Devlet, İktidarlar ve Adalet

Merhaba sevgili okurlar

Oluşmaya başladıklarından bu yana çok farklı devlet tanımlamaları yapılmış olmasına rağmen çokta üzerinde anlaşılmış bir devlet tanımlaması olmamıştır.

O halde biz bu yapılan tanımlardan doğruya veya yanlışa bakarak karar vermek zorundayız

Öncelikle bu tanımlardan birkaçına göz gezdirelim

1-toprak bütünlüğüne bakımından örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık

2-niteliklerinden biri bazen egemenlik kavramıyla dile getirilen bir toplumu oluşturan insan bireylerinin üzerinde ve onlardan üstün bir varlık

3-bir coğrafya üzerinde tarihi bağlarla birarada bulunan insan kümesinin üzerinde egemenlik haklarının uygulandığı kurumlar üstü bir yapıdır

Yukarıdaki bu tanımlama ve bunlara yakın tanımlamaları çoğaltabiliriz ancak bütün bu tanımlamaların dışında  Sovyetler birliğinin kurucusu ve Rusya Kominist Partisinin ilk lideri  V.İ. Lenin’inde yaptığı bir devlet tanımlaması da vardır ki onu da değerlendirerek bizim hangi devlet tanımlamasına uyduğumuzu sonucuna bakacağız.

Ülkemizde birçok konuda Devleti eleştirmek veya eleştiriyi devlet üzerinden yapmak özellikle kendilerini milliyetçi ve ulusalcı olarak tanımlayan kesimlerin şiddetle karşı geldiği bir durumdur

Peki bu neden böyledir; çünkü onlara göre devlet adeta kutsaldır ve haksızlıkları adaletsizlikleri ayrıştırmaları yapan devlet değil siyasi iktidarlar veya iktidardaki kişilerdir, ancak unutulan bir konu vardırki o da hangi siyasi iktidar gelirse gelsin temsil ettiği yer Devlet’tir ve dolayısıyla da tüm uygulamalar devlet politikasını oluşturmaktadır.

Peki o zaman mevcut yasalardan bazılarını gözden geçirerek biraz daha derine inmiş olalım

Ülkemiz yasalarından da anlaşılacağı üzere genel olarak devlet din, dil, mezhep ayrımı yapmadan adalet, eşitlik ve özgürlük ön planda olmak kaydıyla vatandaşlarının rahat edeceği bir düzen kurmakla görevlidir.

Peki ülkemizde ki uygulamalara baktığımızda bu durum sonuç itibariyle gerçekten böylemidir diye bir soru sorduğumuzda Bu kapsamda yer alan yasalarımızdan sadece bir tane örnek ile açıklamamızı daha doyurucu bir hale getirebiliriz.

 

  1. Kanun önünde eşitlik

ANAYASAMIZDAN MADDE 10- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle

ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

*** EŞİTMİDİR? HAYIR…

(Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama

geçmesini sağlamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 12/9/2010-5982/1 md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik

ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.

***SAĞLIYORMU? HAYIR…

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/1 md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile

malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket

etmek zorundadırlar.

***EŞİTLİK İLKESİNE UYULUYORMU? HAYIR…

***

Sadece anayasamızdaki bir madde kapsamında yukarıda yer alan konulara baktığımızda yazılanlar  kulağa hoş geliyor ancak uygulamayı değerlendirdiğimiz de durum hemen hemen yüzde yüzde yüz tam tersinedir

İstisnalar kaideyi bozmaz sözünden de yola çıkarak vatandaşın devlete karşı görevleri gereği vatandaş olarak  devlete karşı görevlerimizi yerine getiriyoruz ve devletin ayakta kalmasını sağlayan en önemli görevi yapmış oluyoruz

Peki devlet vatandaşına karşı görevlerini yerine getiriyormu?

Temel konularda

*** eşit eğitim, eşit sağlık, barınma hakkı, eşit iş olanağı , eşit sosyal yardım vb. varmı? HAYIR…

Bir ülkede uygulanan adalet o ülkede barışın, eşitliğin ve huzurun  temel taşını teşkil eder

Dünya da kaçtane ülkede siyasi iktidarlar değiştikçe hemen ardından ülkedeki sağlık, eğitim, vergi, şehir planlamarı, ve bunlara benzer can alıcı yaşamsal konularda saçma sapan değişimler ve adeta düşmanın uğraşsa bu hale getiremez diyebileceğimiz değişiklikerle karşı karşıya kalıyoruz.

Adalet konusunu ele aldığımızda her alanda adeta tam tersi gerçekleşmektedir örneğin kadın cinayetleri ve tecavüzlerinde çocuk tecavüzlerinde ve öldürülmelerinde , gerçekleşen bombalı saldırılarda , toplu katliamlarda mahkemelerin verdikleri kararlar ülkemizdeki  adaletsizliğin en önemli somut delilini oluşturmaktadır.

Evet sadece mevcut siyasi iktidar değil geçmişten günümüze tüm siyasi iktidarların bu konularda ki olumsuzlukları mevcuttur peki sorumlusu kimdir bu yanlış ve adaletsiz uygulamlarla bir devlet politikası oluşmuş olmuyormu ve bu durumda devletin görünmez bir kutsallığı mı var.

kuşkusuz devlet tartışması felsefenin önemli başlıklarından biri olageliyor. Daha antikçağda son derece detaylanmış bir devlet tartışmasına tanık oluyoruz. Ama bu tartışmanın ana doğrultusu daha yetkin, kusursuz devletin ne olduğunu bulmaktır. Başka bir ifadeyle, “ideal devlet”in nasıl olacağını anlatan bir tartışmadır bu. Devletin aynı zamanda bir ezici iktidar aygıtı olduğunun tartışılmaya başlaması daha yakın zamanların işidir.

Ancak devletin bu baskıcı yanının düşünülmeye başlaması, bu baskıdan kurtulmak nasıl mümkündür tartışmasına dönüşmüyor.

En iyi ihtimalle baskının nasıl sınırlanacağı düşünülüyor. Dolayısıyla burada da asıl doğrultu devletin daha da yetkinleştirilmesidir. Devletsiz toplumlar insanlığın “barbarlık” dönemi olarak adlandırılıyor. Buna karşı devletin ortaya çıktığı toplumlar da “sivil” olarak adlandırılıyor. “Sivil toplum”, insanlar arasında bir sorun çıktığında başvuracakları bir kurumun olduğu toplumlar olarak tanımlanıyor.

İşte insanların kendi aralarındaki sorunları çözmek için başvuracakları bu kurumların en yetkini, en üste duranı da devlet oluyor.

İşte tamda bu noktada bakalım Lenin devleti nasıl tanımlamış,

***Devlet, sınıf karşıtlıklarının uzlaşmazlığının bir ürünü ve tezahürüdür. Sınıflar arasındaki karşıtlıklar nesnel olarak uzlaştırılamadığı ölçüde, her yerde ve her zaman devlet ortaya çıkar. Tersinden söylersek, devletin varlığı, sınıf karşıtlıklarının uzlaşmaz olduğunun bir kanıtıdır.’

Devlet; bir sınıfın diğer bir sınıf üzerindeki egemenliğini sürdürebilmesi için kullanılan bir baskı aracıdır (V.İ.Lenin)

Sizce ülkemizdeki devlet yapılanması bu tanımlamalardan hangisine uyuyor?

Saygılarımla…

Devlet, İktidarlar ve Adalet” için bir yorum

  • Ağustos 9, 2019 tarihinde, saat 1:36 am
    Permalink

    Ben yaptım oldu devleti var.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: