GÜRHAN AKDOĞAN; ‘’TAM BAĞIMSIZ VE BÖLÜNMEZ TÜRKİYE’’ İÇİN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN İZİNDE”
Atatürkçü Düşünce Derneği Bursa Şube Başkanı Gürhan Akdoğan, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle yazılı bir basın açıklaması yaptı.
ADD Bursa Şube Başkanı Gürhan Akdoğan; “Ebedi başkomutanımız, değişmez önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da 9. Ordu Müfettişi göreviyle ayak bastığı Samsun’da Ulusal Bağımsızlık Savaşımızı başlatışının 107. yıl dönümü bugün.

Gazi, o günü 8 yıl sonra, 15 Ekim 1927’de Büyük Nutuk’unu okumaya başladığında “1919 senesi Mayısının 19 uncu günü Samsun’a çıktım. Vaziyet ve manzara-i umumiye…” sözleriyle resmediyor, memleketin ve milletin hal-i pür melalini anlatıyor, adım adım yapılanları belgeleriyle tarihe geçiriyor, 20 Ekim’de bitirirken de bu kutlu mücadelenin eseri Türk İstiklâlini ve Türk Cumhuriyetini Türk Gençliği’ne emanet ediyordu.
Ne yazık ki 107 yıl önce emperyalizme karşı verdiğimiz mücadeleyi günümüzde de hatalı politikalar nedeniyle dâhilî ve haricî bedhahlarla sürdürmek zorunda kalıyoruz. Batı emperyalizmi yine devletimizi güdümüne almak, vatanımızı bölmek, milletimizi etnik temelde parçalamak için tuzak üzerine tuzak kurmaktadır. Yırtıp tarihin çöp sepetine attığımız Sevr’i, BOP adıyla güncelleyerek yeniden önümüze sürmektedir.
Bize Osmanlı’nın çok uluslu, çok dilli, çok hukuklu, teokratik temelli federatif devlet sistemini ve saltanat düzenini önerme küstahlığını sergileyen emperyalist anlayış, geçmişte olduğu gibi bugün de kendisine yerli işbirlikçiler bulmakta zorlanmamaktadır. Yine karanlık güçler ve Cumhuriyet karşıtı odaklar iş başındadır.
“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma” diye yemin edilen TBMM çatısı altında “Biji Serok” naraları atarak bölücü bir teröriste özgürlük isteyenler bir tarafta; “barış süreci”, “siyasallaşma koordinatörlüğü” gibi tanımlamalarla Lozan’ı ve 1924 Anayasası’nı reddeden, demokratik konfederalizmi öneren, Türkiye Cumhuriyeti’ni inkâr ve imha siyaseti yürütmekle suçlayan eli kanlı bölücü teröriste “devletle baş müzakereci” sıfatı verilmesini savunan anlayış diğer taraftadır. Bir başka yandan ise bir spor takımını “Kürdistan bölgesi takımı” olarak tanımlayan Cumhuriyet düşmanı anlayışlara meşruiyet kazandırılmak istenmektedir. Yurdumuz fiilî bir işgal altında olmasa da kimi zihinler öylesine işgal edilmiştir ki artık burunlarının ucunu göremez hâle gelmişlerdir.
İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifesini bilen, rehberi Atatürk, pusulası Kemalizm, hedefi muasır medeniyet seviyesini aşmak olan “Mustafa Kemal’in Askeri” milyonlar görev başında.
Mondros Mütarekesi imzalandıktan 2 hafta sonra, 13 Kasım 1918 günü İstanbul’a geldiğinde Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal Paşa, Boğaz’daki emperyalist zırhlılarını görünce “Geldikleri gibi giderler” demiş ve bu inançla önce İstanbul’da, ardından da Anadolu’da kafasında kurguladığı zaferin planlarını ve kadrolarını oluşturmuş, yaptığı görüşmeler ve kongrelerle milletin azim ve kararını harekete geçirmişti.
O’nun “Geldikleri gibi giderler” sözü hayale değil, milletini çok iyi tanımasına, tarihin haklı (doğru) yerinde durduğunu bilmesine ve akıl ve bilimle ördüğü ideolojisine duyduğu güvene dayanıyordu.
Amasya’dan Erzurum’a, Sivas’tan Ankara’ya, İnönü’den Sakarya’ya, Kocatepe’den İzmir’e, Mudanya’dan Lozan’a, Montrö’den Hatay’a kadar daima hedefi “Antiemperyalist ve Tam Bağımsız Türkiye” olan Kemalizm ideolojisiydi izlediği. Bunu da 9 Mayıs 1935 günü toplanan CHP 4. kurultayı açış konuşmasında “Efendiler, bizim 19 Mayıs 1919’dan bugüne kadar yaptıklarımız, yapmakta olduklarımız, geleceğe dair tasarlarımız ve devrimlerimizin esası Kemalizm prensipleridir.” deyişiyle tarihe ve parti programına yazdırmıştır.
Kuvayı Milliyecilerin önü; emperyalist işgalciler kadar Vahdettinler, Damat Feritler, Ali Kemaller, Anzavur Ahmetler ve dinci-gerici isyancılar tarafından da kesilmek istendi. Tıpkı bugün Atatürkçü Düşünce Derneği’nin ve Mustafa Kemal’in Askerleri’nin önünün kesilmek istenmesi gibi. Tıpkı Kurucu Genel Başkanımız Prof. Dr. Muammer Aksoy’un derneğimizi kurduktan 8,5 ay sonra 2 kahpe kurşunla katledilmesi gibi. Tıpkı kurucumuz Doç. Dr. Bahriye Üçok’un, Kalpaksız Kuvvacımız Uğur Mumcu‘nun, Genel Başkan Yardımcımız Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı’nın, üyemiz Şükrü Demirkürek‘in paramparça edilmeleri, Genel Başkanımız Şener Eruygur ve pek çok yöneticimizin iktidar destekli FETÖ kumpas davaları ile zindana atılmaları gibi…
Bugün 37. yaşını dolduran derneğimiz günümüzün Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti olma bilinci ve on binlerce üyesi, milyonlarca gönüldaşı ile adını onur ve gururla taşıdığı Atatürk’ün akıl ve bilim yolunda yorulmamak üzere yürüyor.
107 yıl önce dağ başını almış o dumanı dağıtıp açtırdığımız çiçekleri soldurmayacağız, çünkü ulusumuza güveniyoruz. Çünkü Türk Ulusu “Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile, âtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.” diyen o büyük devrimciyi hiç yanıltmadı, yine yanıltmayacak.
Atatürkçü Düşünce Derneği olarak; Kemalizm’in namus sesini bir sis çanı gibi yurdumuz semalarına asma ve yeniden Atatürk Cumhuriyeti’ne ulaşma kararlılığımızla aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyoruz” dedi.