Abidin Uyar Yazdı; “Soylu Yalan (Platondan, Farabi’ye kadar ideal devlet hayali)”
İnsanlık tarihinde derin iz bırakmış iki dev isim ideal devlet olabilir mi sorusuna cevap arıyor…
Platon ve Farabi…
Seçtiğim konular ve yazdığım yazılar benim için bir anlam taşıyor olabilir .
Bir şeyler anlatamaya çalışıyor olabilirim. Fakat bu benimle alakalı bir durum.
Okurun ilgisi, merakı, analitik sorgulaması, şüphe duyması tamamen toplumun kültürü ile alakalıdır.
Bir tür arz ve talep meselesi …
Platonun Devletindeki veya Farabi’nin EL-MEDİNETÜL FAZILASINDAKİ görüşlerini okur neden merak etsin ?
Onun gündeminde bu tip konular yoksa, yazdıklarım YOLU OLMAYANA KÖYE OPERA BİNASI YAPMAK GİBİ BİR ŞEY…
Ancak 2500 yıl evvel antik yunanda tartışılan konular, Sokrates’in tartışma metodu hala gündemde, gittikçe felsefeye ilgi artıyor.
Bu gün 2026 yılında Gemlik’te bu konular tartışılabilir mi ?
Şimdilik hayır…
BÜTÜN MESELE DÜŞÜNEN VE SORU SORAN BİR TOPLUMUN VARLIĞI …
Mesela Gemlik Halkı son 20 yıldır belediyelerin sahile inanılmaz kamu parasını döktüğüne şahit oldu .
Yapıldı ,yıkıldı ,tekrar yapıldı ,tekrar iş makineleri 6-7 yıl önce yapılan her şeyi yıktı, duman etti.
AKP dönemindeki bu tip gösterişli tüketim ile kamu kaynakların nasıl heba edildiğini biliyoruz.
Hala denizde o fıskiyeler duruyor .
İleriki nesillere bırakılmış kamu yönetimini belgeleyen akıl dışı imalat …
İşte AVM denen sakil bina ,yıkılan yeni çarşı ,Gemlik son 30 yılda öldürücü yıkıma uğradı …
Bunların tamamı irrasyonel kamu harcamalarıydı .
İçinde sistemli düşünce yoktu …
Çünkü deniz denen nimetten nasıl istifade edileceğini politika yapıcısı bilmiyordu…
Gerçekten bunun felsefesini yapacak hiç kimse yoktu…
Doğanın tahribi ,kıyı şeridinin tamamen betonlaşması bunun adı nitel değişimdi…
Gemlik öldürücü yıkımla nitel değişti .
Politikacı nitel değişimin ne olduğunu bilmez…
Nitel değişim, nicel değişimden farklı olarak ölümdür.
Örneğin insanoğlu bebekliğinden yaşlılığına kadar sürekli değişir. Fakat fotoğraflarına baktığınızda bu sensin diyebiliriz .
Fakat ölüm insanı tanınmaz hale getirir. Ceset çürür .Bu değişim korkunçtur .Hiç tanınmaz .
Bu nitel değişimdir .
Politikacı bunu idrak etmesi için bizler gibi deniz çocuğu olup Gemlik’te doğmuş olması lazımdır .
Sizin çocukluk anılarınızın olması gereklidir.
Düşünün bir belde istila ediliyor istilacı önce kültürel dokunuzu, anılarınızın geçtiği mekanları yok ediyor.
Tarihi hafızanız sıfırlanıyor .
Hafızanızda torununuza anlatacak hiçbir şey kalmıyor.
Ne mezun olduğum Gemlik lisesi, ne yeni çarşı ,ne ağlaya kaya, ne altında karpuz soğuttuğumuz manastır dev çınarları …
Neden böyle ?
İmrendiğimiz bir İskandinav ülkesi olamıyoruz?.
Kumluk sahil yok ! Kayalar kayalar her taraf beton …(eminim saklı bahçenin ötesi için var diyecekler çıkacaktır. Önce yok ne demek sonra var ne demek bunun felsefesini açıklamam lazım)
Bana bu politika yapıcıları devamlı Milton Friedman’ın kimin parasını kimin için nereye harcıyorsun sorusunu aklıma getiriyor …
Politika yapıcısı gayri iktisadi yatırımlar ile bir halkı nasıl ikna edebiliyor ?
Onun cevabını platon veriyor .
SOYLU YALAN
1-Sizler için varız ,sizler için çalışıyoruz.
2-Her şey güzel yaşanabilir kent için …
Platon her yalanı mubah görmez .Örneğin her masal yalan doludur. Ama bizler çocuklarımıza torunlarımıza masal anlatarak yalan söylemiyor muyuz?
İdeal devlet antik Yunanda da konuşulmuş yazılmış .Ama hiçbir zaman ideal devlet olmamış .
Mesela benim ülkemde kıyamet kopuyor, nepotizm, diploma skandalları, mafyanın gücüne kadar yolsuzluk, şatafatlı kamu kaynağı ile yaşam, hukuk skandalları, her gün ayrı bir hikaye, insan hakları ihlalinde ,enflasyonda en ön sırdayız .
Fakat politika yapıcısı bunu soylu yalanla kapatıyor .
Batı biz kıskanıyor .
Tabi her günde bu ülkeyi ancak biz düzeltiriz, düzlüğe çıkartırız diyen iddialı siyasetçiler de söz konusu .
Farabi veya Platon yaşasaydı ve bana sorsalardı sizin ülkeniz nasıl düzelir ben onlara sadece hissettiğimi söyleyebilirdim .
Hiç bir şekilde düzelmez derdim.
Birincisi bürokrasi sınıfı(aklınıza gelen her çeşit bürokrasi ) her dönem iktidardır.
Onun ıslahı mümkün değildir .
Asıl devlet bu sınıftır.
Dilekçeye ister cevap verir, ister vermez .
Mahkeme kararına ister uyar ister uymaz. Her çeşit yasaları delecek formüller vardır zaten ellerinde derdim .
Ha dışarıdan bakıldığında sizin talepleriniz ciddiye alınmış gibi durur .Usulüne uygun size bilgide verilir .

BAŞKA NE DERDİM PLATONLA FARABİYE? …
Kanun koyucu halktan çok kopuk olduğu için her kanun 3 -5 yılda işlemez hale gelmekte derdim.
Gerçekten ;Vergi kanunlarından, imar yasalarına, ceza yasalarından aklınıza hangi yasa gelirse gelsin illa bir şekilde değiştiriliyor .
Amerika da öğretim görevlisi olan bir Profesör arkadaşıma sormuştum sizin yaşadığınız eyalette en son imar yasası veya eyalet yasaları veya vergi yasaları ne zaman değişti ?
Güldü .
Ben 25 yıldır buradayım hiç tanık olmadım .
Bizde adeta yasalar anlaşılmasın ,muğlak olsun, istendiği gibi yorumlansın gibi duruyor .
Mesela Platonun o adaletli şehrinde yaşamak nasıl bir şey?

Bu arada platonu hiç sevmem. Fakat gene de bir deha ve Sokrates’i bize tanıtan adam .
Köle; Köle olarak doğmuş ise asla başka bir iş yapmamalı der .
O insan ruhunda 3 bölüm var diyor .
Akıl –irade ve arzular
Devlette de buna karşılık gelen üç sınıf var diyor.
AKLA karşılık bilge yöneticiler .
Yani filozoflar…
İRADEYE KARŞILIK cesur koruyucular. Yani askerler …
VE ARZUYA karşılık itaatkâr üreticiler. Çiftçiler zanaatkar… Adalette bu kozmik uyumdan ortaya çıkıyor .
Herkes kendi işini yapacak asla bir diğerinin alanına girmeyecek diyor…
İşte platonu sevmeyişimin nedenlerinden biri platonun adalet anlayışı ile bu gün benim adalet anlayışım tamamen uzlaşmaz bir durumda .
Çünkü onlar insanlar doğdukları andan itibaren bir sınıfın insanı olarak doğarlar ve değişemezler der. Onun için adalet, fırsat eşitliği özgürlük falan değil . Onun için adalet toplum içindeki her bireyin kendisine biçilmiş verilmiş görevi sorgusuz sualsiz kabul etmesi .
O rolü en iyi şekilde oynamasıdır .
Yani hiç kimse rolünü terk edemez .
Bunun için bulduğu çözüm de yukarıda bahsettiğim SOYLU YALAN DIR .
Devletinin temelini yalana, başka bir deyişle masal, efsane ve inançlara dayandıran Platon, öznel bir yaklaşımla her türlü yalana değil Platon’un devletine uygun yalanlara müsaade edecektir.
Yöneticilerin halkı yönetirken ruhlarına karışmış metaller olduğunu söyleyecekler…
Yöneticilerin ruhunda ALTIN, Korucuların ruhunda GÜMÜŞ, Üreticilerin ruhunda ise demir ve TUNÇ vardır.
Bu değiştirilemez ilahi bir kaderdir .
Hatta işi daha ileri taşıyor koruyucu sınıfın aile kurması yasak tır.
Çocuklar ortak yetiştirilmeli ki kimse kendi çocuğunu kayırmasın ve tek sadakatleri devlete olsun .
Yani komik gibi gelebilir ama o çağda bile nepotizm hastalığı bir devleti çökertebileceğini sanki Platon görmüş .
Gelelim Farabi’nin devlet anlayışına. Çok özetle o bu kadar katı değil .

Onun Erdemli şehri yani el –medinetül fazılası bir makine değil o tam can lı bir organizmayı anlatıyor sıhhatli bir vücut gibi …
Bu vücutta her yurttaşın organ gibi bir işlevi var .
Bu vücudu ayakta tutan Farabi’ye göre lider kalp tir yani vicdandır.
Yalnız bu Platonun akıl yolu ile doğruları bulan filozof kraldan çok daha farklıdır.
Onun dediği lider yani o akıl aynı zamanda akıllı bir yönetici değil aynı zamanda faal akıl yani evrensel ilahi akıl ile bağlantı kurarak o bir tür ilahi vahiy alan peygamber filozoftur..
Fakat Farabi bu görüşünde bir tehlikenin de farkında.
Ya o ilahi vahiy aldığını söyleyen lider yönetici bir tiranlık kurarsa .
Yalan söyler halkı aldatırsa?
İşte buna çare olarak o liderde bulunması gerekene özle vasıfları sayıyor tam 12 özellik sayıyor .
Sadece zeki ve akıllı olması yetmiyor mükemmel bir hafızası ,hitabeti güçlü olmalı ,öğrenmeyi sevmeli ,yemeye içmeye ve diğer dünyevi zevklere düşük olmamayı ,yalandan nefret etmeli, doğruluğu sevmeli ,adaleti sevmeli zalimlikten kaçınmalı ,korkak değil cesur olmalı ve liste uzayıp gidiyor .
YANİ FARABİ BANA GÖRE DİYORKİ SİZİN HİÇ ŞANSINIZ YOK SİZ AYRIK İSTİNASINIZ.
Çünkü Farabi’nin istedikleri bizler için hiç gerçekleşmeyecek hayal…
Yalan söylemeyeceksin ,dünya zevklerinden şatafatlı yaşamdan kaçacaksın, zalim olmayıp adaletli olacaksın, hile yapmayıp dün söylediğini bu gün inkar etmeyeceksin vs buda olmaz ki ama …
Yani böyle devlet hayal mahsulü …
SONUÇ YERİNE :Birde şöyle düşünelim her şey tıkır tıkır işliyor .Hukuk hiç kimseden emir almıyor. Belediye meclisleri imar rantına izin vermiyor, binalar yollar caddeler estetik açıdan inanılmaz görsellik sunuyor. Kavga yok. Doğaya politika yapıcısı asla dokunamıyor. Yönetici sınıfı çok mütevazi, kamu malını hiç kullanmıyor, gideceği yere kendi aracı ile bisikleti ile gidiyor. Eskortlar eşliğinde onlarca Çakarlı araç yönetici sınıfını dolaştırmıyor. Toplum sigarasını söndürüp izmaritini cebine koyuyor, caddelerde köpek dışkısı yok.
Yok yok böyle bir toplumda asla yaşamak istemezdim!!!!!!!
Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum