• DOLAR
    5,8125
    %-0,01
  • EURO
    6,4729
    %0,14
  • ALTIN
    276,07
    %0,90
  • BIST
    7,7563
    %-0,04
ARZU NESNESİ

ARZU NESNESİ

Yeni güne Merhaba ;

Ben retorik ve slogan ile derdimi anlatamıyorum …

Hiç öyle bir becerim olmadı …

Genelde sloganla düşünenler müthiş avantajlıdır toplumda…

Ama DÜŞÜNCE sloganla olmaz …

Bu sebeple burhan’i (delil,ispat ve belki bilimsel )yolu deniyorum.

Oda muhatabımı uyutuyor, esnetiyor…

Okuyucu uzatma diyor…

Bu konuda ne düşünüyorsun, bir kelime ile söyle diyor …

Bu fakir bir kelime ile nasıl anlatsın diyorum …

Yani bir kelime ile siyasetin sosyolojisini,demokrasi teorisini , Marxist iktisadı,kamu tercih teorisini,yolsuzluğu, imar rantını,devleti, iktidarın metafiziğini nasıl anlatayım…

Olmaz yahu!

Ben siyasetçi değilim ki .

Onun toplumda karşılığı var benim ise hiç yok .

O iki kelime ile toplumu ikna ediyor, ben edemem ki !

Bu yüzden haddimi biliyorum .

Bana ilk itiraz; “uzun yazı okumam” diyen o bilge(!) genç ten gelmişti …

BİLGİ; tasavvufta “Vehbi”(bir tür vahiy) dir.

Merhum Nursi’nin şakirtleri böyle inanır, ona ilmi HZ.Ali verdi derler .

Bende ise “kesbi(çalışarak, okuyarak )…

Emeksiz “bilgi” yok …

Hatta bilgi ile malumat arasındaki ince ayrımı öğrenmek için harcadığım onca mesai sonrası bu bile şüpheli.

Bilgi bambaşka bir şey.

Bizdeki ise belki malumat .

Malumat,basit bilgisizliği(cehl-i basit) giderir.

Fakat cehaletin en korkuncu cehl-i Cehl-i muk’ap ve cehl-i mürekkebi asla gidermez …

Onun için gerçek bilgi gerekli …

Yani bilmek isteyenle(özne /suje ),bilinmesi istenen,bilinmek isteyen ŞEY(Nesne /obje )…

BİLGİ; suje -obje arasındaki üretim den meydana gelen ÜRÜN dür…

***

Düşünüyorum !!!

ÖYLEYSE ben yokum…

Dünyanın en tehlikeli işidir düşünmek …

Düşman kazanmaktır.

Erdem ahlakını anlatabilmektir …

Kapalı toplumda felsefe yapılmaz …

Mantık anlatılmaz,mantık kuralları işlemez …

Demagoji ve safsata etkilidir.

(Alev Alatlı’nın safsata kılavuzu veya Arthur Schopenhaurun ERİSTİK DİYALEKTİĞİ çok önemlidir )

ASABİYET üzerinden,ister dini, ister ırki söylem ile halkı çoşturursunuz.

Yani sebep veya nesep asabiyeti(ibn Haldun)etkilidir .

Retorik; siyaset yapıcısının baş vurduğu en etkili ikna yoludur.

Çünkü “din” anlam yükler, ama asla açıklamaz …

Riski yoktur.

Sürekli öğüt verirsiniz.

Kimse size ;peki ya sen,demez …

Milliyetçi söylemde böyledir…

Maksimalist talepler,çözüm üretmeyen çatışmacı diyalog şarttır.

Mecbursunuzdur.

Çatışma varsa siz varsınızdır.

Çünkü retorik üzerinden konuşmak zorundasınızdır.

Çatışmanın olmadığı yerde, tehdit ve tehlikenin olmadığı yerde, özetle barışın ve huzurun olduğu yerde size ihtiyaç yoktur.

Necip Fazıl Merhumun dediği çok doğrudur…

“Ey düşmanım sen benim ifadem ve hızımsın,

gündüz geceye muhtaç bana da sen lazımsın.”

N.F K

***

Diyaloğun en kötüsü “diyalektik” olanıdır.

En insani ve iman’i olanı “diyalojik” olanıdır.

Dindar ve milliyetçi daima diyalektik(çatışmacı) yolu seçer..

Asabiyet ile var olmak(iknası için mutlak çatışma gereklidir) …

***

Ya SONRA !

Neden diyorum!

Niçin bu öldürücü yıkım ?

Tek bir iddiaya odaklanmak, hakikat penceresinden den süzülen ilk ışıkların önce senin dünyana uğradığına inanmak …

Hayır bu ahmaklık …

Her şeye tek noktadan bakmak,tek bir şeye angaje olmak …

AKP’ li olarak bakmak ;

veya ;

CHP’li

MHP’li

Sosyalist

Kemalist

Mezhebi

Tarikat,vs, vs, vs ile tüm karmaşık sosyal süreçlere bakıp anlamak …

Bu mümkün değil !

“Angaje aydın” tavrı bu olsa gerek…

Hayır bu ahmaklık …

Gençler,size yalan söylüyorlar doğru tek değildir .

Üç tip düşünce tarzı içindeki; sosyolojik düşünce, diğer iki düşünce tarzı olan mekanik ve normatif düşünceden çok farklıdır.Toplumsal meseleler sosyolojik düşünce tarzının konusudur.(Fransız düşünürü Destut Detracy)

Bu sebeple ancak normatif olan HUKUKTA veya mekanik işleyen Mühendislikte DOĞRU tektir.

Sosyolojik düşüncede doğru tek değildir …

***

Peki nedir bu kavga, niçin,neden? …

Üstelik öleceğini bilen TEK canlı insan değil mi ?

Ne olacak ?

Makam,mevki, güç …

***

ARZU NESNESİ …

Zizek ;Arzu nesnesini anlatır …

Verdiği örnek çok çarpıcı …

İstediğimizi,düşündüğümüz şeyi aslında arzu etmiyoruz …

Bu çok önemli.

Kısa bir süre sonra bunların hiç birinin işlevsel olmadığını görürsünüz …

Sonra tüketim nesnesine yönelme ARZUSU belirir içinizde …

Muhtar olmak istersiniz …

Belediye başkanı, milletvekili, bakan,cumhurbaşkanı …

Ya sonra!

Ne bileyim; mesela çok zengin olmak, tanınmak, şöhretli olmak …

Vali olmak, savcı olmak …

Kolay değil!

İnsanlar aracınızın ön camındaki STİCKER’İ, yanınızda ki korumaları gördüğünde korkmalı, titremeli.

Allahın evine girerken paldır küldür giren adam, senin odana girerken bin kez düşünmeli, seni kızdıracak neler ise hepsini tek tek düşünmeli, ama en başta kapıyı vurmadan içeri girilmemesi aklına düşen ilk İKAZ olmalı …

Veya dünyanın en güzel kızı, kadınıyla evlenilmesi veya dünyanın en yakışıklı adamı ile …

Arzu nesnesi bu…

Ya SONRA ?

Marksist FİLOZOF Slavoj Žižek şöyle örnekler …

“birisiyle evliyim ve aramız çok kötü. Birde metresim var. Sürekli evli olduğum kişinin YOK olmasını düşünüyorum.

Hayalini kuruyorum ..

Ama KATİL de değilim .

Ama diyelim ki eşim beni bırakırsa, ben metresim le yeni bir hayatın kapılarını açabilirim …

Daha sonra bir nedenle eşiniz giderse ki tüm istediğiniz bu olduğunu sanıyordunuz, ama bir bakıyorsunuz ki artık buna ulaşmışsınız, daha karmaşık durum ortaya çıkıyor…

Yani istediğinizin metresinizle bir arada yaşamak olmadığını da anlıyorsunuz …

onu ,hayalini kurduğunuz uzak bir arzu nesnesi olarak tutmayı ettiğinizi unutuyorsunuz …

idea ediyorum ki işler böyle yürüyor” …

***

İnsan her şeye kavuşuyor …

Paraya…

Mevkiye…

Statüye…

Ya sonra!! …

O tabuta gönülden omuz verecek kaç gözü yaşlı adam olacak? …

Eğer hiç kimse ise…

Yemişim senin şöhretini…

Sosyal Medyada Paylaşın:
Önceki Yazı
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?