• DOLAR
    5,8436
    %0,53
  • EURO
    6,5108
    %0,73
  • ALTIN
    277,64
    %0,61
  • BIST
    7,7974
    %0,49
Barış Pınarı Harekatı üzerine düşüncelerim…

Barış Pınarı Harekatı üzerine düşüncelerim…

Aktif olarak yaklaşık 50 yıldır milletimize karşı Güneydoğu sınırımız boyunca sürdürülen Siyonist İsrail amaçlı, emperyalist ABD ve Avrupa destekli terörist saldırılar, milletimiz ve vatanımız için en yüksek ve en riskli seviyeye gelince meşru müdafaa kapsamında adına “Barış Pınarı” verdiğimiz kutlu askerî harekâta başlamak zorunda kaldık.

Keşke bu duruma hiç gelinmeseydi ve bu harekâta hiç gerek kalmasaydı. İnsan ister istemez kendi kendine şu soruları soruyor. Bu duruma nasıl ve neden geldik? Dış ve iç politikadaki hangi yanlışlarımız bizi bu harekâta yapmaya mecbur bıraktı? Özetle Türkiye olarak nerede hata yaptık? Bu soruları sormak ve cevap bulmak hepimizin görevi ama bu aşamada bunu yapmak ülkemiz adına ne kadar doğru, onu bilemiyorum.

Ne yazık ki Türk insanı olarak hemen hepimizde var olan, birileri tarafından övülme ve pohpohlanma gazına gelmek yine Türk insanı olarak bu övülme ve pohpohlanmanın özelde ve genelde bizi ne kadar pahalıya mal olabileceğini görememe hastalığımız ne yazık ki toplum olarak bizim bir gerçeğimiz. Oysa konunun uzmanlarının dediği gibi “…İnsanlar tecrübeleri ile devletler ise tarihlerine bakarak geleceklerine yön vermeliler…” İşin insani tecrübe boyutunu bir kenara bırakalım ama devlet olarak neden tarihimizden ve acı tecrübelerimizden hala ders almayız ki?

Öyle ya, önce orta Avrupa ve Balkanlarda, akabinde Ortadoğu ve Arap yarımadasında Osmanlıyı yerel toplumları kışkırtarak darmadağın eden emperyalist devletlerce yıllar sonra devletimizi yönetenlere bazı paye ve unvanlar verilmesi, bunun bizzat alan tarafından tekraren teyit edilmesi, paye ve övgüyü kabul edenler açısından dünya barışı ve insan hakları yolunda verilmiş bir mücadelenin göstergesi midir ki bunlar kabul görsün. Oysa bu taltifler, sunulan materyal göstergelerin aksine emperyalist çevrelerce adeta bir bebeği kandırmak için verilmiş bonbon şekerinden hiçbir farkı yoktur. Umudum odur ki en azından bundan sonra bir daha kandırılmayalım ve hataya düşmeyelim.

Bu harekât en kısa zamanda ve en az zararla, ancak Allah’ın izniyle kesinlikle başarıya ulaşacak ve diğer askerî harekâtlarımız gibi Türk tarihindeki şanlı yerini alacaktır. Harekâtın isminin “Barış pınarı” olduğunun duyunca o an 1974 de Kıbrıs’a yapılan “Barış” harekâtı ile rahmetli Bülent Ecevit ve Rahmetli Necmettin Erbakan hocamız aklıma geldi. Bu anda her iki liderimizi de rahmet ve minnetle anıyorum. Bugün Kıbrıs’ta soydaşlarımız huzur ve güven içinde yaşayabiliyorlarsa bu durumu devletimize ve o gün devletimizi yönetenlere borçlular. Umudum odur ki bugün Barış Pınarı harekât kararını alanlar ve uygulayanlarda yıllar sonra bölgede yaşayan insanlarımız tarafından aynen rahmetli Ecevit ve Erbakan gibi minnet ve rahmetle anılırlar. İçinden geçtiğimiz zaman diliminde Suriye’nin kuzeyinde başımıza çorap ören ve Barış pınarı harekâtımız nedeniyle ülkemizi ekonomik olarak tehdit eden emperyalist ABD yönetiminin, aynen Kıbrıs barış harekâtı sonrasında da ülkemize silah ambargosunu koyduğunu düşündüğümüzde gelinen noktada aslında hiçbir şeyin değişmediğini hepimize göstermiş oldular. Dedim ya önemli olan sonuçlardan ders çıkartabilmek, yani bir daha böylesi hataya düşmemek.

“Barış Pınarı” harekâtı sonrası olayın uluslararası yansımaları ise ülkemiz açısından bir başka sıkıntıyı gözler önüne serdi. Buna sıkıntı demeyelim de bir gerçeğin ortaya çıkması diyelim daha doğru olur. Türk milliyetçileri ve vatanseverler olarak yıllarca hep şunu söyledik. “…Türkün Türk’ten başka dostu yoktur…” Birileri bu tespitlerimizden dolayı bize “İslam karşıtı” hatta “ırkçı söylem” suçlamalarında bulundular. Ama gelinen nokta bizi yine haklı çıkardı. Buna sevinelim mi üzülelim mi? Bilemiyorum.

Bildiğimiz şu ki İslam toplumlarının yaşadığı Ortadoğu’da ve buranın hemen yakınındaki coğrafyada yaklaşık bir asırdır yaşanan olayların özünü petrol ve doğalgaza dayalı uluslararası ekonomik mücadele oluşturmaktadır. Bu mücadele görünüşte İslam ülkeleri ile Yahudi Hristiyan ittifakı arsında geçmektedir. Bu açıdan bakıldığında bölgede yaşanan olaylarda İslam toplumunun Yahudi Hristiyan ittifakı karşısında tek vücut olması gerekirken tam aksine neredeyse büyük bir bölümü Yahudi Hristiyan ittifakının yanında, ancak emperyalist bloklaşma gerçeği nedeniyle birbirleriyle düşman cepheler içinde yer almaktadır. Osmanlı döneminde olduğu gibi bugünde Ortadoğu’da mazlum İslam toplumunun yanında yer alan ve bunu en üst düzeyde seslendiren ve hayata geçirmek için maddi manevi tüm imkânlarını seferber eden milletimize bölgedeki İslam toplumlarının yönetimlerinin yaptığına bakın hele. Hadi Mısır’dan ve Suudi Arabistan’dan vazgeçtim, ama yapmadığımız hiçbir fedakârlık kalmayan Filistin bile “Barış Pınarı” harekâtı sonrası bize desteğini ifade edememiş. Çekimser kalmış. Katar ve Somali gibi menfaate dayalı destekleri saymazsak Suudi Arabistan, Mısır, Irak, Suriye Ürdün, Kuveyt vs hülasa tüm İslam toplulukları hep bir ağızdan bizi kınıyorlar. Üstelik bu kınama her ülkenin iktidar yapısı sebebiyle ayrı ayrı değil Arap birliği şemsiyesi altında topluca yapılıyor. ALAYINIZA YAZIKLAR OLSUN. Birileri gibi bunlara biz “Ümmet” diyeceğiz öyle mi? Geçin onu, bunlar yüce kitabımızdaki “Ümmet” kavramına uymayan, yıllardır vatanseverler olarak “siyasal Ümmetçilik” yapıyorlar dediğimiz kavram içinde yer almış tartışmasız Türk ve Müslüman düşmanlarıdır.

Devletimize diğer Türk devletleri yanında en anlamlı destek köklerinin Türk olduğu konusunda yaygın kanaat bulunan Hristiyan Macaristan’dan geldi. Avrupa Birliği’nin Suriye’nin kuzeyine yapılan Barış Pınarı Harekâtı öncesinde Türkiye’yi uyarmak için hazırladığı bildiri Macaristan tarafından veto edildi.

AB’nin 28 üyenin ortak imzası ile yayınlamak istediği bildiriyi onaylamayan Macaristan, “Ülkeler sınırlarını savunabilir “ diyerek imzalamadı. Bunun üzerine bize herhalde “Helal size Atilla’nın torunları” demek kalır. Allaha emanet olun…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?