Abidin Uyar Yazdı; “Tanrıya inanıyorum demek çok kolay. Tanrıyı inandırmak ise çok zor…”

28.02.2026
4
A+
A-
Hakikatle yanlışın iç içe girdiği yerde ikna aracı olarak iki aktör sürekli devrededir…
Bunlar din adamı ve politika yapıcısıdır …
Din adamı ve politikacı halkı  ikna edebilir .
Çünkü Din ve politika toplum nazarında çok güçlü iki kurumdur …
Her iki kurum korku ve ümit ile halkın duygularını yönetirler .
Bu sebepten halkın nazarında bilgece yaşamın hiçbir değeri yoktur .
BİLGİLİ OLMAK MI   BİLGE OLMAK MI ?
Bilgili olan retorik(belagat- edebiyat ) ile konuşur .
Adı mütefekkire çıkmış isimler retorik üzerinden konuşur.
Konuşmaları  Burhani değildir (BKZ klasik mantık beş sanat a-Burhani b-Retorik c-Cedel, d-Safsata e-Şiir)
Bilge olan ise Burhani (delil ,ispat) konuşur…
Bilge bilgiyi yaşamın içine katar…
Bilgelik kendini var etmektir. Bildikleri ile yaşamaktır .Onu yaşar.
Çok kitap okumak değildir .Öğrendiği  ile yaşamaktır .
Ankara Us atölyesi her çeşit düşüncede akademisyeni çıkartan bir kuruluş
Linkini verdiğim söyleşiyi meraklısına  tavsiye ederim.
Okur felsefi düşünceden  hoşlanmıyor. Haklı.
Politikacı da  hiç hoşlanmıyor.
Hoşlanmıyor çünkü derdi bilgiye talip olmak değil .
Seçilmek.
Seçilmek için ise halkı ikna etmek yeterli .
Dindar zaten hiç hoşlanmıyor …
O da çok haklı camideki vaaz gibi şeyler anlatılsın istiyor.
Kendinin hiçbir çabası yok. Anlatılan şeylerin doğruluğu var mı?
Akıl onaylıyor mu?
Oysa felsefi düşünce sistemli düşünmeyi ,düşünceyi kendi içinde katlayarak tekrar düşünmeyi öğretir.
Felsefe bilme etkinliğidir. Ancak felsefenin kendisi  bilinmez yapılır.
 Sokrates: Kimseye hiçbir şey öğretemem, sadece onların düşünmelerini sağlayabilirim der… 
Yaklaşık 2500 yıl evvel antik Yunanda bunu söylüyor .
Bu gün Gemlik’te yaşasaydı bizlere hiçbir şey öğretemeyeceği gibi bizleri   düşündürmeyi de başaramazdı…
Mesela en çok düşündürmek istediğim üç kesim için ne yapa bilirdi acaba Sokrates ?
Birinci kesim ilahiyat ve diyanet camiasını özetle Müslümanları  düşündürebilir miydi?
İkinci kesim politika yapıcısını. Mesela  şuan ki CHP  Gemlik ve Bursa büyük şehir belediyesini düşündürebilir miydi?
Üçüncü kesim İsmet Berkan’ın yazısının başlığında bahsettiği
AK Partili aydınları ve yargı mensuplarını düşündürebilir miydi acaba ?
Ben imkansız diyorum…
İsmet Berkan’ın  düşündüren yazısı:
 Sadece bir bölüm aktarayım İsmet Berkan’ın yazısından…
“Hem Kongre hem de artık ciddi bir muhafazakar çoğunluğu olan Yüksek Mahkeme, Trump’a körü körüne biat etmiyor, onun politikalarını ve uygulamalarını sorguluyor. Bazılarını onaylıyor, bazılarını onaylamıyor.”
“Yüksek Mahkeme’nin demokrasi dediğimiz rejimin özüne ilişkin bu kararını Türkiye’nin özellikle Ak Partili aydınlarının ama en çok Ak Partili yargıçların okumasını dilerdim. (Kararın tam metni burada)
Lidere ve siyasi çizgiye sadakat ile kendi aklının yerine liderin aklını koyup ona körü körüne biat arasında önemli bir fark var. Demokrasi, hukuk devleti ilkesi gibi üstün konularda sadakatin yerini mutlak biatin alması, ülkemizi bugün içinde bulunduğu acı duruma sürükleyen başlıca neden çünkü.” İsmet BERKAN
HIRS VE ÖFKE İLE ÜLKESİNİ YÖNETMEK İSTEYENİ DURDURACAK TEK GÜÇ HUKUKTUR .
 Trump’ın meşhur gümrük vergileri kararnamesini iptal edildi.
 Böyle bir çılgına kim dur diyebilirdi ?
Tabi ki ABD Anayasa Mahkemesi….
 Mahkeme’de iptal yönünde oy kullanan muhafazakâr yargıçlardan ikisi, Amy Coney Barrett ve Neil Gorsuch bizzat Trump tarafından atanmış.
Bu adamlar iptal oyu kullanmışlar. Oysa kendilerin atayan Trump’a ayrı bir sempati beslemeleri gerekirdi.
Yani ona çok şey borçluyuz bizi buraya o getirdi deyip iptal oyu kullanmayabilirdi bu iki yargıç.
Ve Taha Akyoldan öğrendiğimize göre  3 Muhafazakar
Yargıç iptal oyu kullanırken sadece hukukun üstünlüğünü düşünmüşler …
Trump’un birçok kararnamesini bu Amerikan yargısı  iptal etti veya durdurdu.
Bu bir hukuk kültürüdür.
ABD şeytan bir ülke burası doğru …
Ama o şeytan ülke bakın ne yapıyor . ABD Başkan’ın atamalarını Senato sorgulayıp  denetliyor .
Bizim ise Cumhurbaşkanı’nın atamalarında TBMM’nin hiçbir denetim yetkisi yok.”
Buraya kadar anlatmaya çalıştığım ortalama bir zekanın anlayacağı türde hukuk devleti nasıl olurun cevabıydı…
Barolar yırtınıyor .
Duayen hukukçular yırtınıyor…
Anayasanın 90 ncı maddesi hala yürürlükte …
Ama AHİM ve Anayasa mahkemesi kararlarını tanımam diyebilen bir iradeyi koşulsuz destekleyen  dindar bir seçmen var …
Mahvolmuş aileler ,yılları ceza evlerinde geçen  ömürlerinden çalınmış insanlara iman ediyoruz  dedikleri Tanrı ne diyor acaba ?
Tanrıya inanıyorum demek kolay,ama Tanrıyı inandırmak çok zor .

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.