Atatürk’mü Büyük, Tuğrul Selmanoğlu ve Evanesi mi?

Dini, Ahlaki ve Siyasi hiçbir değer prensibi olmayan Fethullah Gülen Teröristine biat ediyorlardı. Akıllarını, ruhlarını, karakterlerini bu terör örgütü elebaşına kiraya vermişlerdi. Beraber yürüyorlardı ve yürütüyorlardı o yollarda. Birlikte ıslanıyor, birlikte yıkıma uğratıyorlardı ülkenin vatanseverlerini yağan her yağmurda…

15 Temmuz Kanlı Darbe ve Ülkeyi İşgal girişimi sonrasında akılları başlarına geldi sanıyorduk. Meğer sadece sersemlemişler. Sadece dumura uğramışlar. İçlerinde boşluk duygusu oluşmuş… Alışan için kötüdür bu. Dini, ahlaki, siyasi hiçbir değer prensibi olmayan birileri, tarikatlar, örgütler bitmez bu ülkede. Sen aklını, ruhunu, karakterini satışa çıkar yeter ki, kapan çok olur…

“Keşke Yunan Galip Gelseydi” diyen sözde tarihçiyi Cumhurbaşkanı hastane yatağında ziyaret eder…

Tuğrul Selmanoğlu isimli biri de çıkar, Suriyeli sığınmacıların ülkemizde yaşaması gerektiğini savunurken, puan toplamak için Atatürkçülere de laf soktuğunu sanarak, “Şunu bir kere çok iyi bilmek lazım. O insanların çoğu Atatürkçüyüm falan diyor ya, Atatürk’ün kendisi Selanik Göçmeni. Mülteci!”…

Programdaki birisi onun hatasını düzeltmek ister, döneme işaret ederek, “Osmanlı toprağı orası, Atatürk niye mülteci olsun ki?”…

Laiklik yeniden kurcalanmaya başladı.

Aleviler yeniden kurcalanmaya başladı.

Ve Atatürk ve Atatürkçüler de yeniden kurcalanmaya başladı.

CHP, iktidarın ve yandaşlarının tüm kurum ve kuruluşlarıyla birlikte yeniden hedefe alındı.

Tehlikenin Farkında mısınız?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 6. Din Şurasında şunları söyledi:

“Dinimiz İslam, hayatın tüm alanlarını kuşatan, kucaklayan, ihata eden kurallar, yasaklar manzumesidir. Ticaretimizden beşeri münasebetlerimize, eğitim öğretimden evliliğe, temizlikten kılık kıyafete, yaşantımızın her safhasını düzenleyen bir dine inanıyoruz… Zaman ve şartlar değişse de, İslam’ın nasları değişmeyecektir. Nerede ve hangi zamanda yaşarsak, yaşayalım, kelimeyi şahadet, namaz, oruç, hac, zekât, bizler için farzdır öyle kalacaktır. Faiz, yalan, zulüm, kibir, iftira, tecessüs, zan, hırsızlık, masumu öldürmek yasak olmaya devam edecektir. Hangi sebeple olursa olsun Kuran emirlerini yok saymak, hafife almak veya hükümsüz kılmak bir Müslüman’a yakışmaz. Dolayısıyla dinde ekleme çıkarma, yani bidat olmaz. “Bana uymuyor, zamana uymuyor, hoşuma gitmiyor, aklım almıyor bahanesiyle kimse nasları inkâr edemez. Çünkü bir Müslüman dinini hayatın şartlarına göre değil, hayatını inancının esaslarına göre uyarlamakla mükelleftir… İslam bize göre değil, biz İslam’a göre hareket edeceğiz. Nefsimize ağır gelse de hayatımızın merkezine dönemin koşullarını değil, dinimizin hükümlerini yerleştireceğiz. Elbette bu süreçte aşırılığa, ifrata ve tefrite de kaçmayacağız. Özellikle, dini, hayattan tecrit eden, sadece belli kalıplara, şekillere ve davranışlara hapseden dogmatik bir anlayışa itibar etmeyeceğiz…”

Naslar, zaten dogma, kör inanç, bağnazlık, köktencilik demek değil mi?

Üstelik aynı Erdoğan, 15 Temmuz sonrasında “Dini güncellemek gerek” dememiş miydi?

Dün öyle, bugün böyle! Merkez sağcı, dinci siyasi zihniyet özeti: Dün dündür, bugün bugündür…

Ve;

“Faiz, yalan, zulüm, kibir, iftira, tecessüs, zan, hırsızlık, masumu öldürmek, hak yemek, liyakat” konularında AKP Hükümetinin üzerine düşeni yapıp yapmadığı, ayrıca dinin bu ilkelerden ibaret olup olmadığı ve dinin kendisinin dogmatik olup olmadığı tartışması bir yana, Recep Tayyip Erdoğan, “Biz İslam’a göre hareket edeceğiz” derken, “Biz” ifadesiyle kimi kastetmektedir? Kendisini mi, Müslümanları mı, Müslümanlığın Sünni Mezhebinden olanları mı, Laiklik ilkesini benimsemiş Müslümanları mı? Laiklik ilkesine karşı çıkan köktendincileri mi, tüm vatandaşları mı? Devleti mi, bürokratlarını mı, hükümeti mi?

Anayasa mı İslam’a uyacaktır, yoksa İslam mı anayasaya uyacaktır?

Yazının başında dedim ya, FETÖ sonrası doğan boşluğu nasıl dolduracaklarını bilmiyorlar diye… Bu doğru, bir sürü Tarikat filizlendi. AKP oydaşlarının birçoğu bu tarikatlar arasında savruluyorlar. Yeni bir idol, yeni bir sözcü arıyorlar. Bu konuda kim Atatürk’e ve Atatürkçülere daha çok sallıyorsa; o öne çıkıyor. AKP yurt dışı seçim işlerinde çalışan, yandaş bir televizyon kanalında da incilerini saçan Tuğrul Selmanoğlu yeni dönemin AKP’li idollerinden birisi olmayı başardı.

AKP Gemlik İlçe Yönetimi ve Gençlik Kolları da boş durur mu, yeni idollerini anında Gemlik’te ağırladılar.

Bu yazıyı yazarken, internette önüme çıkan bir söz okudum:

“Yalakanın iyisi, Efendisi yellenirken, derin derin nefes alandır!”

Salon hınca hınç dolmuş. Sosyal medya yıkıldı. Partililer, belediye meclis üyeleri, bürokratlar, öğretmenler, öğrenciler, koca koca eğitimciler boy boy fotoğraf çektirip, sosyal medya da paylaşıp, Atatürk karşıtlarına karşı, meydan okudular. Tebrik ederiz.

Gemlik’in yerel basını da büyük ilgi gösterdi!… Methiyeler düzerek, manşetlerine çektiler! Onları da tebrik ediyorum!…

Sonra, Atatürkçü Düşünce Derneği Gemlik Şubesi ve Kent Konseyi Gençlik Meclisi ortaklaşa bir panel düzenledi. “Günümüzde Atatürkçülük” konulu panele, Tarihçi Yazar Prof. Dr. Özcan Yeniçeri ve Tarihçi Mustafa Solak konuşmacı olarak katıldı. Yunus Temiz’in moderatörlüğünde yapılan panel ilgi görmemiş…

Gemlik Sinan Meydan’ı ağırladı… Salon doldu taştı. Gemlik Sunay Akın’ı, Ataol Behramoğlu’nu, İnci Aral’ı ağırladı… Salon yetmedi…  Salon ölçüsü ne zaman Atatürkçülük ve antiemperyalizmin ölçüsü oldu ki?

Atatürk karşıtlarına, Atatürk’e, Atatürkçülere laf sokmaya çalışanlara, bunların hamiliğini yapan bir siyasi zihniyete tek kelime etmeden, salona gelen, gelmeyen kıyaslamasıyla Atatürkçülere saldırmak da nereden çıktı?

Polisiye romanların ve filmlerin bildik temasıdır, faili meçhul bir cinayet söz konusu ise, bu cinayet en çok kimin işine yarar? Ona bakılır…

Salon kıyaslaması sadece Atatürkçü Düşünce karşıtlarına, anti emperyalizm karşıtlarına, Türkiye’de Laikliği, Aleviliği, Atatürkçülüğü yeniden kaşımaya çalışanlara, tarikatçılara, köktendincilere ve AKP zihniyetine yarar… Ki, Tuğrul Selmanoğlu ile resim çektirenleri de sosyal medya sayesinde gördük de gördük…

Atatürkçü Düşünce Derneği Gemlik Şube Başkanı Muhammet Usta’yı ve yönetimini kutluyorum. Kent Konseyi Gençlik Meclisi Başkanı Cemal Said Kardaş ve yönetimini de kutluyorum. Böylesi, siyasi, ahlaki, felsefik, ekonomik, dini yozlaşma döneminde, Atatürk’ü ve fikirlerini yok etmeye, Atatürkçülüğü unutturmaya çalışanlara inat, güzel çalışmalar yapmaya gayret ediyorlar.

Morallerini bozmanın anlamı yok!

Yazımın başına dönüp, HAMİŞ sorusuyla bitiriyorum:

Sahi;

“Atatürk mü büyük, Tuğrul Selmanoğlu gibiler mi?”

 

MEHMET UĞUR SERTASLAN BAŞARILIDIR…

CHP’li Belediye Başkanlarıyla ilgili memnuniyet anketinin ilk bölümü tamamlandı. İstanbul’da seçimleri yüzde 54.21 ile kazanan Ekrem İmamoğlu memnuniyet anketinde de aynı oranı korumayı başardı. Ankara’da seçimleri yüzde 50,93 ile kazanan Mansur yavaş’ın grafiği ise yükselişini sürdürüyor. Memnuniyet anketinde Mansur Yavaş’ın oyu yüzde 63,06 ya yükselmiş. Adana’da Zeydan Karalar, İzmir’de Tunç Soyer, Eskişehir’de Yılmaz Büyükerşen, Mersin’de Vahap Seçer, Antalya’da Muhittin Böcek’de yükselişe geçen ya da oy oranını koruyan büyükşehir belediye başkanları olarak göze çarpıyorlar.

Adil Gür’ün sahibi olduğu A-G Şirketinin anketinin ikinci bölümünde CHP’li il ve ilçe belediye başkanlarının memnuniyet oranını belirleyen sonuçların açıklanması bekleniyor.

Gemlik’te, CHP İlçe Başkanlığının Belediye Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan ile birlikte yaptırdığı bir anket olduğunu biliyoruz. Bu ankette Mehmet Uğur Sertaslan’ın aldığı oy oranının çok üzerinde bir memnuniyetle yola devam ettiğini biliyoruz.

Emlak Vergilerinden beklenti karşılanırsa, Mehmet Uğur Sertaslan daha birini yılı dolmadan güzel projeleri hizmete geçirecek. Asgari Ücretli Vatandaşların çocuklarına yönelik Kreş, Halk Market, Engelsiz Taksi ve Büyükşehir Belediyesi tarafından 10 yıldır atıl durumda bırakılan Kurşunlu’daki binaların Huzurevi’ne dönüştürülmesi projeleri önemli yatırımlar olacaktır.

Cihatlı’daki toplu konutların sorunu devlet desteği ve banka kredisiyle çözülmesi bekleniyor. Büyükşehir Belediyesi de üzerine düşen görevi yapıp, derelerin ıslahını gerçekleştirip, pis kokuyu ve sinek, fare gibi haşere baskınını önlerse, Gemlik’in önünde engel bulunmuyor. Kısa vadede bu kadar önemli proje, Gemlik’in kazancı olacağı gibi, turizme yönelik diğer yatırımların önünün açılması açısından da bizlere umut verecektir.

5 Nisan 2019 tarihinde mazbatasını alan Mehmet Uğur Sertaslan, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik kriz döneminde, yapabileceklerinin en iyisini yaparak 8 aylık süreçte umut olup, başarılı olmuştur. Mehmet Sertaslan döneminde gerçekleşen dini ve milli bayram kutlamaları, gençlere yönelik etkinlikler, zeytin festivalinin görkemli programı da sosyal belediyecilik adına, barış, kardeşlik, birlik ve beraberlik duygularının pekişmesi açısından da oldukça dikkat çekicidir.

Sosyal Medya da Mehmet Uğur Sertaslan’ı Refik Yılmaz ile kıyaslama gafletine düşenlerin en az 4 yıl 4 ay daha geçerli bir hükmü yoktur.

Refik Yılmaz döneminin başarısının sorgulanması Mehmet Uğur Sertaslan dönemi ile kıyaslanmasından değil, Refik Yılmaz’ı başarılarına rağmen kaydıran Hakan Çavuşoğlu, Zafer Işık, Yaşar İslam gibi popüler AKP siyasetçileri ve sessiz kalan AKP’lilere sorulması gereken sorulardadır.

Ve tüm bu şartlara rağmen;

Mehmet Uğur Sertaslan, Gemlik’e Uğurlu gelmiştir ve başarılıdır. Son Nokta!…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: