Abidin Uyar Yazdı; “Böyle gelmiş böyle gider dediniz mi sağlıklı kalırsınız…”

11.04.2026
12
A+
A-
Eleştiri taşları yerine oturtmaktır …
Felsefe her şeyden önce eleştiri ile başlar.

Eski dilde tenkittir…

Sosyolog Prof. Besim F. Dellaloğlu bu konuyu çok güzel anlatır …
Eleştiri /Tenkit/Nakit …
Tenkit  ile nakit arasında ki irtibat .
Nakit geçerli olan para demektir .

Sahtesinden ayrılan demektir …
 
Yani hayatımıza anlam katacak fikirlerle ,yerli, yersiz fikirleri ayıklamak demektir …
 
Kritiğin anlamı elemek tir …
 
Elekten geçirmek .
Yani yenilebilir olanı yenilemez olandan ayırma işlemi …

Otu saman dan ayırmak işlemi elemektir …

Sorgulama eleştiri yapmak mesafe koymak demektir …
 
Besim Hoca şöyle der ;
 
kriter
kritik
Kriz
Yunanca da aynı kökten geliyor …
 
Şimdi buna göre KRİTER  ; eskiden evlerimizde bulunan bakliyat elemek için kullanılan elek dediğimiz alet …
Eleştiri kelimesi de buradan türemiş…
KRİTİK İSE  o aletle yaptığımız iş …
 Yani eleme faaliyeti
KRİZ ise bu aletin bozulması ve artık KRİTİK yapmaya müsait olmama durumu…
 
Gemlik’te sahil bölgesinde hummalı bir çalışma var .
İş makineleri harıl harıl çalışıyor…
Her taraf kırılıp döküldü.
Hatta sağlam karolar bile kırıldı .
Bana  çok özensiz çalışıyorlar gibi geldi ama ;
 
Eminim o çalışan işçiyi denetleyen en az 10 mühendis sahadadır.
 
Özetle bu benim gibi vasıfsız insanların anlayacağı konular değil  
Ancak birde doğma büyüme Gemlikli olarak yaşadığım bir tecrübe var .
Deney ve gözlemim(ampirik/görgül kanıt) söz konusu.
 
O yıkılıp yeniden yapılan alan son 20 yılda en az beş kez devasa paralarla yıkıldı yapıldı, yıkıldı yapıldı .
Tabi  cahil olmam sebebi ile neyin yapıldığını anlamış değilim.
Bu benim eksikliğim tabi…
Bu yazımda anlatmak istediğim asıl mesele Politik iktisat ve kamu tercih teorisi .
 
POLİTİK İKTİSAT…  
İktisattaki üretici tüketici diyalektiği, politik iktisatta siyasi parti ve Seçmene dönüşüyor .
Bir başka ifade ile  normal iktisattaki üretici, politik iktisatta yerini siyasi, partiye bırakır.Normal iktisattaki tüketicide yerini seçmen bırakır .
Yani iktisattaki  üreticinin kâr/kazanç elde etme arzusu , politik iktisatta oy elde etme arzusuna dönüşüyor .
Ticarette tacirin kazancı  para ise,politik iktisatta politikacının kazancı oy almak oluyor…   
Siyasette karar alıcılar  ciddi  paralar  harcayacak  seçmeni ikna edip onun oyunu  almak ister .
Bu hava alanı olabilir, köprü, olabilir sahil çalışmaları olabilir…
Bu gözler maliyeti faydanın çok ötesine geçen çalışmalar gördü .
Yılda iki kez inen uçaklar veya hiç uçak inmemiş hava alanları, döviz  geçiş garantili yollar köprüler çıkar gruplarına çok büyük paralar kazandırırken Ülkemin maliyesi hep zarar etti. 
 
Politika yapıcısının   hiç umurunda olmayan bir şey vardır   …
İktisat bilimi denen disiplin …
İster şahsi paran olsun ister kamunun parası olsun iktisat bilimi hep aynı şeyi söyler.
Yaptığın işin içinde iki aktör daima olacak .
1)Maliyet ve 2)Fayda
Yani marjinal maliyet, marjinal fayda  …
Marjinal maliyet, bir ürün üretilirken  üretimin getirdiği ek giderler …
 Marjinal fayda ise, bir malın ek bir biriminin tüketilmesinden sağlanan ilave memnuniyettir.
Ekonomik aktörler, marjinal faydanın marjinal maliyetten yüksek olduğu noktaya kadar üretim veya tüketim yaparak (fayda > maliyet) toplam faydayı maksimize etmeyi amaçlar.
Yani fayda maliyetten daima büyüktür .
Fayda >Maliyet
Fakat politik iktisatta politika yapıcısı  maliyet ile halka sağlayacağı fayda arasında ilişki kurmaz .
Bu sebepten maliyet daima halka sağlayacağı faydadan fazladır .
Yapılır,kırılır tekrar yapılır .
   Fayda Kavramı ve Türleri
Fayda ve maliyet analizinin temel kavramları adından da anlaşılacağı üzere fayda ve maliyettir. Fayda, uygulanacak kamu yatırım projesinin dolaylı ve dolaysız bütün etkilerini dikkate alan bir kavramdır.
Fakat politika yapıcısı için bu bilimsel tez geçerli değildir .
Nam olsun isterse kâr olmasın .
MİLTON FRİDMAN
 
Milton Fridman harcadığın para kimindir diye sorar…
Bende sorayım politika yapıcısına !
 
Sahi harcadığın para kimin ?
 
A- Kendi  Paran
 
B-Başkasının parası
Kime harcıyorsun?
 C-Kendine..
D- Başkasına…
1– Kendi paranı kendin için harcıyorsan, kaliteye ve fiyata azami dikkat edersin(inanmıyorsan evindeki mutfak tezgahına bak beş yılda bir muhterem eşiniz değiştirelim dese her halde boşanma sebebi sayılır)
 
2- Kendi paranı başkası için harcıyorsan,sadece fiyata dikkat edersin .(Evet o zaman kalite hiç önemli değildir .)
 
3- Başkasının parasını kendin için harcıyorsan, kaliteye dikkat edersin, ama fiyat senin için önemli değildir .(inanmıyorsanız makam odalarının  teşrifine, meşrufattaki kaliteye,makam otolarındaki lükse bakılabililir)   
 
4- Başkasının parasını başkası için harcıyorsan, ne fiyat ne kalite senin için önemli değildir. (çünkü para senin cebinden çıkmıyor)   
3 ve 4. şıktaki,para harcama politikacıların en çok sevdiği para harcama şeklidir.
Evet başkasının parasını başkası için harcıyorsan ne fiyat ne kalite sizin için önemli değildir .
Hukuk üretmeyen, denetim mekanizmaları çalışmayan toplumların tamamında iktidarların yozlaşması dediğimiz  kamu kaynaklarının  belli şahıs ve gruplara tahsis ettiği aktarmaktır .
 Kamu tercih teorisi politik bilimin iktisadi analizidir.
Bu iktisadi analizi politik hayata uyguladığımızda şu gerçeklik ortaya çıkar .
Her iktisadi aktör kendi çıkarını maksimize etmek için uğraşır ve kendi çıkarının peşine düşer .
Burada üretici denilen kesim siyaset dünyasında kamusal hizmeti sağlayan siyasi partilerdir .
Tüketici ise seçmenlerdir .
Fakat seçmenlerde kendi arasında ikiye ayrılır .
Buradaki seçmenler birey olduğu gibi asıl  çıkar gruplarıdır .
Bireyin memnuniyeti siyasi partiler için önemli değildir. Çünkü seçmen kafası kızdığında  oy vermeyebilir .
Ama çıkar grupları öyle değildir .
Onlar için sadakat çok önemlidir…
Yoksa ne ihale alabilirler nede kâr elde edebilirler …
Sonuçta ;Gerçek iktisadi mübadelede (alış verişte )ÜRETİCİ ,TÜKETİCİ- MAL  VE FİYAT VARDIR…
Politik Mübadelede ise (Değiş Tokuş) POLİTİKACI, SEÇMEN-HİZMET VE  OY vardır…
SONUÇ YERİNE :Bu kısacık hayatta böyle şeylere kafayı takmayın. Amannnnn
böyle gelmiş böyle gider dediniz mi her şey düzelir. Bizim cahil aklımız böyle şeylere ermez.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.