Abidin Uyar yazdı; “Spinoza’nın, Trump ‘un ve Netanyahu’nun tanrısı …”
Tanrı hakkında konuşmak çok zor .
Onu tanımlamak imkansız …
Din felsefesi açısından tanımı yapılamayan şey hakkında konuşulamaz…
Fakat her insanın kendi zihin yapısı içinde bir Tanrı tasavvuru vardır.
Mesela kelamcıların, filozofların ve tasavvufçuların Tanrı tasavvuru çok farklıdır .
Avamın ve çocukların ise çok daha farklıdır .
AHLAK VE DİN…
Ahlak denen şeyi mutlaka din sağlar demiyorum .
Din olmasa da ahlak olabilir .
Ancak kesin kabul ahlaksız din olmaz.
Ancak ahlaksız dindarlık olabilir.
(Bu tip dindarlık daha ziyade dini ritüelleri yerine getirip yaşantısına hiçbir ahlaki değeri katmayan tipolojidir )
SPİNOZA , NETANYAHU VE TRUMP…
Spinoza bir Yahudidir.
Fakat Yahudi cemaati tarafından aforoz edilmiştir .
Talmud Torah liderleri tarafından Houtgracht’taki sinagogda Tevrat sandığının önünden aşağıdaki bildiri yayımlanır…
Yahudi cemaati Meleklerin emri ve kutsal adamların emriyle, Tanrı’nın onayıyla, ve tüm kutsal cemaatin onayıyla Baruch de Espinoza’yı aforoz edilir …
Spinoza’nın bütün suçu onun Tanrısı, Etika’da sunulduğu şekliyle, İbrahimi dinlerin geleneksel Tanrısından çok farklı olmasıdır …
Spinoza’nın özellikle ilgilendiği şey, antropomorfik(İnsan benzer ) ve bir Tanrı kavramının beslediği batıl inançlar ve davranışlardır .Spinoza’nın çağdaş dindaşlarını özellikle rahatsız eden şey, Yahudilerin Tanrı’nın “seçilmiş halkı” olduğuna dair teolojik, metafizik ya da hatta ahlaki bir anlamda olmadığı iddiasıydı…
Spinoza’ya göre ilahi bir tanrının tüm psikolojik ve etik özelliklerinden yoksundur. Tanrısı, irade, anlayış ve hatta duygularla donanmış, tercihleri olan ve bilinçli seçimler yapabilen kişisel bir ajan değildir.
Yani Tanrın insan gibi duygulara sahip değildir. O duygulanıp ağlamaz.
Spinoza’nın Tanrısı plan oluşturmaz, emir vermez, beklentileri olmaz veya yargı yapmaz.
Spinoza’nın Tanrısı da ahlaki bir karaktere sahip değildir.
Onun Tanrısı ne iyi, ne bilge, ne de adil değildir.
Ona göre Tanrının amacı gayesi olamaz. Çünkü bunlar tatmin duygusudur .Arzu ve istek bir Tanrı için eksikliktir.
İnsanın arzuları gayesi olabilir . Çünkü arzuladığı şey onda yoktur. Onu elde ettiğinde gayesine ulaşır. Tanrı için ise böyle bir şey söz konu olamaz .
Spinoza için Tanrı Doğa’nın kendisidir. Evrenin sonsuz, sonsuz ve zorunlu var olan varlığı.
Ona göre Tanrı ya da doğa sadece vardır; ve başka ne varsa, Tanrı’nın ya da Doğa’nın “içinde” ya da bir parçasıdır.
Başka bir deyişle, sadece Doğa ve onun gücü vardır; ve olan her şey doğa içinde ve doğa tarafından olur.
Özetle Spinoza Yahudilere, sizin inandığınız Tanrı tıpkı insan gibi hareket ediyor, öfkeleniyor ,kızıyor ,intikam alıyor. İnsan fiillerinden etkilenip cezalandırıyor diyor. Tanrının yasaları vardır .Ve o yasalar işler demek istiyor .Onun için Tanrı doğanın ta kendisidir diyor.
Tabi İslam inancının Tanrısı ile taban tabana zıt bir Tanrı tasavvuru dur bu …
Bizdeki dindar. ”Benim mesajımı tamamen tersyüz edip benim adıma söylemediğim şeyleri söyleyen siz İsrail oğulları çok büyük katliamlar yapıyorsunuz. Sizi helak edeceğim” demesini beklediği için bizdeki vaazlar “Allah’ım sen İsrail’i kahret, yok et cezalandır şeklinde olmakta .
Yani bizim inancımızda Tanrı her şeye müdahale etsin. Depreme, trafik kazasına ,hukukçunun yaptığı hukuk ihlallerine ,politikacının yaptığı kötü fiillere dur desin …
Ancak sistemli düşünce ile buluşan akıl klasik ilahiyatçıdan çok farklı bir soru sormakta …
· İnsan da tıpkı HZ İbrahim’in merak ettiği gibi “Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster” diyerek kalbinin mutmain olmasını ister.
İman etmiş insanın “Allah’ım, din adamlarımız Kabe de edilen dualar kabul olunur, cuma günün yüzü suyu hürmetine yapılan dualar ,kutsal gecelerde reddi imkansız dualar vardır diyorlardı. Oysa biz kaç asırdır Müslümanları muzaffer eyle, Siyonistleri kahret et diye dua ettik. Ama sen bunları kahretmedin . Neden?” diye aklına bir soru düşmesi inançsızlık değildir.
Bu sorular iman etmiş birey için ben nerede hata yapıyorum sorusudur.
Bu bir hakikat arayışıdır .
Taklitten, tahkike(araştırmaya) düşünceye geçen şuurlu bir imandır .
Sürekli anlatmaya kalktığım konu işte bu…
Din felsefesi açısından din subjektif var olandır. İnsan ise objektif var olandır .
Din insan ile kaimdir. Yani nesneler dünyasında sadece bitkiler ve hayvanlar olsaydı,din ,ahlak,hukuk ,siyaset,devlet olmayacaktı.Çünkü bunlar insan içindir .
Kutsala yaslanıp din dili ile şiddet üretmek üç semavi dinde de mevcut…
Bunu yalnız Yahudiler, Hıristiyanlar için değil Müslümanlar içinde söylüyorum.
Yazımın konusu Türkiye dindarlığı değil ama bu gün hala Türkiye dindarlığının bir bölümünün siyaseten desteklediği kötülükleri, yolsuzlukları, adaletsizlikleri ve de bunları yapanların Müslüman kimliği ile yaptığını görünce hala öyle düşünüyorum.
Ama aynı kitle Netanyahu’ nun yaptıklarına isyan ediyor. İsrail hapishanelerinde tutuklu Filistinlilere ağıtlar yakıyor. Ama kendi ülkesinde siyaseten yıllarca hapiste yatanlar için adalet istemiyor. Bu çevrenin iman ettiği Tanrı ile veya Yahudiler’in,veya ABD evangelistlerin (Evanjelikler) inandığı tanrı ile benim Tanrım aynı Tanrı değil.
Benim iman ettiğim Tanrı din,ırk coğrafya ayırmadan Maide 8 ”Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan ve adâletle şâhitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz öfke, sakın sizi adâletsiz davranmaya sevketmesin! Adâletli olun; takvâya en uygunu, en yakışanı budur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdârdır.”diyor…
Benim Tanrım bana asla bunları yapmama izin vermiyor .
Yaparsan bana defol git diyor…
Netanyahu ahlaksız dindara örnektir.
Netanyahu da bir Yahudidir . Eli kanlı bir deli olarak tarihe geçti .
Gazzeyi kan gölüne çeviren bir deli. Binlerce Filistinlinin in kanı üzerinde.
Ne uğruna ?Kendi elleri ile yazdıkları Kutsal metin uğruna …
Yahudilerin Mısır’dan çıkışına atıfta bulunan Tevrat’ın Tesniye kitabındaki “Siz Mısır’dan çıktıktan sonra Amaleklilerin yolda size neler yaptığını anımsayın.” (17:25) bölümünden alıntı yapıyor Netanyahu, “Hatırlıyoruz ve savaşıyoruz.” diyor .(28 Ekim)
Netanyahu, yine Tevrat’tan alıntı yaparak “kehanet” söylemine yer veriyor ….
Konuşmasının sonunda İsraillilere seslenerek, “Ortak gücümüz ile haklılığımızı ve Yahudi halkının ebediliğine olan derin inancımızla Hamas’a karşı Yeşaya kehanetini göreceğiz.” diyen Netanyahu, Tevrat’ın “Yeşaya” kitabından şu alıntıyı (60:18) yapıyor
“Ülkenden şiddet, sınır boylarından soygun ve yıkım haberleri duyulmayacak artık. Surlarına kurtuluş, kapılarına övgü adını vereceksin.”(25 Ekim )
İsrailli sol görüşlü aktivist ve analist Haham Elhanan Miller, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail’de liderlerin savaş dönemlerinde Tevrat’tan alıntı yapmasının normal ve alışılmış bir durum olduğunu belirtiyor…
Gazze’de binlerce yaralı ile sivilin bulunduğu en büyük sağlık tesisi Şifa Hastanesi de İsrail ordusu tarafından hedef gösterildi.
Trump’da ahlaksız dindara verilen en önemli örnektir.

Ofisinde dua evangalisit din adamları;
“Tanrının feyzi ve bereketi Trump’ un üzerine olsun .Tanrım sen bu Trump’ u bu savaşta muzaffer eyle” demekteler .
Trump gibi psikopat, narsist bir pedofiliyi iktidar getiren İşte bu yeni Evanjelistler
Oysa Trump’ un ahlakını bu evanjelist din adamları çok iyi biliyorlar .
Hristiyan siyonzmi olarak adlandırılan bu inanç grubu Amerikan siyasetinde çok etkili .
“ Amerika’daki Evanjelik Protestanların itikadı şöyle…
“Yahudiler Tanrı’nın seçilmiş kullarıdır… Hıristiyan Siyonistler inanırlar ki iyi ile kötü arasında ‘Büyük Savaş’ olacaktır, Yahudilerle Araplar arasında bir barış olamaz. İsrail’in İslam’la uzlaşması, Filistinlilerle bir arada yaşaması Tanrı’nın iradesine ve beklenen Armageddon savaşına aykırıdır.”
Batı basınından öğreniyoruz ki, İran’a savaşa gönderilen Amerikan askerlerine, bu savaşın “‘Tanrı’nın ilahi planının bir parçası” olduğunu söylemişler ve özellikle “Armageddon’a ve İsa Mesih’in yakın dönüşüne atıfta bulunan Vahiy Kitabı’ndan çok sayıda alıntı” okumuşlar! (The Guardian, 3 Mart 2026)
“Tam da ABD ve İsrail bombaları, füzeleri İran’a ölüm yağdırırken…
Bir mektepteki 175 kız çocuğunun ve öğretmenlerinin öldürülmesinden bile en ufak bir vicdan azabı duymadan…
Çünkü onlara göre Tanrı, İsrail’in “Büyük Zafer”ini istiyor, “Büyük Savaş” ve “Büyük Zafer” itikadı… Öldürülen çoluk çocuğun, Gazze’de soykırım yapılan 72 bin insanın lafı mı olur? Fanatizmi görüyor musunuz?
Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum