Bursa Su Kolektifi’nden Milli Parklar Kanun Teklifine tepki: “Doğanın son kaleleri ranta açılıyor”
HABER PELİN AKDEMİR- BURSAPORT
Bursa Su Kolektifi, Milli Parklar Kanunu değişiklik teklifine tepki gösterdi. Kolektif, teklifin milli parkların koruma statüsünü zayıflatacağını, yapılaşmaya ve enerji projelerine izin vereceğini belirtiyor.

Bursa Su Kolektifi, Milli Parklar Kanunu’nda yapılması planlanan değişikliklere karşı tepkisini sürdürüyor. Kolektif üyeleri, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 2. Bölge Müdürlüğü önünde bir araya gelerek basın açıklaması gerçekleştirdi.
Açıklamada, milli parkların insan faaliyetlerinin sınırlandırıldığı ve doğallığına bırakılması gereken alanlar olduğu vurgulandı. Mevcut Milli Parklar Kanunu’nun 14. maddesinin bu koruma niteliğini güvence altına aldığı belirtilirken, TBMM’de görüşülmeye başlanan kanun değişikliği teklifinin söz konusu koruma statüsünü zayıflatacağı ifade edildi.

Açıklamanın tamamı şöyle:
“Milli Parklar, insan etkinliklerinin sınırlandırıldığı, kendi doğallığına bırakılan alanlardır. Bu nedenle dünya genelinde milli parklarda yalnızca milli park personeli için kulübeler ve yurt savunması için çok gerekli tesisler yapılabilir. Milli Parklar Kanunumuzun 14. Maddesi bu nitelikleri yerine getirmektedir.
Bunun da üstünde korumayla milli parklarda besi hayvanlarını otlatmayı ve avcılığı yasaklar. Geçen hafta mecliste görüşülmeye başlanan Milli Parklar Kanun Değişikliği Teklifinde, milli parklarda koruma niteliğini derin ölçüde bozacak maddeler bulunmaktadır. Birçok ülkede bir dal bile kırsanız cezalandırılırsınız. Bu teklif dünyada gittikçe alt sıralara düşen Türkiye’nin en güçlü korunması gereken milli parkları, tabiat parklarını vahşi kapitalizme talanına açan açık beyanıdır.
Milli parklar, 24 yıllık AKP iktidarının maden, enerji ve inşaat temelli ekonomisine karşı hep ayak bağı olarak görüldü. Gelibolu ile Kapadokya Tarihi ve Kültürel Milli Parkları Alan Başkanlığına devredildi.
Milli Parklar Kanunu’na aykırı yüzlerce proje bizzat Tarım ve Orman Bakanlığı’na yaptırılarak kendi varlığına ihanet eden Bakanlık durumuna düşürüldü. Uludağ Milli Parkında turizm, yapılaşma yöndeki projelere Bursa Barosu ve akademik odalarca açılan onlarca davada bu ihanet belgelenerek projelerin çoğu iptal edildi. Uludağ Milli Parkı %16’sı olan 2100 hektarı, tüm karşı duruşa rağmen 2023’te kanunla Uludağ Alan Başkanlığı’nın rant projelerine terk edildi. Uludağ TAlan Başkanlığı’na karşı Bursa Su Kolektifi olarak halktan 4 günde 3000’e yakın ıslak imza topladık. Bu kadar kısa sürede bu kadar çok imza toplanması görülmüş bir durum değildir. Dijital imzalarda bu sayı 40bine ulaştı. Bu imzalar AKP’nin doğanın son kalelerine giriştiği yıkıma karşı halkın çok güçlü tepkisidir. Bu imzaları TBMM’ye teslim ettik. Komisyon öncesi muhalefet partilerine görüşlerimizi aktardık. FSM Bulvarında gösteri yürüyüşü, yerel ve ulusal katılımla basın açıklamaları yaptık. Bunların hiçbiri gözü dönmüş sermayenin günümüzdeki işbirlikçisi AKP iktidarını durdurmadı. Uludağ Talan Başkanlığı yürürlüğe girdi.

Şimdi ise AKP, milli parklarda çok daha büyük bir kıyıma hazırlanıyor. Daha önce Orman Kanunu’na getirdiği maden, enerji, altyapı yatırım izinlerini şimdi Milli Parklar için de uygulamak istiyor. Doğa Koruma Milli Parklar (DKMP) Müdürlüğü av, maden, enerji, altyapı ve turizm bürosuna indirgiyor.
Görüşülen teklifle DKMP gelir arttırıcı düzenlemeler yapılmakta, Orman Bakanlığı’ndan özerk ve özel bütçeli bir yapıya dönüştürülmektedir. Bu özerkliğin, DKMP’yi daha bağımsız daha korumacı yapıya çıkarması beklenirken Teklifle DKMP kendi varlığına ihanet eden duruma düşürülmek istenmektedir.
Teklifin 3. Maddesinde Av ve Doğa Koruma Memurluğu tanımı getirilmektedir. Milli Parklar Kanun Değişikliği teklifinde 61 adet av, 30 adet avcılık sözcüğü geçmektedir. Milli Parklarda saha bekçileri sözleşmeli statüye düşürülerek niteliksiz kişilere devredilmek istenmektedir. Ocak ayında müdürlüklere gönderilen DKMP Yönetmeliğinde de avcılık geniş yer tutmakta, milli park, tabiat parkları adeta av sahalarına çevrilmektedir. Ne kadar manidar ki sözde doğayı koruyacak DKMP yeni yönetmeliğinde av ve avcılıkla uğraşacak 1 daire başkanlığı ve 3 şube müdürlüğü adı geçmektedir.
Teklifin 4. Maddesinde, Milli Parkta hiçbir zaman olmaması gereken imar planlarının yapılacağı hükmü getirilmektedir. Teklif milli parklar içinde ilan edilen ya da edilecek turizm bölgelerini, adeta Milli Parklar Kanunu hüküm ve korumasının dışına çıkarmaktadır. Oysa Uludağ Milli Parkı’nda 2. Bölge Turizm Bölgesi ilan edildiğinde buradaki projelere Bursa Barosu ve Akademik Odalarca açılan davalar, projenin milli parklar kanununa aykırı olduğu için iptaliyle sonuçlandı. Değişiklikle artık dava açılamaz duruma getirilmektedir.
Yeni yönetmelikte henüz kanun değiştirilmeden DKMP’nin milli parklar ve korunan alanlarda her türlü işlemi Doğa Turizm Dairesi Başkanlığı ile koordineli yürütme boyunduruğu altına alınmaktadır.
Teklifin 5. Maddesi milli parkları tam bir talana açmaktadır. Ulaşım, elektrik, petrol ve doğalgaz hattı, trafo, haberleşme, su, termal su, atık su, altyapı, bunlarla ilgili yapı ve tesislerin milli parklarda uygulanır duruma getirmektedir. Daha önce Orman Kanunu’nda yapılan değişiklikle verilen bu izinler şimdi milli parklara uygulanmak istenmektedir. Teklifte her şey insan gereksinimleri üzerine kurgulanmıştır.Kendi doğallığına bırakılması gereken milli parklarda bunların hiçbiri olmaması gerekir.
Milli parklarda hayvanlar özgürce dolaşabilmelidir. Ulaşım, petrol ve doğalgaz hatları doğal alanı böler, parçalar, hayvanların dolaşımın engeller, sınırları daraltarak kendi aralarında iç çatışmalara, ölümlerine neden olur.
Ulaşım projeleri, yollarda karşıya geçmek isteyen çok sayıda hayvana araçların çarpmasıyla ölümlerine neden olur.
Gaz, petrol sızıntıları, zehirlenmelere, yangınlara neden olur.
Son yıllarda Türkiye’deki orman yangınlarının çoğu, elektrik iletim hatları nedeniyle çıktığı halde bu madde ile elektrik hatları yapılmasına izin verilmek istenmektedir.
5. maddede içme suyu için de atıflar vardır. Su, milli parkın en temel varlığıdır. Milli parktan hiçbir şey dışarıya çıkarılamayacağı gibi akan dereler dışında su da dışarı çıkarılmamalıdır. Günümüzde özellikle ambalajlı su şirketlerine milli parklar içinde kanuna aykırı tahsis edilen kaynak suları bulunmaktadır.
Bu yasa dışılık, teklifle yasallaştırılmak istenmektedir. Ayrıca su projeleri için “gelişme planı şartı aranmaz” denmektedir. Bu da milli parkları susuz bırakacak yağmanın boyutunu göstermektedir.
Teklifin 6. Maddesinde milli parklarda yapılaşmanın önü açılmaktadır. “hizmet ve faaliyetler ile koruma, yönetim, işletme, tanıtım, sportif, eğlenme ve dinlenme hizmetleri için gerekli her türlü altyapı, üstyapı ve diğer tesisler” özel sektörce işletilmesi kanunlaştırılmaktadır. Ayrıca yapılaşma koşulları Teklifte belirlenmeden, yönetmeliğe bırakılarak hükümetin güdümüne sunulmaktadır.
Teklifin 7. Maddesinde, milli parklardaki kaçak işgallerin tapuya tecilini Kanun yasaklamaktadır.
Teklifte ise işgal edilen yerlerin DKMP tarafından değerlendirilmesi yetkisi verilerek, bozulan doğal yapı yıkılarak tekrar doğal durumuna getirmek yerine kullanımına ve işgalin kalıcılaşmasına zemin hazırlamaktadır.
Acil Siyasal Çağrı
Yasa teklifi Genel Kurul gündeminden çekilmelidir.
Koruma statüleri güçlendirilmelidir.
Şeffaf, katılımcı ve bilimsel bir karar süreci işletilmelidir.
Bilim insanları, meslek odaları, ekoloji örgütleri ve yerel topluluklar karar mekanizmalarına dâhil edilmelidir.
Milli parklar, gelecek kuşakların yaşam güvencesini temsil eder.
Doğa, ortak yaşamın kurucu zemini olarak korunmalıdır.”