• DOLAR
    5,8436
    %0,53
  • EURO
    6,5108
    %0,73
  • ALTIN
    277,64
    %0,61
  • BIST
    7,7974
    %0,49
“Hasta La Victoria Siempre” Daima Zafere Kadar!…

“Hasta La Victoria Siempre” Daima Zafere Kadar!…

Bando takımı tüyleri diken diken eden marşları ardı ardına sıralıyor…  Cihatlı Mahallesindeki Toplu Konutların dördüncü etap temel atma törenine katılan az sayıda vatandaşın yanı sıra, çok sayıda Ak Partili ve mecbur tutulmuş katılımcılar olan yüzlerce belediye çalışanı alanı hınca hınç doldurmuş durumda. Bando takımı mehteran marşlarından devşirme bütün marşları en yüksek seste çalarken temel atma töreninin başlaması için Başbakan Yardımcısı-yeni sistemde bakan-, Milletvekilleri ve İlçe protokolünün alana gelmesi büyük bir heyecanla! Bekleniyor…

Nihayet o büyülü an gelip çatıyor. Başbakan yardımcısı en önde, Milletvekilleri, Büyükşehir Belediye Başkanı, İlçe Belediye Başkanı, Vali, Kaymakam, Ak Parti’nin İl başkanı, İlçe başkanı ve bir sürü daire müdürü, amiri arkalarında alanı dolduruyor. Bando şimdi en hareketli marşla bu anı neşelendirirken, mikrofondan alana girenlere yönelik methiye dolu sözler duyuluyor.

Bando marşları bitiriyor. Yanık sesli bir İmam Hatip, Kürsünün yanında kendine hazırlanan sandalyeye oturtularak, Kuran okumaya başlıyor. Bu sırada protokol yerlerine oturmuş, gazeteciler de gazetelerin hiçbir zaman kullanmadıkları protokol otururken ki, fotoğrafları çekiyorlar. Sonbaharın tatlı esintisinde Kuran-ı Kerim’in nağmeleri ortama huzur yayıyor. Bu sırada Başbakan Yardımcısı, yanına çağırıp oturttuğu İlçe Belediye Başkanının kulağına gazetecilerden birini göstererek, bir şeyler fısıldıyor. Sonra Başbakan Yardımcısı Cep Telefonunu çıkarıp, birkaç fotoğrafı eliyle gezdire gezdire İlçe Belediye Başkanına gösteriyor.

Efendimiz bir hadisinde, “İnsanların en güzel Kuran okuyanı, Kuran okurken ciddi bir hüzün içinde okuyanıdır” demiş. İmam Hatip, bu hadisin hakkını fazlasıyla veriyor. Bu nedenle Kuran okunurken, saygı nedeniyle konuşulmaz, dedikodu yapılmaz. Ama bu hadis protokolün, Başbakan Yardımcısının umurunda bile değil gibi görünüyor. Hüzün içinde okunan Kuran-ı Kerim’i aynı hüzün içinde dinleyen veya dinlemeye çalışanlar sadece kürsü kenarındaki Belediye görevlileri gibi duruyor. Hatta protokolün karşısında oldukları için ve -dönem bu dönem olduğu için- arada bir gözlerini devirip, Kuran-ı Kerim tilavetini biliyorlarmış gibi kendileri de mırıldanıyorlar. Belki görürlerse, “Aferin!” desinler…. Protokol fısır fısır konuşuyor, Bakan dedikodu yapıyor!…

“Bu ne, bu?” diye sordu Başbakan Yardımcısı- yeni sistemin Bakanı- İlçe Belediye Başkanına.

Cep telefonundan, Whatsap’tan gönderilen bir fotoğrafı gösteriyordu. Fotoğrafta en karizmatik gülüşüyle bir elinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Gemlik Ziyareti manşeti bulunan Bursa Olay Gazetesi sayısını tutan, diğer elinde de bir bira şişesi bulunan Gemlik tarihinin gelmiş geçmiş en muhteşem gazetecisi ve yazarı bulunuyordu. Fotoğraf 2010 yılı Temmuz ayına aitti. Gazeteci 9 sütuna manşet çıkmış, kendi haberini kutluyordu.

“Güzel resim” dedi İlçe Belediye Başkanı.

“Evet, hatta muhteşem bir poz vermiş diyebiliriz” dedi Başbakan Yardımcısı… Sonra da, “Peki, bu muhteşem poz veren gazeteci niye seninle çalışıyor halen?” diye ekledi…

“İşinde çok iyi! Hatta en iyisi” diye yanıt verdi İlçe Belediye Başkanı.

“Kov gitsin. Bize içki içen adam lazım değil” dedi Başbakan Yardımcısı…

“Başka bir emriniz! Oldu, gözlerim doldu” dermiş gibi baktı İlçe Belediye Başkanı, Başbakan Yardımcısı-yeni sistemin bakanına… Ama kovmaya falan niyeti yoktu. Whatsap hattına baktı. Fotoğrafı Bakana gönderen şerefsizi çok iyi tanıyordu. Ak Partinin de, Ak Partili Belediyelerin de başına bela olmuş, maalesef Ak Partili dönemde türemiş, sözde gazeteci bozuntularından birisinden geliyordu fotoğraf. Oysa gazeteci zaten bu fotoğrafları ve yaşam tarzını hiç saklamamıştı ki. Başkan da biliyordu, toplum da. Ama hem gazeteci, hem de yazardı. Gazeteci işini gerçekten en iyi yapanıydı. Şikâyeti yapan şerefsiz ise her ay belediyeyi- Ak Partili Belediyeleri sağmal inek gibi sağmaya kalkan, sağan bir asalaktı. Tek bir ay ilan veremediklerinde, aleyhte bir çamur atma iftira-karalama haberi uydurur, onu kullanır, sonra da yüz bulduğu bakanlara, milletvekillerine bunu gösterip, kendine pay çıkarır, ardından, o bakan ve vekillerin araya girmesiyle, yine belediyeyi sağmaya gelirdi.

Tam bir O… Ç… ydu…

Bu şerefsiz maalesef Ak Partili beslemesi sözde gazeteciye, defalarca en iyi cevabı yine Gemlik’in en muhteşem gazetecisi vermişti. Bu cevaplara, “Hatta mamanı kestik, ona mı şerefsiz” diye çıkışlarına ses çıkaramayan bu besleme sözde gazeteci, şimdi belden aşağıya vuruyordu.

İmam Hatip, Tilaveti Fatiha ile bitirmiş. Protokol bunu dinlemediği için, kürsünün yanında duran ve tilaveti başından sonuna sadece ve büyük bir ciddiyet ve hüzünle -onların dinlediği- belediye personelinin ellerini dua için kaldırması sonrasında ayılmıştı. Sonra yine kimsenin dinlemediği ama alkış tufanı ile biten sıkıcı ve sıradan konuşmalar…  O gün coşkulu geçmişti. 7 bin kişilik yeni mahallenin 7 etapta bitecek yatırımlarının 4. Etabının temeli atılmıştı… Ama gazeteci konusunda, yerel yönetime yönelik baskılar bitmedi. Bu kez İl Başkanı aynı fotoğrafı gönderdi. İlçe Yöneticilerinde de aynı fotoğraf geziyordu. Ellerinde Kemal Kılıçdaroğlu manşetli Olay Gazetesi ve Bira tutan Muhteşem Gazetecinin fotoğrafı…

Herkesin elini rahatlattım. Gazeteci yazar her yerde yazardı… 6. Ve son istifamı kabul ettirmek için baskı yaptım. Oyun benim üzerimden yükseltilmeye çalışılmış, mevcut Belediye Başkanını hedefe alan saçma sapan siyasi bir oyundu ve ben bu oyunda yoktum… Kısaca O.Ç. dediğim, bunu suratına da söylediğim besleme basın halen saçmalamayı sürdürüyor.  İktidar çok seviyor böyle yalama ve yağdanlıkları. Soytarıları sevmeyen Kral hiç olur mu? Hatta geçen yıl Milletvekili Aday adayı bile oldu. Oldu ve Bursa basın tarihinin gelmiş geçmiş en büyük T.şak Oğlanına da döndü.

Oysa aptal herif sosyal medya hesabıma daha dikkatli baksa, Rakı masalarında da bir dolu resmim var. Beynimin yaşananlara ve kalbime isyan ettiği anlarda içiyorum. Bukowski’nin dediği gibi” Afrika’ya ilaç gönderdik, üzerinde tok karnına yazıyordu” gibi toplumsal olaylara içiyorum çoğunlukla… İçip yazma triplerinde olan bir yazar da değildim. Ernest Hemingway gibi bir elde kadeh, nutuk da atmam. Bugüne kadar içip yazdığım tek bir kelime yok. İçerken not alır, ayık kafayla yazarım. Bunu bilen biliyor… Zaten bu saatten sonra umurumda da değil… Oscar Wilde’nin dediği gibi; “Derler, Ne Derler? Ne Derlerse Desinler!”… Bizim işimiz gerçekleri yazmak. Anılarımız da bu işin en zevkli yanı. Ben de anılar da bitmez…

Hem hani dillere pelesenk olan Liyakat?! Hani Kuran-ı Kerim, Hani İslam, Hani Dürüstlük, Nerede samimiyet, tevazu ve gayret?

Nisan 2017’de yapılan referandumla anayasada bir değişim yapıldı. Adına, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denildi. Yaratılan tek adam sisteminden başkası değildi. Çağdaş anayasa hukukunda yeri olmayan ve birinci yılında tıkanan sistemin hem ekonomi de hem sosyal alanda hem psikoloji de hem vergilerde hem de dış politikada bize nelere mal olduğunu hepimiz yaşayarak görüyoruz.

Bu sistemde artık Başbakan ve Başbakan Yardımcısı Yok! Bakanların, Milletvekillerinin, İktidarın İl ve İlçe Başkanlarının da hükmü yok. Artık Valiler Hükümetin İl Başkanı, Kaymakamlar İlçe Başkanı gibiler. Bu nedenle Ak Partiyi içinden bitirecek bir sistem de diyebiliriz biz bu sisteme!…

Çin Atasözünde de dediği gibi; “Büyük Kafalar Fikirleri, Orta Kafalar Olayları, Küçük Kafalar Kişileri Tartışır”… İşte bu sistemin bir getirisi olarak, Başbakan Yardımcısı- yeni sistemde bakanı- da, Milletvekilleri de, İl Başkanı da fikirleri ya da olayları değil, kişileri tartıştı, kişileri hedef aldı. Sonuç ortada!… Gemlik’i kaybettiler. Bursa’yı da aynı Başbakan Yardımcısının-yeni sistemde bakanının- hatalı ısrarı sonucu- Osmangazi Belediye Başkan Adayı krizi- az daha kaybediyorlardı. Kısmet bir dahaki sefere artık!… Büyük ve orta düşünmeyerek, belki de kapasiteleri bu olsa gerek, kişiler üzerinden, kişileri konuşup, çıkarları doğrultusunda kişilerle mücadele edip kumar oynadılar.

İçkiyi geçtik, İslam’da Kumar Var mıdır? Yoktur. Peki, niye böyle bir kumar oynadılar?

Sekiz yıl gecesini gündüzüne katan, Büyük Kumla Barajı, Devlet Hastanesi, Adliye binası ve Göletler gibi büyük devlet yatırımlarının öncüsü olan, ilçeye 7 okul kazandıran, meydanlar yapan, spor tesisleri kuran, okullara spor tesisi yapan, alternatif yollar kazandırıp, sahile çeki düzen veren ve daha birçok hizmete imza atan mevcut belediye başkanını, kişisel kompleksleri nedeniyle harcamak da bir kumar değil midir? Üstelik bir dolu da Cami yapmışken!…

Belki de, ekonominin güzel gittiğini, çağdaş yaşamın geliştiğini göstermek için olabilir mi? Bira içen gazeteciye kız,  belediye başkanının basındaki kolunu budamaya çalış, istifa etmesine rağmen, tüm diğer yağdanlık basına da “kovuldu” diye yazdırt, ardından da Viskicileri başa getir, aday göster. Çetin Altan’ın “Viski” kitabı geldi aklıma. Bir de Uğur Mumcu’nun ona taktığı, “Viskici Lakabı”… Bira-Rakı nerede, Viski nerede? Çıkarlar uyuştu mu, daha pahalı olan Viski alkolden sayılmayabilir, viskiciler fotoğraflar sosyal medya hesaplarından silinmesi kaydıyla, camici, İslamcı, partili olabilir. Bira ve Rakı içen cehenneme giderken,  işsiz bırakılmak istenirken; Viski içenler Kenti – Gemlik’i yönetmeye talip olabilir. Sözde gazeteci örneğinde olduğu gibi yağdanlıklar, sürüngenler ve asalaklar da aynaya bakma zahmetinde bulunmadan, vekil adayı bile olabilir… Bunlar da bir ihtimal-oldu ve yaşandı-tabii ki!…

Reis’in 2023 hedefleri var. Ama Reis bunları bilmiyor ve bunlar ona söylenmiyorsa, işi çok zor!… Üst taraf fikirlerle, olaylarla çabalarken, alt taraftakilerin halen kişiler üzerinde oynayıp, bunu siyaset diye yutturarak aynı ekibin içinde yer alması kitlesel bir partinin geleceği açısından iç karartıcıdır…

Sevdiğim bir kardeşim, geçtiğimiz hafta sosyal medya hesabında, üzgün emojisi de koyarak, “Şimdi seçim olsa Gemlik’te AKP kazanır!” diye yazdı… Dikkate alan da vardı, tartışan da, yorum yazan da çıktı, beğenen de…  Ben katılmıyorum buna… Bu sistemle, bu kadrolarla, bu hizipçilikleri ve çıkarcılıklarıyla aynı seçimler 10 kere daha tekrarlansa, CHP’nin ve Millet İttifakının adayı Mehmet Uğur Sertaslan 10 kere daha kazanır seçimleri. Üstelik büyük yatırım yapmasına, gösterişli açılışlar tertiplemesine de gerek yok!

Türkiye rekoru kırarak her hafta bir açılış veya temel atan Belediye Başkanı bile iktidar partisinin yanlış zamanda yerel düzeyde başına gelmiş, parti yetkilileri tarafından yok sayıldı, partililerinden toplumdan tek bir itiraz sesi bile yükselmedi. Mehmet Uğur Sertaslan’ın sosyal birlikteliği, sosyal barışı sağlam tutması bile yeter Gemlik’e… Ekonomik krizin, gizli partizanlığın, CHP’li Belediyelere yönelik gizli planların yapıldığı dönemde büyük beklentilere girmemek gerekiyor.

Hem Gemlik’i tanıyıp, bilmekle Gemlik’i Belediye Başkanı olarak tanıyıp bilmek arasında büyük farklar var. Henüz 125 gün oldu. Ekibini kuracak, kısa, orta ve uzun vadeli yatırım planlarını yapacak. Toplu Konut Meselesi çözülecek. KHK ile Gemlik’e verilen alanların planlaması yapılacak. Borçlar ödeme planına dâhil edilecek. Bir yıldan önce eleştirilmemesi gereken bir dönemde Mehmet Uğur Sertaslan…

Bir de etnik köken dedikodusu var ortalarda… Büyük bir demokratlık göstererek Encümene aldığı Ak Partili Aydın Bayraktar örnek gösteriliyor. Geçmiş dönemde encümene muhalif partiden kimse alınmıyordu çünkü!… Her ikisi de Gürcü kökenliymiş. İyi de Aydın Bayraktar’ı Mehmet Uğur Sertaslan seçmedi ki, Ak Parti ve MHP grubu onu aday gösterdi. Ak Parti Bursa Milletvekili Zafer Işık ile de arası iyiymiş ve Zafer Işık’ta Gürcü kökenliymiş… Gürcü İttifakı varmış!.. Ne güzel işte… Hem Mehmet Uğur Sertaslan için Belediye Başkanı olarak hem de Zafer Işık için Milletvekili olarak bu büyük bir şans değil mi?

Derelerin ıslahı, sağlık alanında baş gösteren ishal salgınının alt yapı temizliği ile pis kokularla birlikte önlenmesi, sinek-sivrisinek haşeratının kökten kurutulması, turizme yönelik yatırımlar, Gemlik’in müstakil üniversite olması, engellilere yönelik Avrupa Yatırım Bankası hibe kredili dev rehabilitasyon merkezinin yapımı, meydan kamulaştırmaları, okulların spor salonu ihtiyacı, kent müzesi, zeytin müzesi yapımları, tarihi evlerin restore edilmesi, otobüslerde kartın yetersiz bakiye olması durumunda alınan fahiş ücretlerin geri çekilmesi, ulaşım sıkıntısının çözülmesi, şehir içi, kumla, bursa otobüslerinde üst üste, sıkış, tepiş seyahat edilmesinin önüne geçilmesi, ilçenin kültürel; sanatsal yapısının değişimine yönelik çalışmalar, Gemlik Zeytininin tanıtımı, gelişimi, pazarlanması, Borsa’nın aldığı Coğrafi İşaret Belgesine sahip çıkılması, Balıkçılığın geliştirilmesi, deniz kirliliğinin azami ölçüde önlenmesi,  birlikte olabilse, her iki isim de ve Gemlik’te kârlı çıkmaz mı?

Ne hizmet yaparsan yap, hangi yatırımı hayata geçirirsen geçir, ne çok sosyal ve fiziksel sorunu var hep geçmişten, derinlerden gelen  değil mi Gemlik’in?!…

Bir de Mehmet Uğur Sertaslan’ın o harikulade genç ekibi ile birlikte hazırladığı projeleri var ayrıca… Balıkpazarı, Sahil Düzenlemeleri, Gemlik Girişinin ve Dereler Bölgelerinin rehabilitasyonu, Halk Market, Marina projesi, modern piknik alanları gibi… Tam sol ve sosyal belediyecilik gerçekleri. İlçenin bildik sözde solcu dinozor takımını aşabilse ki onları da öğrene tanıya aşacaktır; bunları da yaptığında kim tutar Mehmet Uğur Sertaslan’ı, kim tutar CHP’li Belediyeciliği, kim tutar Millet İttifakını… Hem Zafer Işık, Sosyal Demokrasiyi Sol Belediyeciliği öğrense, hem de Mehmet Uğur Sertaslan Zafer Işık nezdinde son iki yılda AKP içinde yaşanan hiziplerden, ikilemlerden, dedikodulardan, bölünmelerden, nihayetinde ortaya çıkan başarısızlıklardan ders alabilse, Gemlik için fena mı olur?

Bilerek, yaşayarak, tanıyarak, görerek ve tecrübe ederek yapılacak bir belediyecilik, Gemlik’in yararınadır. Hele bir de dört dörtlük, soldan, sosyal demokrasiden, yani adaletten, toplumculuktan ve kültürel yaşamda her kesimi kucaklayacak projeler ışığında olursa bu, Gemlik’in her yerinde işte o zaman bahar çiçekleri açar, o zaman Gemlik’e Uğurlu geldiği gibi Uğurlu devam eder diyorum.

Kavga ve hizip yerine dostluk iyidir. Mehmet Uğur Sertaslan, yeter ki, halktan yetki aldığı siyasi misyonunun ona yüklediği felsefeyi unutmasın… En az 14 yıl 8 ay daha adaletli bir sosyal demokrat-sol yönetim Gemlik’e çok yakışır…

Yazının özeti olarak, Che Guevera’nın sözünü hatırlatmak istiyorum. Bu; bu yazınında hamiş kısmı olacak çünkü:

“Hasta La Victoria Siempre”

Daima Zafere Kadar!…

Tüm okuyucularıma sağlıklı ve mutlu bayramlar diliyorum…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?