Dijital geçmişiniz geleceğinizi karartmasın!

03.02.2026
9
A+
A-
Dijital geçmişiniz geleceğinizi karartmasın!

İletişim ve Sosyal Medya Uzmanı Nurhan Demirel, geçmişte yapılan sosyal medya paylaşımları, dijital izler ve erişilemeyen hesapların bireylerin ve ailelerin mağduriyet yaşamasına yol açabileceğini belirterek, sosyal medya kullanıcılarına “Dijital geçmişiniz geleceğinizi karartmasın” uyarısında bulundu.

Dijital platformlarda paylaşılan içeriklerin kalıcılığı, bireylerin uzun vadeli itibarını doğrudan etkileyebiliyor. İletişim ve Sosyal Medya Uzmanı Nurhan Demirel, sosyal medya platformlarında paylaşılan içeriklerin silinmesinin ya da kaldırılmasının sanıldığı kadar kolay olmadığını belirterek, son dönemde dijital itibar, unutulma hakkı ve dijital miras konularında yaşanan mağduriyetlerin arttığını söyledi.

Demirel, farklı platformların içerik kaldırma politikalarının birbirinden ayrıldığını ve bu durumun kullanıcılar açısından süreci zorlaştırdığını ifade ederek, dijital dünyada atılan her adımın uzun vadeli sonuçlar doğurabildiğine dikkati çekti. Demirel, dijital itibar, unutulma hakkı ve içerik yönetimi alanında yürüttüğü çalışmalarda, kullanıcıların büyük bölümünün haklarını ve başvuru yollarını bilmediği için süreci doğru yönetemediğini ifade etti.

Geçmiş paylaşımlarınız en büyük pişmanlığınız olmasın

Demirel, sosyal medya platformlarında yıllar önce yapılan paylaşımların arama motorlarında görünmeye devam ettiğine dikkati çekerek, “Kişiler çoğu zaman ergenlik ve gençlik dönemlerinde yaptıkları paylaşımların ilerleyen yıllarda karşılarına çıkacağını öngöremiyor. Oysa bu içerikler, eğitim hayatından işe alım süreçlerine kadar birçok alanda bireylerin karşısına çıkabiliyor ve iş ile sosyal hayatta kalıcı etkilere yol açabiliyor.” dedi.

Ergenlik döneminde yapılan paylaşımların bireyin dijital kimliğinin temelini oluşturduğunu vurgulayan Demirel, ebeveynlerin çocukluk döneminde çocukları adına yaptığı paylaşımların da uzun vadeli riskler barındırdığını belirtti. Demirel, “İyi niyetle anlık olarak paylaşılan çocukluk fotoğrafları, videolar veya özel anlar, çocuğun ilerleyen yaşlarında istemediği bir dijital iz haline gelebiliyor. Bu nedenle hem gençlerin hem de ebeveynlerin sosyal medya kullanımında daha bilinçli olması gerekiyor.” uyarısında bulundu. Demirel, dijital risklerin yalnızca paylaşılan içeriklerle sınırlı olmadığını, erişimi kaybedilen hesapların da benzer tehlikeler barındırdığını ifade etti.

Demirel, dijital itibarın yalnızca paylaşılan güncel içeriklerle sınırlı olmadığını belirterek, Facebook, Instagram, X (Twitter) ve YouTube gibi platformlarda yapılan eski paylaşımların arama motorları üzerinden yıllar sonra dahi erişilebilir olabildiğine dikkat çekti. “Bir fotoğraf, bir yorum ya da yıllar önce yapılmış bir paylaşım, kişinin bugünkü kimliğini yansıtmadığı halde dijital dünyada kalıcı olabiliyor. Bu nedenle dijital içeriklerin ve sosyal medya geçmişinin düzenli olarak gözden geçirilmesi, dijital itibar yönetiminin temel bir parçası haline geldi.” ifadelerini kullandı.

Demirel, sosyal medya hesaplarına erişim kaybı yaşanması, isim veya fotoğraf kullanılarak açılan sahte ve taklit hesaplar, hakaret ve iftira içerikli sayfalar, izinsiz paylaşılan görseller ile YouTube, Instagram, X ve TikTok gibi platformlarda içerik kaldırma veya hesap kapatma taleplerinin, bireylerin en sık karşılaştığı dijital mağduriyetler arasında yer aldığını belirterek, bu tür sorunların doğru başvuru ve içerik yönetimiyle kontrol altına alınabildiğini söyledi.

Unutulan ve erişilemeyen hesaplar risk oluşturuyor

Uzun süre kullanılmayan ya da şifreleri unutulan sosyal medya hesaplarının da ciddi riskler barındırdığını ifade eden Demirel, şu değerlendirmede bulundu:

“Unutulmuş sosyal medya hesapları, kötü niyetli kişiler tarafından ele geçirilebiliyor. Özellikle bu hesapların vefat eden kişilere ait olması durumunda, aileler hem duygusal hem de hukuki açıdan zor bir süreçle karşı karşıya kalabiliyor. Bu hesaplar üzerinden sahte paylaşımlar yapılması, dolandırıcılık girişimlerinde bulunulması ya da kişinin adı kullanılarak yanlış içeriklerin yayılması söz konusu olabiliyor. Aynı zamanda aileler, vefat eden yakınlarının dijital varlıklarına erişemediği için hesapların kapatılması ya da anı hesabına dönüştürülmesi sürecinde ciddi belirsizlikler yaşanabiliyor.”

Dijital miras planlaması giderek önem kazanıyor

Vefat eden kişilere ait sosyal medya hesaplarının kapatılması, dondurulması ya da anı hesabına dönüştürülmesi sürecinin her platformda farklı işlediğini anlatan Demirel, dijital miras kavramının toplumda yeterince bilinmediğini söyledi. Bu durumun, ailelerin hangi adımları atması gerektiği konusunda belirsizlik yaşamasına yol açtığını belirtti.

Demirel, “Aileler çoğu zaman hangi platforma, hangi belgelerle başvuracaklarını bilmiyor. Ölüm belgesi, veraset ilamı ya da yakınlık derecesini gösteren evraklar gibi belgelerin her platformda farklı şekilde talep edilmesi süreci uzatıyor. Bu belirsizlik, hem duygusal olarak zor bir dönemde olan aileleri yıpratıyor hem de hesapların uzun süre kontrolsüz şekilde açık kalmasına neden olabiliyor.” dedi.

Dijital mirasın yalnızca sosyal medya hesaplarıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Demirel, e-posta hesapları, bulut depolama alanları ve dijital aboneliklerin de bu kapsama girdiğini ifade etti. Demirel, “Dijital mirasın planlanması, artık kişisel verilerin korunması kadar önemli bir başlık haline geldi. Bu konuda farkındalığın artması, hem bireylerin hem de ailelerin ileride yaşayabileceği sorunları en aza indirecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

İşe alımlarda dijital itibar belirleyici oluyor

İşverenlerin ve insan kaynakları departmanlarının işe alım süreçlerinde adayların dijital izlerini incelediğine dikkati çeken İletişim ve Sosyal Medya Uzmanı Nurhan Demirel, bu durumun özellikle profesyonel kariyer hedefleyen kişiler için kritik hale geldiğini vurguladı. Demirel, dijital ortamda yer alan içeriklerin, adayın mesleki yeterliliğiyle doğrudan ilişkili olmasa bile değerlendirme süreçlerini etkileyebildiğini söyledi. Demirel, işe alım süreçlerinde dijital itibarın doğru yönetilmesinin önemine dikkat çekerek, adayların da kişisel verileri üzerindeki haklarını bilmeleri gerektiğini, dijital geçmişin kontrol altına alınmasının artık kariyer planlamasının bir parçası haline geldiğini sözlerine ekledi.

Türk hukukunda işe alım süreçlerinde kişisel verilerin korunmasına ilişkin sınırların bulunduğunu belirten Avukat Orhan Sinan Dural, işverenlerin adaylar hakkında yapacağı araştırmaların hukuki çerçeve içinde kalması gerektiğini ifade etti.

Dural, “6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na göre, işverenlerin adaylar hakkında topladığı verilerin ölçülü, belirli ve meşru bir amaca dayanması gerekiyor. Adayın özel hayatına ilişkin paylaşımlar, siyasi görüşleri, inançları veya kişisel tercihleri, işe alım değerlendirmesinin temel kriteri haline getirilemez.” dedi.

Uygulamada sosyal medya paylaşımları, eski haberler ve dijital profillerin sıklıkla incelendiğine işaret eden Dural, “Bu tür içeriklerin hukuka aykırı şekilde değerlendirilmesi, hem adaylar açısından hak kayıplarına yol açabiliyor hem de işverenler için idari ve hukuki yaptırım riskleri doğurabiliyor.” değerlendirmesinde bulundu. Dijital izlerin işe alım süreçlerine etkisi, unutulma hakkı başvurularını da gündeme getiriyor.

Avukat Orhan Sinan Dural, kişisel verilerin korunmasına ilişkin ihlallerin yalnızca işe alım süreçleriyle sınırlı olmadığını belirterek, işten ayrılan çalışanlara ait kurumsal e-posta hesaplarının kapatılmamasının da ciddi hukuki sonuçlar doğurabildiğini ifade etti. Dural, Avrupa’da Belçika veri koruma otoritesinin, eski çalışana ait e-posta hesaplarının uzun süre aktif tutulmasını GDPR ihlali sayarak işveren hakkında yaptırım uyguladığını, Türkiye’de de benzer şekilde KVKK ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla işverenlerin idari para cezaları ve hak ihlali tespitleriyle karşı karşıya kaldığını hatırlattı.

Unutulma hakkı ile arama motorlarından haberlerinizi kaldırabilirsiniz

Unutulma hakkının bireylere, kendileriyle ilgili dijital içeriklerin arama motorlarından kaldırılmasını talep etme imkanı tanıdığını belirten Avukat Orhan Sinan Dural, bu hakkın Türk hukukunda açık bir karşılığı bulunduğunu söyledi.

Dural, “Unutulma hakkı kapsamında kişiler, arama motorlarında yer alan ve güncelliğini yitirmiş, kamu yararı taşımayan ya da özel hayatın gizliliğini ihlal eden içeriklerin kaldırılmasını talep edebilir. Bu başvurular, içerik sağlayıcılar ve arama motorları tarafından değerlendirilerek çoğu zaman 10 ila 14 gün içerisinde sonuçlandırılabiliyor.” dedi.

Başvurularda içeriğin niteliğinin belirleyici olduğuna dikkati çeken Dural, “Haberin kişinin güncel yaşamıyla bağlantısı, kamusal bir tartışmaya katkı sunup sunmadığı ve ölçülülük ilkesi değerlendirme sürecinde esas alınıyor. Uygun bulunan durumlarda, içerik tamamen silinmese bile arama motoru sonuçlarından çıkarılarak görünürlüğü ortadan kaldırılabiliyor.” ifadelerini kullandı.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.