İMAR YASASINA TAKILANLAR DERNEĞİ MEYDANLARDAN SESLENDİ; “YIKIM ÇÖZÜM DEĞİLDİR! “
İmar Yasasına Takılanlar Derneği üyeleri bir kez daha meydanlardan haklarını aradı. Şehreküstü Meydanında bir araya gelen mağdurlar, “Yıkım Çözüm Değildir” diye seslendi. Dernek Başkanı İbrahim Hacıoğlu, “Bugün başta Mudanya olmak üzere ülkemizin birçok yerinde; ruhsat alamamış ya da mevcut yapısına ek yaptığı gerekçesiyle milyonlarca yapı yıkım tehdidi ile karşı karşıyadır. Ancak sorulması gereken temel soru şudur: Tek çözüm gerçekten yıkım mıdır?” diye sordu.

Çeşitli pankartlar ve sloganlarla desteklenen etkinliğe, bazı sivil toplum örgütü yöneticileri de destek verdi. Burada konuşmasını sürdüren İbrahim Hacıoğlu, “2014 yılında yürürlüğe giren ve kır ile kenti bütünleştirme iddiası taşıyan Büyükşehir Yasası ile birlikte, kırsal yaşam biçimi göz ardı edilmiş; köylere kent hayatı dayatılmıştır. Yasa açık ve nettir: Belediyelerin, bu dönüşümün ardından iki yıl içinde imar planlarını yapması gerekiyordu.


Ancak ne yazık ki bu planlar yapılmamış, bedeli ise köylüye ödetilmiştir.
İmar planı olmayan alanlarda; köylü kendi barınma ihtiyacı için ev yaptığında, hayvanına ahır kurduğunda ya da tarım aletlerini koyacak basit bir yapı inşa ettiğinde; karşılığında tutanaklar, para cezaları, davalar, hapis cezaları ve yıkım kararları ile yüz yüze bırakılmıştır. Devletimiz bu büyük mağduriyeti fark etmiş olacak ki, 6 Haziran 2018 tarihinde İmar Barışı düzenlemesini hayata geçirmiş ve vatandaşı devletiyle barışmaya davet etmiştir. Açık gerçekliği kabul etmiştir: Bu ülkede yapı sorunu vardır ve bu sorun vatandaşı yok sayarak çözülemez. Ancak uygulamada yapılan hatalar, bugün milyonlarca insanı yeniden mağdur etmiştir. Sürelerin defalarca uzatılması, bankaların hafta sonu bile açık tutulması, reklamlarla “gel başvur” denilmesi ama 31.12.2017 tarihinin özellikle geri plana itilmesi, vatandaşı bilerek ya da bilmeyerek yanlış yönlendirmiştir. Bugün aynı vatandaş, “yanlış yaptın” denilerek kapısına yıkım tebligatı bırakılan kişi haline getirilmiştir. Bu kabul edilemez. Devlet vatandaşını tuzağa düşürmez. Belediye halkını çaresizliğe mahkûm etmez.

Türkiye’nin dört bir yanında tablo aynıdır: Plan yok, çözüm yok, irade yok; ama yıkım var, ceza var, tehdit var” dedi.
Hatalı uygulamanın bedelini Bursa’da ve Mudanya’da olmak üzere Türkiye’nin birçok yerinde mağdurların ödediğini anlatan Hacıoğlu, “Bugün bu eksik ve hatalı uygulamaların bedelini Mudanya halkı ve Mudanya Köylüsü ödemektedir. Mudanya’da köylünün evi eskidir, çürümüştür, artık yenilenmesi şarttır. Ancak vatandaş kendi evini yenilemek istediğinde karşısına çıkan cevap nettir: “İmar yok, izin yok.” Peki soruyoruz: İmar planını yapmayan kimdir? Yıllardır bu bölgeyi plansız bırakan kimdir? Bedeli neden yine vatandaş ödemektedir. Belediyeler, asli görevleri olan imar planı üretmeyi bir kenara bırakıp, vatandaşı cezayla ve yıkımla terbiye etmeye çalışmaktadır. Bu yaklaşım ne sosyal belediyecilikle ne de halkçı siyaset anlayışıyla bağdaşır. Bu bir şehircilik politikası değil, açıkça siyasi bir tercihtir. Tercih, vatandaştan yana değil; vatandaşı ezen uygulamalardan yanadır. Biz buradan açıkça söylüyoruz:

Yıkım siyaseti iflas etmiştir. Vatandaşı suçlu ilan eden bu anlayış iflas etmiştir.
Mudanya’da ve ülke genelinde talebimiz nettir:
İmar planları derhal yapılmalıdır. Yıkımlar durdurulmalıdır. 10 milyon bağımsız birimi ilgilendiren bu soruna TBMM’nden düzenleme getirilmelidir” diye konuştu.

Yuva yıkanın Allah belasını eninde sonunda verir.
Yuva yıkanın Allah belasını eninde sonunda verir.
Kimsenin ahı yerde kalmaz.