Abidin Uyar Yazdı; “Mekanın cennet olsun İlhan hocam…”

Devleti yöneten biri olsaydım ilk okul eğitiminde(zorunlu 4 yıl )sadece ahlak felsefesi,toplama çıkartma dahi öğretmezdim.
Ve o minnacık çocuğa neden ahlaklı olması gerektiğin metafiziğini anlatırdım.
Çünkü bizim toplum ahlak metafiziğini maalesef bilmiyor .
Ahlak; bir tasviri nedene dayanır birde metafizik nedene dayanır .
Tasviri neden toplumda geçerli olan nedendir. İtibar kaybı, rezil olmak, hapse düşmek özetle çıkar odaklı ahlak …
Metafizik neden ise; örneğin ben bir kralım ve istediğim insanı öldürebilirim . Kimse benden hesap soramaz .Güç bende .Her kes benden tir tir korkuyor .Buna rağmen ben bu gücü kullanmıyorum .Neden? Bu neden metafizik bir nedendir .
O minnacık çocuğa neden çalmaması gerektiğini, neden kamunun malını israf etmemesi gerektiğini, neden adil olması gerektiğini, devletin bürokratı ise neden işini adaletle yapması ve halka karşı nazik ve ekmeğini aslında onun vergileri ile kazandığını özetle görev ahlakını öğretirdim .
Ondan sonra ister mühendis ister kanun koyucu ister milletvekili ister bakan ister mühendis, ister mali müşavir ister hukukçu(yargı bürokratı) ister esnaf ,ister işçi ister işveren olsun. Hiç korkmayın .
O toplum içinden hangi sınıftan çıkarsa çıksın erdem ahlak ile siyaseti de kamu görevini de mükemmel bir şekilde yürütür.
Belki o zaman Japonya ,Almanya ,Finlandiya vs bizi kıskanıyor diyebilirdim .
İLHAN HOCAYA ÖZLEM VE SAYGIYLA …
Çok etkilendim. İnanın çok üzüldüm…
Fakat neden ? Öleceğini bilen tek canlı İnsan değil mi ?…
Üstelik bunca tecrübeyi yaşamış bir çok birinci derece yakınını kaybetmiş ve kendisi de son viraja girmiş biri olarak neden ve neye üzülmüş olabilirdim?
Bir tek şeye.
İlhan hoca çıkarsız, halinden hiç şikayetçi olmadan yaşadı insanlar tarafından çok sevildi…
Peki yaptığı iş kötü müydü?
Örneğin gençleri, sigaraya kumara, içkiye mi alıştırdı ?
Yoksa o gençlerden bir sokak çetesi mi yaratmayı hedeflemişti ?
Kanunsuz işler yapıp gençleri mi örgütlemişti ?

O yaptığı işin ahlak felsefesi olduğunu belki bilmiyordu .
O Kant okumamıştı. Görev ahlakını da belki bilmiyordu …
Bu konuda eğitimli de değildi.
Ancak içsel, huduri bilgi dediğimiz dışarıdan birileri tarafından öğretilmeyen ve görev olarak verilmeyen tamamen bireyin kendine verdiği görev ahlakını pratik olarak uyguladı .
Peki tüm bu fedakarlıkları neden yaptı?
Belediye başkanı olmak için mi? Meclis üyesi mi olmak istiyordu? Bir yerlere seçilmek için mi bu fedakarlıkları yapıyordu?

İlhan hocayı tanıdığımdan beri ve yaşadığı sıkıntıları duyan biri olarak hiçbir sohbetimizde sıkıntılarını konu etmemişti .
Hiç para yardımı istememişti. Halinden hiç şikayetçi olmamıştı .
Eşini de kaybetmişti…
Bildiğim kadar hiç parası da olmadı .
O bir siyasetçi değildi. Milletvekili, bakan anlı şanlı şöhret sahibi insanları tir tir titreten çok önemli görevlerde bulunan biri hiç değildi .
O meşhur bir futbol adamı da değildi .
Hiç para kazandığını zannetmiyorum .
Bu işi zevkle yapıyordu .
7 yıl kadar önce elinde bir sürü futbol topunu bir çuvala doldurmuş sürükleyerek götürürken görmüştüm.
Meğer kullanılmayan futbol toplarını oradan buradan toplayıp şişirmeye götürüyormuş .
O kadar şikayetçiydi ki dönemin siyasi karar alıcılarından , kendisine bu çocuklar için futbol topu bile vermediklerini söyledi …
O kadar çok çocuğu futbolla buluşturdu ki şuan bir belediye başkanın elinde olan imkanlar onun elinde olsaydı Gemlik’te futbol bambaşka yerde olurdu .
Kirlenen formaları rahmetli eşine yıkatıyormuş fedakarlığı görüyor musunuz?
Çocukluk ve mahalle arkadaşım Mehmet’in anlattı(aşağıdaki fotoğrafta sağ baştan 3.) “Hanımı bize yemek yapar karnımızı doyururdu “dedi.

Her Ramazanda ayı onunla bir şekilde buluşurduk.
Bu yılki Ramazan ayı gelmeden balık pazarında kahvede otururken gene şakalaşmıştık .Nerede bulayım be hocam seni dediğimde buraya ara sıra gelirim demişti .
Fakat buluşamadık. Sürekli gözüm caddelerde onu arıyordu…
Geçen hafta oğluma sormuştum Ya! İlhan hocayı bulamıyorum bir türlü rast gelemiyorum demiştim.
Pazartesi günü vefat ettiğini öğrendim .
Hani her gün tanık olduğumuz ama gene de hırsımıza, sınırsız arzularımıza, ihtirasımıza düşmanlıklarımıza , makam ve mevki için yapmadığımız soytarılıklarınıza dur diyen ölüm…
Ölüm gelecekti …
Ben İlhan hocanın ölümüne biraz da kıskanarak baktım …
GERÇEK SİVİL TOPLUMA İHTİYACIMIZ VAR…
İşte bu vasatta Gemlik halkının içinden çıkan ve bana göre gerçek sivil toplumu olan ve adı zannediyorum Gemlik sevap sofrası olan bir derneğin aracılığı ile İlhan hocama bir mutluluk yaşatıldı .
Yanılabilirim .Bana ulaşan bilgi bu .
Hiç şüphesiz bu yardımları tek kişi değil bir çok fedakar insan yapıyordu .
Ben hepsinin ismini bilmiyorum, kimler olduklarını bilmiyorum bu yazıda onları da anıp teşekkür etmek isterdim…
Ancak tüm bu fedakar insanların adına ve onların şahsında TOLGA SARIŞEN kardeşime
şükranlarımı sunarım .
Bu erdemli davranışlar toplumda bir değer yaratmalı …
Böyle isimleri çoğalmasını yürekten arzu ediyorum …

GÖREV AHLAKI .
Görev ahlakını size kanunlar vermez .
Polis ,savcı, hakim korkusu vermez .
Bu ahlak koşullu ahlak değil .
Bu ahlak bu toplumda maalesef çok ender bulunan koşulsuz ahlaktır.
Çıkar odaklı ahlak değildir.
Bana oy versinler, beni tekrar seçsinler ,ödüller alayım, meşhur olayım ,tanınayım amacıyla sonuç odaklı ahlak değildir .
KANT BUNA KATEGORİK İMPERATİF DİYOR …
İnsanın hiç çıkar gözetmeden,karşılığında ne mükafat nede ceza korkusu olmadan kişin kendi kendine verdiği GÖREVDİR .
Ah! bu anlattığımı Türk bürokrasi ve siyaseti bir anlasa ilk okuldan itibaren ahlak felsefesi öğretilse ,vallahi bu toplumda ne mahkemelere, ne diyanete, ne bürokrasi sınıfına ve siyasetçiye duyulan güven azalır ve kararları tartışılır ne de yolsuzluk, nepotizm, ahbap çavuş kapitalizmi oluşur .
Japon toplumunun eğitimine, çalışkanlığına iş disiplinine nasıl imrenerek bakıyoruz değilmi?
Allah’ın Rahmeti İlhan hocamın üzerine olsun.
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum