .
 
  ALİ ŞERİATİN HOCASI GURVİTCH İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ DİYALOG . 
Dr.Şeriati, Prof. Gurvitch’den bahsederken, “ Benim bir üstadım vardı “ der ve şöyle devam eder ;
“ Onun için bir konferans veriyordum. Sosyoloji konularından birisinden bahsederken, bazı tanımlar aktarıyordum. Sonra Prof. Gurvitch’in tanımlarından birisini naklettim. “
Sonra ne mi olmuş? Prof. Gurvitch, ayağa kalkarak, genç doktora öğrencisi Şeriati’nin sözünü kesmiş ve ona anlattığı tanımın gayet saçma olduğunu söylemiş.
Dr. Şeriati utanıp susacaktır. Zira bu tanım bizzat Prof. Gurvitch’e aittir ancak o, hocasını tüm öğrencilerin gözünde küçük düşüreceğini düşündüğünden olsa gerek, o an için susmayı tercih eder.
Ancak, Prof. Gurvitch Şeriati’ye dönerek, bu bahsettiklerinin nereden alıntı yapıldığını sorar. Dr.Şeriati, “sizin falanca kitabınızdan hocam”, dediği vakit ise tüm öğrenciler gülmeye başlar.
Devamını tekrar Dr Şeriati’den dinleyelim. Bakınız o, hadisenin devamında sınıfta yaşananları nasıl anlatıyor ;
“ O bana, kitabın hangi senenin baskısı olduğunu sorunca, 1954 senesine ait olduğunu söylemiştim. Ve bana şöyle dedi; “ Fakat ben 1954 senesinde ölmedim. Şu anda 1961 senesindeyiz ve hala yaşıyorum. Yani 1954 ‘ten 1961’e kadar yaşadım ve düşündüm. Oysa sen 1954 senesindeki Gurvitch’e dair bazı tanımlar anlatıyorsun. Hem de 1961 senesinde varolan Gurvitch’in yüzüne karşı ..Ve eğer 1954 senesindeki sözüm ile 1961 senesindeki sözüm aynı olsa idi bu benim için fazilet olmayacaktı…Bu benim duraklamam ve durağanlığım olurdu. 1954 senesinden beri boşuna yaşamış olacaktım …“
 
SONUÇ YERİNE :Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.  Antik Yunan filozofu Efesli Herakleitos‘a (MÖ 6. yüzyıl) aittir.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.