• DOLAR
    5,8436
    %0,53
  • EURO
    6,5108
    %0,73
  • ALTIN
    277,64
    %0,61
  • BIST
    7,7974
    %0,49
PENCEREMDEN

PENCEREMDEN

…SORGULAYAN GEMLİKLİ

Geçen haftaki köşe yazımı okuduysanız o yazıda bundan sonra kaleme alacağım yazılarımın temel formatının ağırlıklı olarak Gemlik olacağını yazmıştım. Dolayısıyla bu haftaki yazımda Gemlik’le ilgi olarak çok yönlü bir analiz yapmak istiyorum. Buna Gemlik hakkında hasbıhal etmek de denilebilir. Lafı uzatmadan konuya girelim. Sıradan bir Gemlikliye, Gemlik denildiğinde aklına ilk olarak ne gelir? Diye sorulduğunda gelen cevap tartışmasız “ZEYTİN” olacaktır. Aynı soruyu tekilden çoğula çevirip, Gemlik denildiğinde aklına neler gelir? Diye sorulduğunda sıradan bir Gemlikliyi bilmem ama düşünüp sorgulayan bir Gemlikli kısa bir duraklamanın adından, imara açmaya başladığımız zeytinlikler, fabrikalar tarafından kirletilmiş olsa da girmeye devam ettiğimiz deniz, miktar ve çeşit olarak azalmış olsa da balık, sanayi alanına çevirdiğimiz o güzelim Gemsaz mevkii, inşaatını bir türlü bitirip te hizmete açamadığımız Terme kaplıcası, Umurbey’de yapılan stada adını bile vermeye layık bulmadığımız merhum Cumhurbaşkanımız Celal Bayar’ı sayabilir. Hatta bu listeye insan elinin müdahale edememesi sebebiyle akşamüzeri Armutlu bozburun tarafındaki güneşin batışını seyretmek fiilini de ilave edebilir.

Herkes bu listeyi kendi bakış açısına göre çeşitlendirip artırabilir de. Mesela kimisi diyebilir ki ihtiyaca binaen her köşe başında açılmış kahvehaneleri, tükürmeye kıyamadığımız tertemiz sokakları, her kesime hitap eden kütüphaneleri, sanat evleri ve tiyatroları, korunan ve aslına uygun olarak ihya edilen Balıkpazarında ki tarihi evleri, turist kaynayan çarşılarımızı, gerçekten ihtiyacımız olan yeni çarşı camisini yapmak üzere daha önceden sahte rapor vermekten tutuklanan sözüm ona bilim adamları eliyle çürük raporu alarak yıktığımız sağlam belediye binasını, müthiş planlama ve ticari öngörü üzerine kazanç rekorları kıran milyonlarca lira harcadığımızı AVM binasını, bir tarafta koca koca yük gemilerin yanaştığı limanları, serbest bölge ve sanayi tesislerinin bulunduğu sahili ve bunun karşısında ise bu fabrikaların ve bu gemilerin atıkları ile kirlenmeye başlamış olmasına rağmen hala güneşlenebildiğimiz Kumla sahili ve kumsalı diyebilirler.

Görüldüğü gibi geldiğimiz nokta itibarıyla Gemiliğimiz yaşanabilirlik açısından garip bir çelişki halinde. Dudak büküp yavaş yavaş kafa salladığınızı görürü gibiyim.  Sahi Gemlik bu hale nasıl geldi, daha doğrusu bu hale nasıl getirildi. Bu tespite verilecek en klasik söz, “Gemlik’i hep birlikte bu hale getirdik. Bu inandırıcı ve gerçekçi bir cevap olamaz. Kendi adıma söylüyorum Gemlik’in bu hale gelmesinde benim en küçük bir dahlim yok. Üstelik Gemlik Belediye Meclisinde görev yaptığım süreçte bahsettiğim yanlışlıkların önüne geçmek için imkânlarım ölçüsünde, yani düşünce ve öneri bazında gayret ettim. Meclis tutanakları bunun cansız şahitleridir. Gemliğin bu hale gelmesinin sebebinin cevabı ise çok basit. Hemen söyleyeyim. Gemliğin bu hale gelmesindeki ana sebep temiz, sakin ve ölçülü yaşamak yerine kirli, hareketli ve sınırsız yaşamak arzusu denilebilir. Ne alaka? Diye sorabilirsiniz. Anlatayım,

Gemliğe ilk gelişim nereden baksan 50 yıl öncesine dayanır. Bu ziyaretim öğrencilik yıllarında ve sadece bir tesadüf eseri olmuştu. Arkadaşlarımla gezmek amaçlı İstanbul’dan Bursa’ya gelirken Gemliğe uğramış ve ne yalan söyleyeyim o günkü bakışımla buraya hayran kalmıştım. Sahildeki kayıklar ve körfezdeki balıkçı tekneleri, bugün ki engelsiz kafe bölgesindeki Karsak deresinin ağzında denize girip şambrel lastiklerle yüzmeye çalışan ve kahkaha atan çocuklar hala gözümüm önünde. Aklımda kalan diğer iki görsel unsur ise birisi Atatürk’ümüzün yadigârı Suni İpek’e ait uzun fabrika bacası diğeri ise sonradan öğrendiğim kadarı ile Gemlikli Alemdar ailesinin sahip olduğu sabun fabrikasına ait baca. Bu arda Balıkpazarı’nda ki otantik ortamda aklımda kalan güzelliklerden bir diğeri. Bu gün böyle mi? Keşke, böyle diyebilsem. Ama biliyoruz ki benzeri çok şeyde söylediğimiz gibi artık bu günkü Gemlik o günkü Gemlik değil.  Gemliğin o eski bakir dönemlerinde zemini düz ve yakını kıyı olan yani en güzel yerlerini sanayileşmeyi teşvik ediyoruz safsatası ile ucuz paralarla sermaye gruplarına satarak veya sattırarak o güzelim yerleri yeşilden siyaha çevirten kendinden menkul insanlar bunun ilk müsebbipleridir. Sanayinin olduğu yere göçün gelmesi, göçle gelenin ağırlıklı olarak işsiz, fakir ve cahil olması, işsiz fakir ve cahilin geldiği yerde kaçak yapılaşma olması, kaçak yapılaşmanın olduğu yerde çarpık kentleşmenin ortaya çıkması, çarpık kentleşmenin olduğu yerde rant oluşması, rantın olduğu yerde siyasetin ve ne yazık ki ülkemize has siyaset ve siyasetçinin olduğu yerde ise bugünkü Gemlik tablosunun ortaya çıkması elbette kaçınılmaz. Sizce öyle değil mi. Anlattığım bu süreçte sanayileşmede ilk karar verenler yani sanayileşmeye aracı olanlar kazandı ama sonuçta Gemlik hem o gününü hem de geleceğini kaybetti. İstisnaları saymazsak o günkü zenginler yine zengin ama göçle gelenlerin büyük bölüm yine fakir. Kirlilik ve çarpıklık ise işin cabası. Buradan zengin karşıtı olduğum falan da sakın anlaşılmasın. Karşıtlığım para uğruna güzelliklerin hebasının yanlışlığına vurgu yapmaktır. Bu süreç 40-50 yıl önce başladı ama korkarım hala devem edecek gibi görünüyor.

Öyle ya, içinden geçtiğimiz son 10 yıllık dönemde Gemliklilerin bilgisi dışında yapılan Gemliğin geleceğe yönelik büyük ölçekli planlama çalışmalarında turizmden hiç bahsedilmediği gibi aksine bugünkü Gemliğin neredeyse tümü sanayi ve depolama alanları olarak hedefleniyor. Bunun temel nedeni alansal olarak kapasitesi daralan başta İstanbul olmak üzere yakın çevresi. Dolaysıyla bu bölgenin büyük sermaye grupları ellerini ovuşturarak Gemliğe el atmak için uygun zamanı beklemedeler.

Hatırlarsınız geçtiğimiz dönemde birileri tarafından “ Gemlik yamaçlara taşınacak” diye bir mesaj verilmişti. Elbette bu söz tesadüfen söylenmiş bir söz değil. İşte o söz bahsetmiş olduğum büyük ölçekli planlamanın öncü işaretiydi.  Tabi göçle gelip ovaya yerleşen dar ve orta gelir grubu insanlar, öngörülü ve akıllı siyasiler sayesinde olayı fark etmiş ve bu kötü sürece verdikleri siyasi kararla şimdilik virgül koydular. Bekleyip göreceğiz. Gemlik bu günkü haliyle mi kalacak, ileriye mi gidecek yoksa daha da mı kötüye gidecek. Kim bilir akıllı ve Gemlik seven siyasiler sayesinde kötü gidiş durdurulup, bir nebzede olsa iyiye doğru geri dönüş olabilir. Bekleyip hep birlikte göreceğiz. Kalın sağlıcakla…

Sosyal Medyada Paylaşın:
Önceki Yazı
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

1 Yorum

  1. Gerçek vatansever, Gemlik sever , bilinçli ve sorumlu arkadaşım Osman Doğana bu anlamlı yazısı İçin teşekkür ediyorum. Aynı kulvarda görünmesek de , birçok konuda fikir birliğine varabildiğimiz ender siyaset insanı . Gemlik onunla çok şey kazanıyor.Emeğine sağlık arkadaşım.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?