İbn Haldun’dan İdris Küçükömer’e Düzenin Yabancılaşması

” Sanıyorum pek çok anne ve baba ilköğretim çağındaki çocuklarının “devlet ne”, “kanun ne”, “anaysa ne2, “cumhuriyet ne”, “demokrasi ne”, “diktatör kim”, hatta “kapitalizm ne”, “komünizm ne” gibi sorularına muhatap kalmışlardır.

Acaba bu sorulara kaç anne ve baba çocuklarının anlayabileceği dilden cevap vermiştir?

Türk anne babalar, bu konuda pek donanımlı değildir. Çoğunluğunun bu konuda zaten bilgisi yoktur; bilgisi olanlar da bilgilerini çocuklarının anlayabileceği dilde anlatmakta zorlanmaktadırlar.”PROF :Kemal Gözler

http://www.anayasa.gen.tr/anayasa-candir.htm

Yeni güne merhaba

Aslında, bu ülkede neden bir takım şeylerin oturmadığının analizini yapmaktı muradım …

Sosyal süreçler,sebep sonuç ilişkisinden bağımsız,tek düze mekanik bir işleyişle gelişmez…

Bu sebeple; hukuk, felsefe ,mantık ,sosyoloji,siyaset bilimi ,iktisat ve iktisat tarihçiliğini çok önemsiyorum …

Mesela imar  rantı  ve iktidarların yozlaşması  üzerine yazdığım iki yazı Türkiye gerçeği üzerineydi ve iktidarın  metafiziği ile alakalıydı…

https://www.gemliksonnokta.com/2019/05/27/turkiye-gercegi/

https://www.gemliksonnokta.com/2019/06/03/turkiye-gercegi-2/

Hiç bir şey tesadüfü değildir.

Politika yapıcısı,bürokrasi sınıfı ve çıkar gurupları devreye girmeden asla yolsuzluk ve istismar olmaz.

Bu sebeple  sistem yönetimi asla gerçekleşmiyor…

Her makam ve görev cazip.

Statü Hiyerarşisinde her makam farklı bir yer  işgal  ediyor.

Hepside gücü oranında iktidar.

Bireye müthiş keyif ve avantaj sağlıyor.

Fakat formasyon ve ehliyet sağlamıyor…

Bir türlü gelmeyen demokrasi   veya  bozulan şeylerin başında  hukuk  gelmekte.

Cumhuriyet ve demokraside hiç  gelişme yok.

Sermaye temerküzü oluşmadı .

Devlet eliyle zenginleşmiş bir sınıf var ama bu asla kent soylu bir orta sınıf değildi(Burjuva )

Üretim ilişkileri  ve üretim biçimi de tuhaf.

Mesela  kolektivistlerin ağzından düşürmedikleri kapitalizm aslında hiç gelmemişti  …

Kendimi solcu zannettiğim yıllarda aslında ulusalcıymışım,sonra solu fark etmiştim.CHP sol değildi.Ama bende solcu değilmişim.Marksist  iktisada  son 15 yıl kafayı takmıştım.

Sonra sorular sormuştum .

Marks acaba kapitalin 2.ve 3. cildini neden yayımlamamıştı ?

O ciltleri Engels yayımlamıştı?

Neden ki ?

Marks severler bunu parasızlığa (ah o para!! )bağlar.

Ama ben inanmıyorum.Çünkü devrim işçi,sınıfının olmadığı bir ülkede gerçekleşmişti ve bunu gördü .Oysa onun kadim tarihsel materyalist tezi ne göreve devrimi  işçi sınıfını yapacaktı.

Sahi Marks kapitalde ne diyordu?

Kapitalizm  neydi?

 Meta neydi ?

Üretim ilişkileri,emek değer teorisi , artı değer teorisi neydi?

Ama hepsinden önemlisi Marksın dediği MPM (meta para meta )ile PMP (para meta para ) arasındaki devinim  nasıl gerçekleşirse  sermaye oluşuyordu?   

Kapitalizm  zannedilen  şey ise ahbap çavuş kapitalizmiydi?

Yani devlet eliyle zenginleştirilmiş bir sınıf.

Yönetici sınıfın ahlakı, içinde “erdem” barındırmıyordu  .

Çünkü yönetici sınıfı için ahlak keyfiyetti …

Yönetilen için ise mükellefiyetti  …

Yönetici sınıfı için neden ve  niçin sorulamazdı ?

Bunun sebepleri üzerinde baştan ibn Haldun üzerine çok özet denilebilecek  iki yazı yazdım …

En önemli sorunun cevabını ise  merhum Marksist  iktisat tarihçisi İdris Küçük Ömer veriyordu.

Osmanlı neleri ıskalamıştı ve Osmanlıdan genç Cumhuriyet Türkiye’sine  en önemli miras ne kalmıştı ?

Bu miras; aynı kudretle, genç Cumhuriyetin bir takım yapısal reformlarının önünde müthiş engeldi.

Tartışmasız bu kötü miras,denetlenemeyen bürokrasi sınıfı idi.

Her ne kadar seçilmiş iktidar  sandıktan çıksa da mutlak iktidar daima bürokrasi sınıfı olmuştur .

Değerli arkadaşım İbrahim  Ayyıldız’ın eserinden  alıntı yapayım …

“Devletin sınıfsal yapısını şekillendiren bir bürokrasi ilk önce kendi çıkarlarını koruyacaktı.Görüntü olarak “sosyal sınıf “yaratmaya dursa da,esasında kendi egemenliğini koruyacaktır.Gerçekten bu hâkim zümre  elindeki devlet aygıtını geliştirmiş ve gerisini boş vermiştir.(kabaklı ,2002 s.61 Altan ,2004 s.64-65) 

İktidar için çekişenler ,idareci elit hepsi geçimini devletten sağlayan  ve devlet hizmetini kendi türlerinden insanların tabii ve uygun mesleği olarak görülen kimseler içinde farklı gruplar veya hizipler idiler (Lewis ,2004 s.457 )Bu “tabiî”elitler içinde devlet ormanlarından ,orman işletmelerinden ,devlet çiftliklerinden ,ne işe yaradığı bilinmeyen haralardan maaş alan kalabalık memur grupları vardı.Örneğin sahillerin büyük kısmı hazine -devlet mülkü olduğu için ekonomiye faydalı bir hâle getirilemiyordu ,ancak sahiller ,”tabiî”olarak kamu kurumların yazlık kampları ile donanıyor ,işgal ediliyordu.(Berzeg ,2000 s.107)SH/200

 

Gerçekte Türk devletçiliği devlet kapitalizmiydi .Çünkü  devlet elindeki iktidarı sermaye biriktirmekte kullanıyor,hammaddeleri  düşük fiyatlarla alıyor ,kendi mamullerini ise birkaç misli yüksek fiyatla satıyor ,siyasi kaygılar toplumsal ve ekonomik  amaçlardan önce geliyordu.Bu ,tek taraflı bir devletçilikti;halkın çoğunluğuna ağır yükler yükleyerek onlardan feragat bekliyor ,istemeyerek de olsa küçük bir azınlığın yararına işliyordu (Altan 2008 s.136 ;karpat 2010 s.176 -177 )sh/204

28 ŞUBAT NEDİR ?İbrahim Ayyıldız   

İdris Küçükömer ne diyor .

” … Osmanlının neden kapitalist düzene geçemediklerini açıklamak gerekli .

Bunun için önce ,Batı Kapitalizminin  merkantilist aşamasının artık iyice  geliştiği on altıncı  ve on yedinci yüzyıllarda ,Osmanlı İmparatorluğunun durumuna bakmalıyız” der . SH/38 .

Ve çok haklı olarak,”Osmanlılarda kapitalizm öncesi  yada biçiminden neden merkantalist bir  aşamaya geçilememiştir “diye sorar …

Özetle  Osmanlın  16 .Yüzyıldan sonraki durumu ile Cumhuriyet  modernleşmesi ile  gerçekleşmiş  iktisadi yapı bir birine çok benzer

Ve ibn Haldun usta  gene haklı çıkmıştır  …

Suyun suya benzediği gibi, geçmişler geleceğe benzer “…

Siyaset ve ekonomi at başı gider,ekonomisi bozuk bir devletin siyaseti de bozuktur veya  tam tersi tersi …

Peki İdris Küçükömer ne görmüştür ?

Şunu …

Önce ;kırsal bölge ile ,şehirler arası ve uluslar arası mübadelenin tamamlanmamış olması …ve iş bölümü ile birlikte özel mülk olarak sermaye halinde birikimin olmayışı sonucu ,Osmanlı da batıdaki gibi İŞÇİ SINIFI   doğmamıştır …

Ve çok önemli tespitler bundan sonra başlar Rahmetli KÜÇÜK ÖMERİN …

1-Toprak tarımsal üretimde asıl araçtır.Fakat toprağı  işleme ve sulama işleri ,çağına göre ileri bir teknolojik seviyede olmamıştır …

2-lonca sisteminde mevcut imalathanelerde (manifaktür de-yani ilkel sermayede) kullanılan araçların ilkel olduklarında hiç şüphe yoktur …

3- Emekçi ,reaya denilen (İslam ve Hristiyan köleler) toprağa daha doğrusu çiftlere bağlıdır,yani bunlar SERF değildir.Fakat tımarlı arazideki köylüler bu toprakları borç için rehin edebilir ,hatta toprağın tasarruf hakkını başkasına satabilirdi .

ve o çağda azalan getiri vardı(randıman) bu ;

-tarımsal üretimin teknolojik yapısından

-Ele alınan dönemde artan nüfustan

-Üretim ilişkileri içinde tarımdan alınan artık ürünün ,yine tarımda randıman artırıcı ,hatta mevcut üretim güçlerini muhafaza ettirici yatırımlara tahsis ettirilmemesinden …

bahisle ;

Orman tahribi tarlaları kısmen genişletmişti,fakat buna rağmen giderek değişen koşullar ,topraktan elde edilen getiriyi randımanı düşürmüştü ,kaldı ki orman tahribinin erozyonla verimi azaltıcı etkisi de kaçınılmazdı …

(devam edeceğim) ..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: